HDP’li vekil Züleyha Gülüm, KEFEK’in 100 günlük program içeriğinde yer alan kadın karşıtı düzenlemelere dikkat çekerek, “Kadın kazanımlarına dönük saldırıların yoğunlaşacağı açık. Bu yüzden de çok yönlü bir müdahale gerekiyor. Aksi takdirde erkek egemenliğini geriletme şansımız yok” dedi.
NECLA DEMİR / MA / İSTANBUL
Ekim ayında açılacak olan Türk Meclisinin yeni döneminde kadınlara dönük yasal düzenlemelere ilişkin hazırlık ve çalışmalar şimdiden başladı. Kadın örgütleri de mecliste ve sokakta eş zamanlı yürütülecek mücadele için toplantılarına hız kazandırmış durumda. Kadın örgütlülüğünün yoğun olduğu İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde ortak bir karşı koyuşun plan ve programını yapan kadınlar, kazanımlarına dönük saldırılara karşı ortak dayanışma hattı örgütleyecek.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun (KEFEK) 100 günlük programının içeriğine ve buna karşı verilecek mücadeleye ilişkin konuştu.
Saldırıların artacağı açık
24 Haziran seçimlerinden sonra yeni bir sistemle karşı karşıya kaldıklarını, sistemin karakterinin kadın düşmanı olduğunu söyleyen Gülüm, “Kadınların aile içine hapsedilmeye çalışılması, iş yaşamından uzaklaştırılması, bütün tanımları aile tanımı üzerinden şekillendiren yasal düzenlemelerin yapılması ve iktidarda olanların ağzını her açtığında kadının yerinin evi olduğu yönünde açıklamaları, bu politik hattın önümüzdeki göstergeleriydi. Görünen o ki çok daha yoğun bir şekilde kadınların haklarına yönelik kazandığı kazanımlar geri alınmaya çalışılıyor” dedi.
Gülüm, “Kız çocuklarının istismarcıyla evlendirilmesi meselesi kadınların tepkisi üzerine geri çekilmek zorunda kalmıştı. Kürtaj yasası da kadınların sokaklarda gösterdiği tepkiyle geri çekilmişti ama yılmayacaklar. Bu dönemde de hem 100 günlük programlarından hem de Meclis’teki KEFEK toplantılarında yaptıkları tartışmalardan anladığımız kadarıyla kadın kazanımlarına dönük saldırıların yoğunlaşacağı açık. Birtakım düzenlemeler önümüze getirecekler” diye belirtti.
Nafaka hakkı da hedefte
100 günlük program çerçevesinde Türk Meclisinde gündeme gelecek olan düzenlemelere ilişkin de bilgi veren Gülüm, bunlardan birinin nafakanın ‘adil bir duruma getirilmesi’ adı altında sınırlandırılması veya kaldırılması olduğunu söyledi. Gülüm, “Boşandığı sırada ekonomik olarak çok zor koşullarda kalan kadınlar, cüzi olarak bir nafaka alabiliyordu. Kaldı ki o nafakanın tahsili dahi imkansız noktalara taşınabiliyordu. Bunları kolaylaştırmak yerine nafakanın kaldırılması gibi bir tartışmayı önümüze getirecekler. Bu, aslında kadınların boşanmasının engellenmeye çalışılmasının bir yöntemi. Çünkü kadınlar ekonomik olarak kendi hayatını idame ettiremediği durumda boşanmayı göze alamıyor. Erkek şiddetine ve evdeki baskıya boyun eğmek zorunda kalıyorlar” diye konuştu.
Eve hapsetmeye odaklılar
Yeni programlar arasında ‘iş’te anne’ gibi bir düzenlemenin de yer aldığını ifade edeb Gülüm, kadın istihdamına dönük olarak gösterilen bu düzenlemenin, kadını ev içine hapsetmeye yönelik olduğunu söyledi. Gülüm, “Kadın burada bağımsız bir birey olarak tanımlanmıyor, evin ihtiyaçlarının karşılanması, çocuk ve yaşlı bakımı gibi zorunlu işlerin yanında zamanı kalırsa dışarıda çalışmayı öngören bir şeyden bahsediyor. Bu da aslında kadınları dört duvar arasına hapsetmenin bir politikası olarak önümüzde duruyor. Kadınlara, engellilere istihdamdan bahsediyor ama istihdamdan kimler yararlanacak gibi bir açıklık yok. Hükümetin politikalarının tümü böyle. Asla ayrıntı vermeyen, denetlenebilir olmayan, hesap sorulmayan bir zeminde. Muhtemeldir ki burada da kadın istihdamını arttırıyorum adı altında yine birtakım kendi yandaş ve işverenlere maddi destek sağlayacaklar ama bunların kadınlara bir karşılığı olmayacak. Çünkü kadınlara yaklaşımları çalışmalarından yana değil evlere hapsolması üzerine kurulu” dedi.
