Türkiye’de 385 Ceza ve İnfaz Kurumu’nda Kasım 2018 itibarıyla 260 bin 144 tutsak var. Aralık 2018 itibariyle 431 bin 990 kişi de denetimli serbestlik kapsamında dışarıda tutukluluk yaşamaktadır.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilişi dolayısıyla “İnsan Haklar Haftası” olarak kutlanan 10-17 Aralık tarihleri, Türkiye’de son yıllarda bir kutlamadan öte her geçen gün artan hak ihlallerinin dile getirildiği bir hafta durumunda. ‘Tek adam’ rejiminin hakim olduğu ülkede, son birkaç yılda ilan edilen OHAL ve çıkarılan yasalar, ‘diyalog süreci’ne son verilmesiyle derinleştirilen savaş politikaları ve yol açtığı yıkım, ifade ve düşünce özgürlüğünün önünde set oluşturan yasaklar, en küçük iktidar eleştirisi karşısında girişilen gözaltı ve tutuklamaların yanı sıra sokağa iyice hakim olan devlet şiddeti ve buna dönük cezasızlık pratiği kapkara bir tablo oluşturmuş durumda.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve (THİV) İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70. yıldönümü nedeniyle 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası’nın başlangıcı nedeniyle Sultanahmet Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Türkiye’de insan hakları ve demokrasi sorununun büyüdüğünü söyledi. Yoleri, ”İki yıllık OHAL uygulamaları ve Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile bir yandan yurttaşlar ‘haklara sahip olma hakkı‘ndan mahrum bırakılırken diğer yandan hem toplumun üyeleri arasındaki ilişki hem de yurttaş ile devlet arasındaki ilişki, insan haklarına dayalı demokratik bir ilişki olmaktan çıkarılmıştır. Toplumun eşitlik ve adalet duygusunun şiddetli bir erozyonuna yol açan bu durumun 2018 yılında da sürdüğünü görüyoruz. Esnek, güvencesiz çalışma ve iş cinayetleri çalışanların adeta kaderi haline gelmiştir. Kadınların kazanılmış haklarını geri almaya yönelik düzenleme ve saldırılar, LGBTİ+ hareketine yönelik dışlama, baskı ve engeller, ülkede milyonlarca mültecinin haklardan mahrum bırakılarak yok sayılması, farklı etnik ve inanç gruplarının taciz edilerek ayrımcılığa maruz bırakılmaları, insan hakları savunucularına ve hak mücadelesi veren kesimlere yönelik giderek artan baskılar insan hakları değerlerinin toplumsal yaşamdan tümüyle tasfiye edilmeye çalışıldığının açık göstergesidir” dedi.

OHAL kalıcılaştırıldı

Yoleri, OHAL sürecinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin ise şunları dile getirdi: ”Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, masumiyet karinesi,  adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı, düşünce ve kanaat özgürlüğü, İfade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, özel hayatın ve aile hayatının gizliği ilkesine saygı, akademik özgürlük ve çalışma hakkı başta olmak üzere hak ve özgürlüklerin daraltılıp iktidarın yetkilerini sınırsızca genişleten maddeler ile OHAL kalıcılaştırılmıştır. Siyasal iktidarın içeride ve dışarıda şiddeti esas alan politikaları yine 2018 yılında yaşanan yaşam hakkı ihlallerinin başlıca sebebini oluşturmaktadır. Öte yandan yaşam hakkı ihlalleri, sadece devletin güvenlik güçleri tarafında gerçekleştirilen ihlaller ile sınırlı değildir. Üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen fakat devletin, ‘önleme ve koruma’ yükümlülüğünü yerine getirmeyerek neden olduğu ihlalleri de kapsamaktadır.

İhlaller çok ciddi boyutta

 Adalet Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’de 385 Ceza ve İnfaz Kurumu’nda Kasım 2018 itibarıyla 260 bin 144 mahpus bulunmaktadır. Aralık 2018 itibariyle 431 bin 990 kişi de denetimli serbestlik kapsamında dışarıda tutukluluk yaşamaktadır. Halen 3 bin çocuk cezaevinde. 743 çocuk ise anneleri tutuklu olduğu için cezaevinde büyümek zorunda. Özellikle OHAL ilanıyla birlikte siyasal iktidarın basın üzerindeki kaygı verici boyutta artan baskı ve kontrolü 2018 yılında da sürmüştür. Düşünce ve ifade özgürlüğü alanında çok ciddi ihlaller yaşanmıştır. Bu yıl içinde de gazeteci, yazar, insan hakları savunucusu vb. çok sayıda kişiye davalar açılmış, tutuklamalar olmuş, dergi ve kitaplar toplatılmıştır.”

Konuşmaların ardından açıklama sona erdi.

Kürt sorunu çözülmeyince

İHD Antep Şubesi de gün dolayısıyla Yeşilsu Parkı’nda açıklama yaptı. İHD Şube Başkanı Yergin, Kürt sorununun ülkedeki sorunların ana kaynağı olduğunu hatırlatarak, “Kürt sorununun çözülmeyişi sorunları kronikleştiriyor” dedi. İnsanlığın yaşadığı krizden çıkmasının tek yolunun evrensel beyannamenin içerdiği ilke ve değerlere sahip çıkmak olduğunu ifade eden Yergin, şöyle konuştu: “Türkiye temel sorunlarını çözmek yerine gittikçe otoriterleşiyor. Ülke içi ve dışında yürütülen savaş politikaların bir sonucu olarak ülke siyasal, kültürel ve ekonomik ağır bir krizi yaşamaktadır.”

