1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle "Barış için ele ele" sloganıyla İstanbul'un bir çok noktasında "barış için insan zinciri" oluşturuldu. Ardından onbinlerce kişi Demokrasi ve Barış Platformu tarafından "Gezi'den Lice'ye barış için mücadeleye" sloganıyla düzenlenen 1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginde biraraya geldi. Barış taleplerinin dile getirildiği mitingde, Rojava'daki katliam da kınandı. Mitingde konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, barışın teminatının alanlara çıkan halklar olduğunu söyledi.

1 Eylül Dünya Barış Günü münasebetiyle Gezi Parkı direnişinin ardından semtlerde oluşturulan forumların çağrısıyla İstanbul'un Beşiktaş, Beyoğlu, Eminönü, Kartal gibi birçok ilçesi ve semtinde "barış için insan zinciri" oluşturuldu. Taksim'de yapılması planlanan insan zinciri öncesi Gezi Parkı polisler tarafından halka kapatılırken, insan zinciri oluşturmak isteyen bir gruba polis kalkanlarla saldırarak, grubu İstiklal Caddesi'ne doğru sürükledi.

Barış için el ele

Beşiktaş'ta ise gruplar Abbasağa Forumu'nun çağrısı ile Beşiktaş Kartal Heykeli önünde biraraya geldi. Gezi direnişinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunulması ardından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, "Gezi şehitlerimizi her gün yad etmeye devam ediyoruz. Roboski'yi Reyhanlı'yı unutmuyoruz. Rojava'da, Tahrir'de olanları görüyoruz. Ve ne Esad ne El Nusra ne Sisi ne de Mursi diyoruz. Sadece halk diyoruz, halkların kardeşliği diyoruz" denildi. Daha sonra insan zinciri oluşturmak için Beşiktaş İskele Meydanı'na doğru yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe geçen kitlenin önü polisler tarafından kesilirken, kitle polis barikatı önünde barış zinciri oluşturdu.
Tophane'de toplanan bir grup savaş karşıtı da Eminönü'nde bulunan Kadıköy Vapur İskelesi'ne yürüdü. Grup daha sonra, Beşiktaş'ta oluşturulan insan zinciri ile buluştu.

Binler Kadıköy'e yürüdü

İnsan zinciri ardından Demokrasi ve Barış Platformu tarafından "Gezi'den Lice'ye barış için mücadeleye" sloganıyla Kadıköy İskele Meydanı'nda 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi düzenlendi. Miting öncesi binlerce kişi, yürüyüş kolları olan Numune Hastanesi önü ve Tepe Natilus Alışveriş Merkezi önünde biraraya geldi. Aralarında BDP, ESP, EMEP SDP ve SYKP'nin de bulunduğu HDK bileşeni binlerce kişi, Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde biraraya geldi. Kadınların çoğunun barışın simgesi beyaz kıyafetler giymesi dikkat çekerken, kadınlar beyaz elbiselerini sarı, kırmızı, yeşil şallarla renklendirdi. Kortejde yer alan BDP İstanbul İl Örgütü yürüyüşe, "Newroz coşkusuyla bir barışa yürüyoruz, Rojava devrimini selamlıyoruz" ve "Cîhaneke bêyî şer, welatekî azad, serokatiyeke azad û jiyaneke bi rûmet" pankartları ile katıldı. Binlerce kişilik kortejin önünde ise HDK imzalı, "Gezi ruhuyla Rojava devrimini selamlıyoruz" ve "Emek demokrasi eşitlik ve barış için Gezi'den Lice'ye birlikte yürüyoruz" pankartları açıldı. LGBTT bireyler ise ellerinde taşıdıkları gökkuşağı renklerinden oluşan bayraklarıyla kortejin en ön saflarında yer aldı.
Hastane önünde toplanan binlerce kişi anons aracından çalan ezgiler eşliğinde barış sloganlarıyla miting alanına doğru yürüyüşe geçti. DÖKH'lü kadınlar "İstanbul'dan Rojava'ya kadınların görkemli direnişine selam olsun" pankartı arkasında  yürüdü. Yürüyüşe katılan çocuklar ellerindeki "Zimane me rumeta me ye" dövizleriyle anadilde eğitim taleplerini ifade etti. Yüzlerce kişi de ellerinde Rojava'da Kürtlere karşı yapılan katliamların fotoğraflarını taşıdı.

