
Diyarbakır Barosu, Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda "Dil Hakları ve Kürt Meselesi" paneli düzenledi. Panele, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Gazeteci-Yazar Cengiz Çandar, Akademisyen Mesut Yeğen, Diyarbakır Barosu avukatları ile çok sayıda kişi katıldı. Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin Kürtçe ve tekçi devlet anlayışı karşılaşmasını özetlediği açılış konuşmasının ardından Doç. Vahap Coşkun'un moderatörlüğünde "Dil hakları" oturum yapıldı. Konuşmacılardan Artuklu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Kadri Yıldırım, Kürtlerde anadilde eğitimin Ehmedê Xanî ile başladığını anımsattı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın Zazalar hakkında yaptığı konuşmada Zazaları Kürtlerden farklı göstermeye çalıştığını hatırlatan Yıldırım, "Sayın bakan ile basının da önünde acil bir randevu talep ediyoruz. Zazakî'nin Kürtçenin bir kolu olduğunu söylemek örgüt propagandası, diyorlar. Aynı şeyi Evliya Çelebi de söylüyor, Atatürk de söylüyor. Bunların hepsi örgütün çıkacağını mı biliyorlardı" dedi. Evliya Çelebi'nin Bingöl'e geldiğini kaydeden Yıldırım, Evliya Çelebi'nin Zazaları Kürtlerin bir kolu olarak yazdığını söyledi. Tüm bunları Milli Eğitim Bakanı'na göndereceğini kaydeden Prof. Yıldırım, AKP Hükümeti'nin anadilde eğitim hakkına ilişkin politikalarını eleştirdi. Prof. Yıldırım, "Anadilde eğitim 5. sınıfta verilmeye başlanıyor. Bu pedagojik olarak yanlış. 1. sınıftan itibaren verilmesi gerekiyordu. Ben böyle muhafazakarlığı anlamıyorum. Bu anadil konusu Kur'an-ı kerim'de de var. 'Herkes anadilde eğitim hakkını alabilir, ancak Kürtlere yasak' diye bir şey demiyor. Böyle muhafazakarlık olmaz" şeklinde konuştu.
Kürdistan devleti de olacaktır
Konferansın öğleden sonraki oturumunda, "Kürt meselesi" tartışıldı. Oturumun moderatörlüğünü Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi yaparken, İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mesut Yeğen, KONDA Araştırma Şirketi'nden Bekir Ağırdır ve Gazeteci-yazar Cengiz Çandar konuşmacı olarak katıldı. Çandar, konuşmasına Kürtçe başladıktan sonra Türkçe olarak devam etti. Ortadoğu'da Filistin'in hep can alıcı konumda olduğunu belirten Çandar, "Her şey bunun etrafında tartışılıyor. Biz de ise Türkiye'de olduğu vakit Kürtlerdir. Tabii Başbakan'ın ufku geniş olduğu için Gazze'yi de görüyor. Türkiye'nin Suriye'ye ilişkin politikaları sorunlu ve soru işaretli bir hal almaya başladı" dedi.
Suriye'de şu an iki gücün olduğunu kaydeden Çandar, "Kürt Yüksek Konseyi'ndeki 10-12 partinin büyüklüğü bu salon kadar. Ancak PYD hem güçlü hem de elinde silahı var" diye konuştu. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Suriye'deki duruma ilişkin bir gazeteye söylediklerini eleştiren Çandar, şunları söyledi: "Savaşta ilk kaybedilen insanlar değil, gerçekliktir. Yalanın, gerçek gibi söylenmesi, bir düşünce tarzı gibi ifade edilmesi tehlikelidir. Sen Selahattin Demirtaş ile görüşüyorsun. PYD ile niye görüşmüyorsun? Salih Müslim ile Kürt Konferansı'nda görüştüm. Telefon numarasını istedim. Bana '3 numaram var. Dur telefona bakayım' dedi. Ben de 'tamam üçünden birinde seni yakalarız' dedim. Telefonunu çıkardı. Abdullah Öcalan'ın resmi var. Bu bile Salih Müslim'in buralı olduğunu gösteriyor."
Kürt Yüksek Konseyi ile PYD'nin anlaşması halinde Türkiye'nin zorlanacağını belirten Çandar, "Ya Suriye'deki Qamişlo'yu Kandil gibi bombalarsın ve Cizre'de, Nusaybin'de yaptığın gibi 'KCK operasyonları'nı düzenlersin. Türkiye'de yaptığın yanlışı Suriye'ye taşıyorsun. Yok 'PYD rejim ile uzlaşmış' diyorsun. Adamlar 2004 yılında Qamişlo'da rejim ile boğaz boğaza gelirken, sen onlar ile tatil yapıyordun. Bu yanlış bir bilgidir. Eğer Filistin devleti olacaksa Kürdistan devleti de olacaktır" dedi.
AMED