Sürekli hak ihlali üretiyor

İHD İzmir Şubesi ve TİHV İzmir Temsilciliği, Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) ve KHK ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), insan hakları haftası etkinlikleri kapsamında ortak basın açıklaması yaptı. İHD Yönetim Kurulu üyesi Ali Aydın, Türkiye’nin Kürt sorununu çözemediği için demokratikleşmesini sağlayamadığı ifade ederek, tersine tek kişi yönetimine dayalı otoriter bir başkanlık modeline geçtiği ve bunun da sürekli hak ihlali ürettiğini söyledi. Aydın, Ege bölgesindeki hak ihlallerini anlattı.

İşçi ölümlerinde birinci

Türkiye, Avrupa Birliği raporlarında işçi ölümlerinin en fazla yaşandığı ülke sıralamasında ilk sırada yer alıyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verileri, 2018 yılının ilk 11 ayında en az bin 797 işçinin hayatını kaybettiğini gösteriyor.

Özgür olmayan ülke

ABD merkezli düşünce kuruluşu ”Freedom House” tarafından açıklanan ”2018 Dünyada Özgürlükler Raporu”nda, son 10 yılda ”özgürlüklerin en çok azaldığı ülke” olarak tanımlanan Türkiye, ”kısmen özgür” kategorisinden ”özgür olmayan ülkeler” kategorisine geriledi. Raporda, ifade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan sıkıntılara özellikle dikkat çekildi.

19 ayda 393 kadın cinayeti

Kadına şiddet ve kadın cinayetleri, Türkiye’nin insan hakları karnesinin karanlık yüzünde yer alan can alıcı sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Öte yandan, kadın cinayetleriyle ilgili resmi veri uzun süredir açıklanmıyor. Fakat İçişleri Bakanlığı bu sene sessizliğini bozarak ilk kez kadın cinayetlerine ilişkin rakamı kamuoyu ile paylaştı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verilen cevapta, ilgili birimlere gelen başvurulara göre, 2017 yılında 133 bin 809, 2018 yılının ilk 7 ayında ise 96 bin 417 kadının şiddete maruz kaldığı açıklandı. Son 19 ayda ise şiddet mağduru kadınlardan 393’ünün hayatını kaybettiği belirtildi.

Hak ihlalleri cezasız kalıyor

DW Türkçe’ye konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Türkiye’de son dönemde ağır hak ihlalleri yaşandığını ancak bu ihlallerin cezasız kaldığını vurguluyor. ”İşkence yapanların korunması için düzenlemeler yapılan bir Türkiye’deyiz. Cezasızlık yasal hale getiriliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları tanınmıyor” dedi. Prof. Fincancı, ifade özgürlüğünü kullananların ”terörist” ya da ”terörle iltisaklı” addedilerek gözaltına alındığına ve haklarında dava açıldığına dikkati çekiti. Cezaevlerinde çok ciddi hak ihlalleri yaşandığını ifade eden Fincancı, ”Temel gereksinimlerin karşılanması konusunda önemli sorunlar var. Ağır tecrit koşulları var. Bağımsız insan hakları örgütlerinin cezaevlerinde izleme çalışmaları sınırlanıyor, tehdit altında bırakılıyorlar” şeklinde konuştu.

 

HABER MERKEZİ

 
 

OHAL döneminin özet hali

 

21 Temmuz 2016’dan başlayarak 18 Temmuz’da sona eren OHAL koşullarında tespit edilen hak ihlallerin bir kısmı şöyle:

  • 23 Temmuz 2016’da yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile gözaltı süresi 30 güne çıkarıldı, 27 Temmuz’da yürürlüğe giren 668 sayılı KHK ile gözaltının ilk 5 gününe avukat ile görüş yasağı getirildi. Bu uygulama 6 ay boyunca kesintisiz uygulandı.
  • OHAL süresince çıkarılan KHK’larla 135 bin 147 kamu görevlisi kamu görevinden çıkarıldı. Kapatılan özel kuruluşlarda görev yapan ve çoğunluğu öğretmen olan 22 bin 474 kişinin çalışma izinleri iptal edildi.
  • OHAL süresince büyük çoğunluğu HSK kararı olmak üzere AYM kararı ve askeri hakim savcılar için YAŞ kararları ile toplam 4 bin 395 hakim ve savcı ihraç edildi.
  •   Kapatılan özel sağlık kuruluşu 48.
  •  Bu süre içerisinde devlet tarafından el konularak kayyum atanan şirket sayısı 985 olup bunların ekonomik büyüklüğü 41 milyar Türk lirası civarında. Buralarda çalışan işçi sayısı 49 bin 587 kişiydi.
  •   OHAL süresince çok sayıda gazeteci tutuklandı, halen 175 gazeteci tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde tutuluyor.
  •   OHAL süresince bin 607 dernek, 9 sendika ve 375 sivil toplum kuruluşu kapatıldı.
  •  Adalet Bakanlığı resmi istatistiklerine göre 2016’da Cumhurbaşkanına hakaretten yani TCK 299. Maddesi’nden dolayı 4 bin 187 kişiye dava açılmışken bu sayı 2017’de 6 bin 33 kişiye yükseldi.
  •  Türklüğe hakareti düzenleyen TCK 301. Maddesi’nden ise 2016 ‘da 482 dava açılmışken bu sayı 2017’de 753 kişiye yükseldi.
  •  Yasa dışı örgüt propagandası yapmaktan dolayı 2016’da 17 bin 322 kişiye dava açılmışken bu sayı 2017’de 24 bin 585 kişiye yükseldi.