Barış, kardeşlik ve çözüm talebiyle

Tepe Natilus önünde biraraya gelen ve aralarında Halkevleri, Çağrı Dergisi, EHP, İşçi Cephesi, İHD İstanbul Şubesi, Öğrenci Kolektifleri, Liseli Genç Umut, KESK, TTB, TMMOB, Mücadele Birliği, Vicdani Ret Derneği gibi birçok platform ve meslek örgütü üyesi binlerce kişi de "Gezi'den Lice'ye barış için mücadeleye" yazılı pankartla yürüdü.  DİSK ise alanda "Kardeşliğin dünyasını emekle kuracağız" pankartını açarak, korteje destek verdi. Vicdani retçiler "Askere gitme" pankartı açarken, İHD İstanbul Şubesi ise "Savaşa hayır Kürt sorununa demokratik çözüm" dedi. Barış İçin Kadın Girişimi de "Barış için söyleyecek sözümüz var, barışı getirecek gücümüz var" pankartı açtı. Gençler ise duvarlara, "Gerçek barış devrimle gelecek", "Rojava devrimini selamlıyoruz" yazılamaları yaptı.
Binlerce kişi iki koldan barış ve özgürlük talepleriyle sloganlarla Kadıköy Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti.

Onbinler Kadıköy'de buluştu

Binlerce kişinin yer aldığı yürüyüş kortejleri 1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginin düzenlendiği  Kadıköy İskele Meydanı'nda buluştu. Miting alanında sarı kırmızı yeşil kıyafetler giyen yurttaşlar renkli görüntüler oluştururken, alanda çok sayıda PKK ve KCK bayrakları dalgalandı. Mitinge BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP İstanbul milletvekilleri Sebahat Tuncel, Sırrı Süreyya Önder, İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, siyasi parti genel başkanları ve emek örgütü temsilcileri katıldı. Mitingte ilk olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü konulu sinevizyon gösterimi yapıldı. Ardından demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşu yapıldı. Gezi'de yaşamını yitirenler için ise bir dakika boyunca alkış eylemi gerçekleştirildi.
Mitingte, çağrıcılar ve tertip komitesi adına İHD İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe'nin konuşmasının ardından İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, TMMOB Sözcüsü Süleyman Solmaz, Barış İçin Kadın Girişimi adına Seher Solmaz ve BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş konuştu.

Barış alanlarda haykırılmalı

BDP Eşbaşkanı Demirtaş konuşmasına Kürtçe selamlayarak başladı. Halkların birbirine kırdırılması üzerine politikalara karşı Kadıköy'de 1 Eylül'ü coşkuyla kutlayamadıklarını kaydeden Demirtaş, "Ama savaşa dur diyen irade barışı getirecek. Barışın teminatı sizler, alana çıkan halklardır. Bu barış iradesi önünde saygıyla eğiliyoruz" dedi.
BDP Kadın Meclisi Üyesi Neslihan Harman'ın 1 Eylül'de katledildiğini anımsatan Demirtaş, erkek egemen zihniyetin çarpıklığına, şereften yoksunluğuna dikkat çekti.
Gezi direnişinde yaşamını yitirenleri anan Demirtaş, "Burada söylenen her söz barışa giden gerçek yolu işaret etmiştir. Taksim'de meydanlarda olanlar olmasaydı bugün Türkiye savaşın içinde olacaktı. Barışın teminatı sizsiniz. Savaş yandaşlarının heveslerini kıran şey, barışı alanlarda haykırabilmektir. AKP, Suriye ile açıktan bir savaş içinde değilse sizden korktuğu, çekindiği içindir. Arkasında halk olmayan bir iktidar savaşa cesaret edemez. Arkasında halk desteği olmadığını bildikleri için bu kadar ağırdan davranıyorlar. Eğer savaşı durdurmak, barışı inşa etmek istiyorsak el ele vermek zorundayız" dedi.

Yürek birliği
El ele verelim derken, yürek birliğinden gerçek bir birlikten söz etiğini belirten Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu barış hepimizin barışıdır dediğimizde kalıcı olacaktır. Barış cesaret ve yürek işidir. Kendimizden çok başkasının hakkını savunduğumuz gün barıştığımız, birleştiğimiz gündür. Türklere dayanarak, Kürtlere karşı savaş yürütmeye çalıştılar. Gezi bu politikayı ve anlayışı yerle bir etti ve bunu her yerde savunmak zorundayız."

