NECLA DEMİR / MA/İSTANBUL

Geçinemediklerini dile getiren tekstil işçileri, aynı zamanda krizle baş etmenin yollarını arıyor.

Uzun süreli ağır çalışma koşulları ve emek sömürüsünün yoğun yaşandığı sektörlerin başında gelen tekstilde, işsizlik korkusu daha fazla hak gaspına yol açıyor. Aynı zamanda bel ve boyun gibi meslek hastalıklarını barındıran sektörde, ücretler hayatı idame ettirmeye yetmiyor. Aldıkları maaşla kıt kanaat geçinebilen işçiler, ekonomik kriz ile birlikte geçimlerini sağlayamaz duruma geldiklerini dile getirdi.

Bağcılar’da faaliyet gösteren tekstil atölyelerinde çalışan ve 10 yıldır bu mesleği yapan Muzaffer Uzer, ortalama 12 -13 saat çalıştıklarını belirterek, “Bazen hafta sonları da çalışmak zorunda kalıyoruz. Asgari ücretle çalıştığımız için bayağı zorlanıyoruz. Çünkü hafta sonu çalışmasak paramız bize yetmiyor” dedi. Emeğinin karşılığını alamadığını belirten Uzer, yaşanan krizden nasıl etkilendiğini şu sözlerle ifade etti: “Burada çalışanlar bin 600 asgari ücretle başlıyor, 2 bine doğru gidiyor. Domatesin kilosu 6 TL. Meyvelerden bahsetmiyorum bile. Pazara 200 lirayla çıkıyorsun fakat 4-5 poşet doldurmadan eve geliyorsun. Yaşanan krizle birlikte son 2 ay içerisinde burada çalışanlar olarak evine doğru düzgün aş alabilecek durumumuz yok. Çoğumuz kiracıyız. İşverenlerin de umurunda değil. Benim 3 çocuğum var. Bazı arkadaşların 4-5’i buluyor. Bir kadın arkadaşımızın 5 çocuğu var. Öğlene kadar çalışıyor. Öğleden sonra gidiyor yemek yapıp tekrar çalışıyor. Ben de geçinmekte zorlanıyorum ve ekonomik kriz beni de çok etkiledi. Örneğin benim oturduğum ev kira ve bin 100 TL vermek zorundayım. Maaşım da iki bin 500 TL. Bir de bunun faturaları var. 400-500 TL faturalara gidiyor. Hiçbir şey kalmıyor. Hafta sonu ek iş yapmak zorunda kalıyorum. Bazen pazar işine de çıktığım oluyor. Penye tişörtler alıp satıyorum.”

Emeğin karşılığı yok

 17 senedir tekstil sektöründe çalışan Fatma Olgaç da çalışma saatlerinin uzunluğundan dert yakınan işçilerden. Olgaç, “Haftanın iki günü mesai yapıyoruz. Eskiden gece saat 22.00’ye kadar çalışıyorduk. Hal kalmıyor, sağlık sıkıntıların oluyor. Bel ve ayak ağrıları çok oluyor. Eve gittiğinde dinlenemiyorsun. İşimiz zor. Bir de emeğimizin karşılığını alsak bizi rahatlatacak ama onu da çok düşük alınca geçinme şartlarımız zor oluyor” diye konuştu.

Alan Aluş da çalışma koşullarını şu sözlerle dile getirdi: “Bir çocuğum var. Sigortasız çalışıyorum. Bir hastaneye gidersem ücretli olarak gidiyorum. Maaşım 2 bin 500 TL ve evim de kira. Maaş yetmiyor.”

Tekstilin çok yorucu ve yıpratıcı olduğunu, 10 yıldır aynı işi yaptığını ifade eden Pamuk Coşkun ise  şöyle konuştu: “Çoğu yerde sigortamız yatmadığı halde çalışmak zorundayız. Her şekilde sömürülüyorsun. Hastalandığın zaman tekstilde çalışıyorsan dinlenme imkanın yok. Çalışmadığın gün sen para alamıyorsun, para alamadığın gün de aç kalıyorsun maalesef. Çünkü hayat şartları çok zor, hayat çok pahalı. Kiracıyım. İki çocuk okutuyorum. Her hafta sonu da ek iş olarak temizliğe gidiyorum. Geçinemiyorum..”