
Türkiye’de güncel en büyük sorun tutuklanmalar; insanların daha mahkemeye gönderilmeden haklarında önceden tutuklama kararları verilmesi. Bir başka sorun da duruşmaların oldukça geç yapılması ve mahkemelerin karar vermelerinin zaman alması. İnsanlar aylarca cezaevlerinde yattıkları halde neyle suçlandıklarını bilmiyorlar. Son yapılan seçimlerde milletvekili seçilen kişilerin cezaevlerinde tutulmaları da önemli bir sorun.
KCK davasından aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu pek çok politikacı tutuklu. Dava oldukça ağır gidiyor.
Davanın savcısıyla Diyarbakır’da görüştüğümde sanıklar aleyhindeki delillerin zayıf olduğu kanaatine vardım. Ama buna rağmen bu davadan yargılanan insanlar cezaevinde tutuluyorlar.
Tüm bu olanlara karşın Türkiye’de hukuk sisteminde bir reform süreci yaşanıyor.
Adalet Bakanı oldukça aktif, çok sık olarak Strasbourg’a geliyor ve görüş alış verişinde bulunuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’nin aleyhinde pek çok dava var. Türkiye bu davaları ciddiye alıyor. Adalet Bakanı Ergin daha fazla davanın mahkemeye intikal etmemesi için önlemler alacaklarını bir kaç kez söyledi.
Neden alınamıyormuş?
Türkiye’deki hukuk sistemine uzun yıllar yürürlükte olan gelenek damgasını vuruyor. Savcılar ve Hakimler Yüksek Kurulu’ndaki, Anayasa Mahkemesi’ndeki hakim ve savcılardan sistemin yeniden yapılanmasına ilişkin çok olumlu sinyaller alıyoruz. Ama mahkemelerde karar veren savcı ve hakimlerle konuştuğumuzda farklı bir durumla karşılaşıyoruz. Tüm bunlar hukuk sisteminin yeniden yapılandırılması için aşırı bir çabanın gösterilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Evrensel hukuk ilkeleri insanların suç işledikleri ispatlanmadığı sürece suçsuz olduklarını kabul ediyor. Görüştüğümüz savcılar tutukluların „herhalde“ suçlu olduklarını söylüyorlar. „Herhalde“ insanların cezaevinde tutulmaları için bir gerekçe olamaz. Hukuk sistemindeki bir başka sorun da mahkemelerin siyasal iktidardan etkilenmeleri.
Medya’ya yönelik baskıları nasıl yorumluyorsunuz?
Kriminal olaylara karıştıkları için değil, görevlerini yaptıkları, yazdıkları veya söylediklerinden dolayı cezaevindeler. Suçlanan gazeteciler hakkında önce polisler araştırma yapıyor ve ayrıntılı raporlar hazırlıyor. Telefon kayıtları inceleniyor ve tüm bunlar savcıya gönderiliyor. Kanaatime göre savcı bunları doğru dürüst incelemeden dosyayı tutuklanmaları istemiyle mahkemeye yolluyor.
Medyanın durumu sadece tutuklanmalarla sınırlı değil. İnternet siteleri yasaklanıyor. Çeşitli bloglar kapatılıyor. Oligarşi medyanın gündemini belirlemede ciddi bir etkinliğe sahip. Medyanın siyasal iktidarın etkisine girmesi kaygı verici. Türkiye tek partinin egemen olduğu bir devlete doğru gidiyor. Ben Ergenekon davasının uydurulmuş bir şey olduğunu sanmıyorum. Yargılananlar arasında darbe yapmaya çalışanların olması tamamıyla mümkün. Bunun adil duruşmalarla ortaya çıkarılması lazım, ancak bugüne kadar bu yapılmadı.