Üçüncü yoldayız

 Rojava'da Kürtler katledilirken Esad yanlısı olunamayacağını; ezilen tüm halkların yanında olduklarını hatırlatan Demirtaş, bu konuda etnik kimlik ve inanç ayırımı yapmadıklarının altını çizdi.  "Ezilen halklardan yana üçüncü bir yol arıyoruz. O da halkların kendi yolunu ortaya koyduğu, iradesini ortaya koyduğu anlayıştır. Barış böyle gelecektir" diyen Demirtaş, konuşmasına şöyle devam etti: "AKP iktidarı bunu beceremediği için Suriye'de akan kandan da sorumludur. Hükümet selefi ve Sünni bir politikayı desteklemek yerine oradaki bütün halkların haklarını savunsaydı, oradaki tüm halkların özgürlüklerinin yanındayız, halkların ortak bir mücadeleyle geleceklerini inşa etmekten yanayız, deseydi Suriye'de bu kan akmazdı. Ama bunun yerine ellerine silah vererek Suriye'de savaştırdılar."

Yarın birlikte gülelim
BDP olarak başından itibaren bu politikalara karşı olduklarını ifade eden Demirtaş, AKP'ye destek verenlere seslendi: "Hükümetiniz ne yapıyor iyi izleyin. Amerika'ya, İngilizlere çağrı yapıyorlar, müdahale edelim diyorlar. Şimdi verdiğiniz oyun hesabını sormalısınız. Roboskî'de, Gezi'de gençler katledilirken sormadınız ama şimdi verdiğiniz oyun hesabını sormalısınız. Bu çirkin politika ve tezgahlar bu zeminden yararlanılarak yapılıyor. Senin ölün, benim ölüm yoktur. Tüm ölüler bizimdir. Bu toprakların ezilenlerinin, yok sayılanların ölüsüdür. Ağlayacaksak birlikte ağlayalım ki yarın birlikte gülelim. Yoksa bizi ağlatarak, bunun sefasını sürecekler."

Sokakta daha aktif
Sokakta daha aktif olunmasını isteyen Demirtaş, şöyle devam etti: "Savaşa karşı özgürlüklerin yolunda durdukça savaş tehlike olmaktan çıkar. Diğer halklara destek vermenin yolu da budur. Bu gidişata dur demenin yolu bu birliktir. Ülkemizde demokratik çözüm ve barış arayışı var. Bunun da teminatı sizsiniz. Onlar anadilde eğitim olmaz dedikçe en çok Türk halkı itiraz etmeli. Alevilerin hakları engellendikçe Sünniler karşı çıkmalı. Barış böyle gerçekleşir. AKP'ye güvenerek, barışı getireceğini düşünerek oturursak bir kez daha yanılacağız. Barışı birlikle kalıcı hale getirmek zorundayız. AKP Suriye politikasında ne kadar tutarsızsa iç politikasında da o kadar tutarsızdır. Orada aylarca insani yardımlar engellendi, ama çetelere her türlü destek sunuldu. Silah ve lojistik verildi, evler verildi.

Çık açıklama yap
Hükümet, konuyu çarpıtmak yerine Rojava ile ilgili hükümet sorumluluğunu kabul etmeli. Halkların eşit ve demokratik birliğinden söz ediyoruz. Başbakan olarak Rojava'daki halkın onur mücadelesinin yanındayız, demelisiniz. Kardeşlik bunu gerektirir. Rojava devrimini selamlıyor musun selamlamıyor musun? Kürtle böyle kardeş olunur. Kürt ile Kürt'ün, Türk ile Kürt'ün arasına sınır çekemezsin, diyoruz. Ama halen küçük hesaplar yapıyorsun. 21 Mart Newroz çağrısı stratejik bir çağrıdır, bu gidişata dur deme, bu zihniyete son verme çağrısıdır. Bu meseleye ciddi yaklaşmaz, sandığın hesabını yaparsanız, o sandığı yanınıza gömersiniz. O sandığı kafanıza geçirirler.  Türkiye'nin rotasını, kaderini savaştan yana, siddetten yana kırmak isteyenleri durduracağız.

 DİHA/İSTANBUL