Musul operasyonu Ortadoğu’daki savaşta nasıl ki yeni bir aşama ise, Tel Afer’e dönük operasyon da Musul operasyonunda yeni bir aşamadır. Tel Afer’de yaşanacak muhtemel gelişmeler Musul operasyonunun seyri kadar, yeni operasyonel güçleri de tayin edecektir.
Tel Afer Irak (Musul) ile Suriye (Rakka) arasındaki en önemli geçiş hattıdır. DAİŞ bu hatta yaptığı sevkiyatlarla Suriye ile Irak arasında istediği gibi güç kaydırabilmekte, dolayısıyla geniş alana yayılmış gücüyle bu iki cepheyi güçlendirmede büyük avantaj sağlamakta. Ancak Tel Afer’in DAİŞ’ten alınacak olması aynı zamanda bu iki merkezin bağlantı hattını koparmak anlamına gelecektir. İki ülke arasındaki ikmal yollarının tümden kesilmesi çetelerin Musul’da çembere alınarak nefessiz bırakılması demektir. Bu durum hem Musul hem de Rakka operasyon güçlerine büyük avantaj sağlayacaktır. Bu, işin operasyonel açıdan sağlayacağı avantaj durumudur. Ancak Tel Afer operasyonunu önemli kılan diğer etmenler belki de bu avantajdan daha fazla konuşulacak, hatta yeni gerginlik ve çatışmaların doğmasına yol açacaktır.
Tel Afer kozmopolit yapıya sahip bir kent. Şii-Sünni Türkmenler, Araplar ve Kürtler gibi farklı etnik ve mezhepler mevcut. Türk devleti Musul operasyonuna ısrarlı katılım talebini Sünnilerin ve Türkmenlerin korunmasına dayandırıyor. Bunun için de Iraklı güçlerden rol çalarak Tel Afer’in kaderini tayinin kendi hakkı olduğu savını sürekli gündemde tutuyor. Bunu yaparken de ısrarla Şii Haşdi Şabi güçlerinin bu operasyona katılmasına sert muhalefet yapıyor. Ancak Tel Afer operasyonu Türk devletinin dayatmalarının aksine Haşdi Şabi güçleriyle başlatıldı.
Tel Afer, Êzîdî Kürtlerin de Şengal’in güvencesi için ısrarla katılmak istediği bir operasyon alanı. Zira 2014’te DAİŞ çeteleri bu hat üzerinden gelerek Şengal’de katliam yapmış, binlerce Êzîdî kadınını esir almıştı. Bu esirler halen Tel Afer’de ve DAİŞ tarafından köle olarak kullanılıyor. Êzîdî savunma gücü YBŞ bu açıdan Tel Afer, dolayısıla Musul operasyonuna katılmak istiyor.
Peşmerge güçleri ise 2014’te Şengal’i savunmadan DAİŞ’e terk etti. Bu durum ciddi şekilde itibar kaybetmelerine neden oldu. Şimdi Tel Afer-Musul operasyonuyla yeniden prestij kazanma ve bölgede etkinlik kurma peşinde. Ancak Türk devletinin buraya geçişinde kendisine müttefik güç durumunda görünmesi kendisi açısından eksi puan olarak öne çıkıyor.
Bu durumda Türk devletinin savaşa dahil olması ancak KDP’nin onay ve yardımıyla olacaktır. Türkmenler ve Sünnilerin hamiliğine soyunan Türk devletinin son günlerde peşmerge elbisesiyle Şengal’e geçtikleri haberleri KDP’nin buna onay verdiği anlamına gelir. Türk devletinin Şengal’den operasyona dahil olması hem Êzîdî savunma gücü YBŞ hem de Şii Haşdi Şabi’yle karşı karşıya gelmesi anlamına gelir. Böyle bir durumda Türk devletiyle peşmerge gücü aynı tarafta durmak kaydıyla karşı taraftaki gerilla, YBŞ ve Haşdi Şabi güçleri karşı karşıya gelecek.
Hem Kürt -Türk çatışması, hem Kürt-Kürt çatışması hem de Türk oyunlarıyla Sünni-Şii çatışması gündeme gelmiş olacak.
Zaten Türk devletinin Başika cephesine geçişindeki amaç da tümden böyle bir karmaşık durum yaratmaktı.
Eğer istediği gibi bir çatışma ve kriz durumunu yaratırsa, bu durumda Rojava’da da oyun kuracak ve Kürt güçlerine karşı burada da üstünlük sağlamaya çalışacaktır.
Ancak bunun yanında Türk devletinin tümüyle çamura batması da kuvvetle muhtemeldir. Zira KDP’nin Irak merkezi hükümeti, Haşdi Şabi ve YBŞ ile HPG’ye rağmen tümüyle Türk devletinin yanında yer alması oldukça zordur.
KDP bunu yaparsa hem Irak’la hem Türk devletinin bu savaşta yer almasını istemeyen ABD ile ciddi bir gerginlik yaşayacak, hem de çok tehlikeli bir Kürt iç savaşını başlatmış olacak. Kaldı ki 2014’te Şengal’i DAİŞ’e teslim etmekle bozulan sicili, Şengal savunma güçlerine saldırmakla tümden kendi sonunu getirecektir.
YBŞ’yle Türk devletinin karşı karşıya gelmesi HPG gerillalarını da harekete geçirecek. Dolayısıyla bu güçler arasında çatışma kaçınılmaz olacak. Bu durumda KDP Türk devletinin safında yer alacak ve bu da savaşın sonu ne olursa olsun KDP’nin tümden kaybetmesi anlamına gelecektir.
Dolayısıyla Tel Afer operasyonu en az Musul operasyonu kadar ses getirecek, çelişki ve çatışmaları ortaya çıkaracak önemdedir. Musul ve Rakka operasyonlarının başarı ya da başarısızlığında belirleyici etkiye sahip olmak kadar çok bilinmeyenli bir denklem olarak önce çıkacak ve yeni çatışmaları da kendisiyle ortaya çıkarabilecek bir pozisyondadır.