Fransa Parlamentosu'nda yapılan "Ortadoğu'da kriz, Kürtler ve DAİŞ'e karşı direniş" başlıklı konferansın sonuç bildirgesi dün açıklandı. Ortadoğu’daki durumun ciddiyetine dikkat çekilen sonuç bildirgesinde Kürtler, Süryaniler, Araplar, Türkmenler ve Ermeniler başta olmak üzere bölgedeki halkların Suriye ve Irak'taki savaşlardan dolayı acı çektikleri ifade edildi. Bildirgede devamla "Bu durum uluslararası güvenlik açısından, bu çatışmanın yayılmasını ve milyonlarca insanın göç etmesinin riskini arttırmaktadır" denildi. Ayrıca uluslararası güçlerin ve bölgesel güçlerin 20 yıldır Ortadoğu'da yürüttüğü savaş politikalarının başarısızlığa uğradığına da vurgu yapıldı. 


Türkiye DAİŞ'le ortak

Bildirgede Türk devleti ile DAİŞ'in Kürtlere karşı ortak hareket ettiği de hatırlatılarak, "Erdoğan'ın anti Kürt, şoven, otokratik, baskıcı ve kriminal siyaseti düşünüldüğünde Erdoğan'ın Türkiye'de inkarcı politikası yenilediğini görüyoruz. Bu da DAİŞ ile ikili bir oyun içerisine girdiğini göstermektedir" tespiti yapıldı.

Bildirgede Kürtlerin mücadelesinden övgüyle söz edilerek "Suriye ve Türkiye'deki Kürtlerin kahramanca direniş örneği Kobane'de DAİŞ'e karşı zaferin sembolü olmuştur. Buna tüm dünya tanıklık etmiştir" denildi


Kürtlerin mücadelesi uzun soluklu

Bildirgede konferans bileşenlerinin Kürt halkının kendi haklarını tayin etme mücadelesinin uzun soluklu olduğunun, kendilerinin ideolojik, politik ve öz savunma cephesinden kararlı bir şekilde yürüttüğünün altını çizdiği de vurgulandı. 


Öz savunma haktır

DAİŞ ile her alanda mücadele edilmesi gerektiği de belirtilerek şöyle denildi: "Çünkü baskılara karşı halkların öz savunma hakkı vardır. Ancak bu savaş bu durumun sorumlusu olan güçler tarafından askeri müdahaleleriyle ve egemenliklerini empoze etmekle çözülemez.  Bu muammadan çıkmak için siyasi çözüm kaçınılmazdır. Siyasi çözüm ise çok yönlü ilkelere sahip uluslararası arenada tanınmış bir koalisyon olan Birleşmiş Milletler tarafından yürütülmelidir. Çünkü evrensel çapta bu ilkelere dayalı harekete geçebilen tek makamdır. Ancak siyasi çözüm demokrasisiz olmaz. Kültürlerin, mezheplerin bölgedeki farklılıklarından ötürü, tarih buna şahitlik etmiştir ki, gruplu devletler aynı zamanda bölünme ve kin kaynağıdır. Bu nedenle demokrasiden başka bir yol yoktur."


Kürtler bölgede önemli bir rol oynuyor

Bildirgede "Demokratik Birlik Partisi (PYD), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK); kimlik, sosyal, mezhepsel ve kadın özgürlüğü konusunda eşitsiz ilişkileri sona erdirmek için esaslı bir rol oynuyor" da denildi. 


Kürtlerin hakları tanınmalı

Kürtlerin baskı altında olduğuna dikkat çekilen bildirgede şu ifadeler kullanıldı: "Demokratik toplum projeleriyle birlikte tabanda savaşın yaşandığı yerde, Suriye ve Türkiye'deki Kürt halkı baskılara maruz kalmaktadır. Bu da demokrasinin gelişmesi için olmazsa olmaz bir neden teşkil etmektedir. Bunun için Kürt halkının haklarını kimliğini, statü hakkını inkar etmek, sadece meşru haklarını reddetmek değil aynı zamanda savaşın sürdürülmesine otokrat, despot güçlerin varlığını sürdürmesine; Türkiye, Ortadoğu, Fransa ve dünyada halkların özgürlüğüne karşı olan ideoloji ve mezheplerin türemesinin devamına yol açmaktadır."


Dayanışmanın ötesine geçmeliyiz

Bildirgenin sonunda kamuoyuna ise şu çağrı yapıldı: "Kürtlerin hakları, toprakları, yaşamları için örgütlülük düzeyleri yüksek bir sesle desteklenmelidir. Sembolik bir dayanışmanın ötesinde, aktif, somut ve siyasi, sosyal, demokratik, barış için mücadelemizin kendisi olmasıdır. Bize hükmedenlerin Kürt sorunu karşısındaki tavizci, haysiyetsiz yaklaşımlarını deşifre etmeliyiz. Devletin Kürt göçmenlere karşı hukuksal yöntemlenri uygulamasını talep etmeliyiz. Kürtlerin statüsünü uluslar arası makamlar tarafından tanınmasını ve Fransa tarafından kabul görmesini istemeliyiz." 


 PARİS