1991 daha dün yaşandı. Saddam’ın zulmünden canhışar bir halde kaçmak zorunda kalan bir milyonu aşkın insan Türk ve İran devletlerinin sınırlarıyla, tel örgü ve mayınlarıyla, asker ve pasdarlarıyla bir kez daha tanışmak zorunda kaldılar. Onbinlerce çocuk, kadın ve yaşlı insan sınır boylarında TC Mehmetciklerinin süngülerinin önünde dondurucu soğuk ve açlığa yenik düştü.

Benzer bir durum bugün Kürdistan’ın batısında yaşanıyor. Üç ateş arasında kalmış iki milyonu aşkın Kürt ablukaya alınmış durumda. Kuzey sınırını TC kapatmış, El Kaide ve Selefilerden devşirdiği Akıncılarını salıyor Kürtlerin üstüne. Güneyi Baas rejiminin denetimi altında. Batısı ise Türkiye’nin Yeniçeri artıklarıyla kapatılmış. Tek çıkış 15 kilometrelik Güney Kürdistan sınırı. Oraya da kardeş Kürtler Peşmergelerini dizmişler Batı Kürdistan’a bir şişe süt, bir paket mama, on litre yakacak gaz ve mazot gitmesin diye.
Bu olumsuzluğu aşmak için son günlerde belli bir çaba içine girildiği, bir dizi görüşme yapıldığı, sınırın en kısa zamanda insani amaçlı yardımlar ve ticaret için açılacağı ilan edilmişken bunun tam tersi bir uygulamayla karşılaşıldı. Güney Kürdistan hükümeti kraldan daha kralcı davranarak bu 15 kilometrelik sınıra tel örgüler çekmeye başlamış.
Kürdistan’ı bölüp parçalayan sınırlara ek olarak Kürtlerin de kendi aralarına yeni sınırlar çekeceği kimin aklına gelirdi? Dün bunun da olacağına kim inanırdı? Hem de mazlumların mazlumlarına bunun reva görüleceği?
O mazlumlar ki onlarca yıl peşmerge olup canlarını verdiler diğer yakada, hiçbir karşılık beklemeksizin. O mazlumlar ki barınak ve sığınak oldular karşı yakadakilerine. O mazlumlar ki ellerindekinin yarısını kardeşlerine sundular, titremeden elleri. Ve o mazlumlar ki Mecnun olup Leylalarının peşine düştüler, Kürdistan aşkı karşılıksız, özgürlük şarkısı yarım kalmasın diye!
Ajanslara düştü bu lanetli haberi. Saddam’ın, Esad’ın aklına gelmemişti o topraklara tel örgüler çekmek. Sınır su idi, Dicle’nin bereketli ve kutsal suyu. Akraba, eş-dost, vurup suya geçerdi karşı yakaya. Isınmamıştı içleri hiçbir zaman ne pasaporta, ne kontrole. Artık o tel örgüler geri toplansa da, buna yeni kılıflar bulunmaya çalışılsa da bu uğursuzluğun lanetli izi temizlenemez uzun bir süre. Ve “Kürdün Kürde silah çekme dönemi kapandı” yönündeki iyi niyet deklerasyonunun kıymet-i harbiyesi “Kürdün Kürde kapı kapatmasından” sonra sorgulanmaya başlar, hem de nesiller boyu. Bir de menşeii bu tel örgülerin.
Bu işgüzarlık sınır güvenliği gibi gerekçelerle haklı kılınamaz. Esad’la komşuyken güvenli bulunup tel örgülerle kapatılmayan sınırlar, neden şimdi Kürt halkı bu parçada da özgürlüğe koşar adım ilerlerken tel örgülerle kapatılıyor? Kürdistan’ın Rojava’sı tam bir siyasi, ekonomik ve askeri abluka altında tutulur, açlık ve soğukla terbiye edilmeye çalışılırken, neden şimdi Kürt Kürde kapısını kapatıyor?
Kürtlerin birçoğunun kem bir söz değil, en ufak bir eleştiriden bile imtina ve özenle kaçındığı Kek Mesud neden bu işe yeltendi? Neden sadece Kürtler arası değil, parçalar arası hasımlığa da varacak bu tür bir uygulama içine girdi? Kek Mesud güneşin Batı’dan, Ankara’dan doğmadığını bilmez mi? Hadi doğdu diyelim, peki o güneşin Kürtleri ısıtmayacağını da mı bilmez?
Peki hükümet ortağı Yekitî Niştimanî Kurdistan (YNK) ne düşünüyor, ne ediyor bu lanetli sınır çekme işi ile ilgili? Yoksa stratejik ortaklık sadece kariyer edinme ve akçeli işlerle mi ilgili? Ya diğer Kürdistanî parti ve oluşumlar? Onların eli armut mu topluyor? Bu yüz kızartıcı, utanç verici uygulamaya karşı yapacakları, edecekleri hiçbir şey yok mu?
Sınırlardan muzdarip Kürtler kendi aralarına sınır çekmeyle meşgulken gerisini getirmeyi, mayın döşemeyi de ihmal etmemeliler. Olacaksa, dört başı mamur olsun sınırlar!
Alman Demokratik Cumhuriyeti (DDR), Batı Almanya’ya (Almanya Federal Cumhuriyeti) kimse kaçmasın diye araya sınırlar çekti. Benzeri Yemen’de yaşandı. Her iki sınır da 1990’lı yılların başında ortadan kalktı, Almanya ve Yemen birleşti. Yeni yılla birlikte Kuzey Kore Güney’le flörte kapılarını araladı.
Birbirine benzeyenler aralarındaki sınırları ortadan kaldırırlarken, başka topraklarda varolan birleşik ve yapay devletlerse dumura uğradı; bir devletten birçok devlet dünya siyasi haritasını zenginleştirdi. Sovyetler gitti, aralarına sınır çeken 10-15 devlet tarih sahnesine çıktı. Yugoslavya un-ufak oldu, birken, birkaç devlete ebelik etti. Aralarına sınırlar çeken 5-6 yeni devlet doğdu.
Başkaları İsveç’in en kuzeyinden İspanya’nın Endülüsü’ne, Fransa’nın batısından Bulgaristan’ın Karadeniz kıyılarına sınırsız, tel örgüsüz, pasaportsuz giderlerken, Kürtler 2013 yılında kendi aralarına sınır çekmeyle, kapıları kapatmayla meşguller, hem de Kürtlerin en mazlumlarına! Yazık!

MEMO ŞAHİN
msahin1@web.de