Hrant Dink’i öldürene ağır hapis cezası verildi ama önemli olan bu cinayetin kimler tarafından planlandığını ve finanse edildiğini açığa çıkarmak. Bu davanın ardındaki güçlerin açığa çıkarılması oldukça önemli. Aksi takdirde bazılarına suç işleme özgürlüğü tanınmış olur. Bizim tutumumuz Türkiye’ye karşı politik bir tavır takınmak, boykot uygulanmasını istemek değil. Biz yapıcı bir diyalog kurmaya çalışıyoruz. Demokratik sistemde olmaması gereken insan hakları ihlallerini belirleyip önlem alınmasını öneriyoruz.
Hükümetin yayınladığınız „İfade Özgürlüğü Raporu“ karşısındaki tepkisi ne oldu?
Rapor hazırlamadan önce sorduğumuz sorulara hükümetten ayrıntılı cevaplar alıyoruz. Hazırladığımız raporları medyaya açıklamadan önce onlara okumaları şansını da veriyoruz. Son hazırladığımız ifade özgürlüğü ile ilgili raporunu çok ciddiye aldılar. Bugüne dek Türkiye’den gördüğümüz en yapıcı tutum buydu. Türkiye’de yönetim içinde en üst kademede bizim gibi düşünenler var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarından rahatsızlık duyuyorlar. Önerdiğimiz reformları hayata geçirmek istiyorlar ama reformlara karşı çıkan güçler de var.
AKP iktidarının Kürt sorununa yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kürt sorunu Türkiye’nin en büyük sorunu. Hükümetin bugüne kadar uyguladığı politika başarılı olmadı. Askeri operasyonlar sadece geri tepiyor. Toplumun daha fazla parçalanmasına ve kutuplaşmasına yol açıyor. Halkın seçtiği bir çok belediye başkanı cezaevlerinde. Bugüne kadar uygulanan politikaların sürdürülmesi halinde sorun giderek daha çok büyüyecektir. Gösterilerde ve toplantılarda daha önce PKK’nın söylediğine benzer görüşler dile getirenler KCK üyesi olmakla suçlanıyorlar. Çok banal bir anlayış hakim. PKK’nin söylediklerini veya benzerlerini söylüyorsan PKK’lisin. Böyle mantık olmaz. Kürt sorunu silahla ve tutuklamalarla çözülemez. Ben İnsan Hakları Komiseri olarak siyasal konularda düşünce belirtemem. Ama kişisel görüşüm sorunun çözümü için devletin PKK ile görüşmelere başlamasıdır. Kürtlerin dillerine karşı alınan tutum bir felaket. Anadillerinde savunma yapmalarına izin verilmiyor. İnsanların anadillerinde savunmalarını yapmalarının engellenmesi anlaşılması güç bir tutum. Bu kendi ayağına ateş etme politikasıdır.
Son toplu gözaltı ve tutuklamaları nasıl yorumluyorsunuz?
Son tutuklama dalgası gökte kara bulutların oluştuğunu gösteriyor. Bu kaygı verici gelişmlerin olacağının belirtisi. Tutuklamalar hiçbir yarar sağlamaz. Tersine iktidara ve devlete karşı hoşnutsuzluğun artmasına yol açar. Tutuklamalar Avrupa İnsan Hakları Mahkemsi’nde Türkiye aleyhinde açılan davaların artmasını beraberinde getirecektir. Türkiye’deki hukuk sistemini irdeleyen raporu bu ayın sonlarına doğru yayınlayacağız.
Rapor neleri kapsıyor?
70 gazeteci ve yüzlerce politikacının cezaevlerinde tutulmasına neden olan hukuk sistemini ele alıyoruz. Türkiye’nin hukuk sisteminde var olan eksiklikler ve yanlışlıklar ayrıntılı olarak ele alınıyor.
Öcalan’ın 4,5 aydır avukatları ile görüştürülmeyerek tecrit edilmesine yönelik tavrınız nedir?
Öcalan’ın diğer mahkumların yararlandıkları hakların aynısına sahip olmalı. Tecrit edilmemeli. Dış dünya ile ilişki kurması engellenmemelidir. Avrupa tecrit karşısında tamamen sessiz değil. Kamuoyuna yansımayan tepkiler var.
MURAT KUSEYRİ -STOCKHOLM