Güçlü karşı koyuş gerekli
İktidarın geçtiğimiz dönem tartışılan ve kadınların muhalefetiyle geri çekilen düzenlemelerden biri olan “boşanmış ailelerde çocukların icra kanalıyla teslimi”ne yönelik çalışmalarına hız verdiğini hatırlatan Gülüm, bu düzenlemede değişiklik yapılmasının öngörüldüğünü söyledi. Gülüm, “Normalde çocuğu almak istiyorsanız icra kanalı ile gelirsiniz, psikolog ve görevli olur, öyle teslim edilir çocuk. Çocuklar genelde annelerde olur ve bu durumda babalar gidip almak zorunda kalır. Biz şunu biliyoruz ki eğer direk bir güvenlik önlemi ve psikolog olmaz, icra kanalıyla olmazsa, kadınların öldürüldüğü çok sayıda vaka var. Kadın cinayetleri yaygın olarak boşanma aşamasında gerçekleşiyor. Erkeğin elini kolunu sallayarak boşandığı eski eşinin evine gitmesi demek, kadına yönelik cinayetlerin önünü açmak anlamına gelir” dedi.
Çokça tartışılan düzenlemelerden birinin artan çocuk istismarına karşı idam ve kimyasal hadıma yönelik zorlu bir düzenlemenin kendilerini beklediğini de söyleyen Gülüm, bunun çözüm olmadığını dile belirtti. Gülüm, çocuklar konusunda gerekli düzenlemeleri yapmayan iktidarın idamı toplumsal muhaliflere dönük bir tehdit olarak kullanılacağı görüşünde. Gülüm, bu düzenlemeye karşı da güçlü bir karşı koyuş ortaya koymak gerektiğinin altını çizdi.
Her şeyimize Diyanet dahil olacak
Gülüm, en dikkat çekici tartışmalardan birinin de bütün kadın gündemlerine Diyanet’in dahil edilmesi olduğunu belirtti. Gülüm şöyle devam etti: “Buradan anladığımız, kadına dair bütün yaşam alanlarının Diyanet eliyle dini kurallara göre bir şekillendirme isteği. Yaşam alanlarımızın sınırlandırılması anlamına gelecek bu uygulamayı, ‘diyanetin yol göstericiliğinin iyi olabileceği’ gibi gerekçelerle ortaya koyuyorlar. Müftülük tartışmasında olduğu gibi din üzerinden şekillenen bir yaşam biçimine zorlayan bir durum var. Bütün yaşam alanlarımızı buna göre örgütlemeyi düşünen bir iktidar ve onun politikalarıyla karşı karşıyayız. Yeni dönem bütün kazanımlarımıza bir saldırı olacağını bildiğimiz bir dönem.
Anladığımız kadarıyla KEFEK’te bu tartışmaların hazırlıkları ve araştırmaları yapılmış ve önümüze Ekim ayı itibariyle Meclis açılır açılmaz getirilecek. Bazen yasal düzenleme olarak da getirmiyorlar. Mecliste bile tartışma yaptırmadan cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle bu düzenlemeleri geçirebiliyorlar.”
Çok yönlü müdahale gerekiyor
“Yeni dönemde kazanımlarımıza darbe vurulduğunu düşünen ve bu şekilde yaşam alanlarının sınırlandırılmasına karşı çıkan tüm kadınlarla ortak bir mücadele hattı sürdürülmeli” diyen Gülüm, şunları kaydetti: “Çünkü, kadınlar hangi sınıftan ya da hangi görüşten olurlarsa olsunlar, bu yasal düzenlemeler çıktığında hepimizin hakları alınmış olacak. Bu açıdan Hiçbir kadının bu yeni yasal düzenlemelerden ‘ben etkilenmem’ deme lüksü yok. Zaten kadın ortak paydamızın esası da bu. O yüzden kadın feminist mücadelenin ortaklaştığı bir yerden HDP’nin Kadın Meclisi olarak da tüm kadınlarla birlikte nasıl bir yol alabiliriz, bunun çalışmalarını yapıyoruz. HDP olarak hem Mecliste hem alanlarımızda buna ilişkin sözümüzü kurmak ve bu birleşik mücadele hattını kurma noktasında çalışmalarımız var, ama asıl olanın birlikte tüm kadınların mücadelesiyle olduğunu biliyoruz. Onun için kadın kurumları ve feminist kurumlar toplantı çağrıları yaptı. Eylül ayı itibariyle yeni dönemin tartışıldığı ve bunun politik hattının oluşturulduğu tartışmalar yürütülecek. Kadın örgütlülüğü ve dayanışması olmadan erkek egemenliğini geriletme şansımız yok. Çok yönlü bir müdahale gerekiyor. Tek yanlı bir şey bizi kurtarmaz bu dönem” diye konuştu.