‘ABD, AB devletleri bugün kriz üstüne kriz yaşamakta, ulus devletleri başına çöken Hüsnü Mübarekler tarihe gömülmektedir. Tüm bunların karşısında Önderliğimiz bu gün Türkiye ve Ortadoğu siyasetinde en belirleyici aktör olmaktadır” diyen Kürdistan Özgür Kadın Hareketi (PAJK) Koordinasyon Üyesi Kawenda Herekol, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ideoloji gücü Ortadoğu’nun kaderini değiştiren bir sonucu yarattığına vurgu yaptı.

Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi olarak komploya karşı mücadelede en aktif güç olmayı esas aldıklarını dile getiren PAJK Koordinasyon Üyesi Herekol, 15 Şubat komplosuna ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Kadın Hareketi olarak Kürtlere karşı uygulanan bu komplo ve soykırım sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yine bu süreç kadınlar açısından nasıl işletilmiştir?
Başını ABD, AB devletleri, Rusya, İngiltere, İsrail, Yunanistan’ın çektiği, bölge devletleri ve işbirlikçi Kürt güçlerinin ortaklığı ile gerçekleştirilen uluslararası komplo 15 yılı geride bıraktı. Kürt Kadınları, halkı ve hareketi olarak tarihimize ‘Kara Gün’ olarak yazdığımız, varlığımıza, onurumuza ve özgürlüğümüze en alçakça saldırı olarak gördüğümüz, uluslararası 15 Şubat komplo güçlerini bir kez daha lanetliyoruz. Bu komployu insanlık tarihinin tanık olduğu en alçakça ve en büyük komplo olarak tanımlamak gerçeğin ta kendisi olacaktır. Ki komplonun etkisizleştirilme, aydınlatılma ve boşa çıkarılma mücadelesinde Önderliğimizin, halkımız ve hareketimizin olağanüstü direnişi bu gerçeği ortaya koymaktadır. Komplonun ilk süreçlerinde hedeflediği imha 100’ü aşkın insanımızın bedeni ile oluşturduğu ateşten çember ve bunun etrafında kenetlenen kesintisiz direniş ile durdurulmuştur. Tarihte böyle bir örnek daha yaşanmamıştır. Özgür Önderlik özgür yaşam şiarı ile şehadete ulaşan tüm şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Komployu, bedeli ne olursa olsun artık tarihe gömmenin kararlılığı ile gerekli olan her türlü mücadeleyi yükseltmenin sözünü; Başta Önderliğimize, Şehitlerimize ve Yurtsever Halkımıza veriyoruz.
Komplo kadın kırımını amaçlamakta
Elbette bu gün itibariyle bu komplonun kapsamı ve derinliği çok daha fazla ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu açıdan sorduğunuz gibi hiçbir tarih rastgele seçilmemiş tam tersine tarihi komplolarla yazmış egemen güçler tüm planlarını bu tarihsel hafıza bilinci temelinde yürürlüğe koymuştur. Öncelikle şunu vurgulamak gerekir. 20.yy son yılında yapılan bu komplo çok kapsamlı bir tarihsel dayanağı olan ideolojik, felsefik ve siyasal sebepler barındırmaktadır. Komplocu güçler, Önderliğimizin şahsında Özgür Kürt kimliğini, Özgür Kadın kimliğini ve bununla birlikte başta Ortadoğu halklarının barış ve kardeşliğini olduğu kadar tüm insanlığın sosyalizm değerlerini hedefleyerek sonuç almak istemiştir. Önderliğimizin ayak basacağı tek bir karış toprağın kalmasına tahammül edilmemesi bununla ilgili olmaktadır. Önderliğimiz bu süreci “hakkımdaki ölüm kararı 29 Haziran 1999 gününe denk getirildi. Bu tarih 1925 Kürt isyan önderi Şeyh Sait’in ölüm yıldönümüydü. Ayrıca daha önemlisi, teslim ediliş tarihim olan 15 Şubat, Şeyh Sait önderliğindeki isyanın başlama günüydü. Her iki tarih de bilinçli seçilmişti. Yani Kürt halkına şu denilmek isteniyordu: Ne kadar isyan etseniz de sonuç değişmeyecektir!” biçiminde değerlendirmektedir. Komplocu güçlerin bu anlamda hiçbir şeyi tesadüfe bırakmayacak tarzda, her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesapladığı bilinmektedir. Bir kez daha ‘Kürt kapanı’ planı devreye sokulmuştur.
15 Şubat 1999 komplosu Kürtler için benzer bir sürecin işletilmesini hedeflemek kadar halkların bir birine kırdırılması hedefini de taşıyordu. Zaten dönemin başbakanı olan Ecevit’in bile Önderliğimizin kendilerine neden teslim edildiğini anlamadığını ifade etmesi komployu gerçekleştiren güçlerin sadece Kürtleri değil, Türkiye halklarını da hedef aldığını ortaya koymuştur. Diğer yandan komplo sonrası hareketimizin karşı karşıya geldiği ve komployu tamamlayan bir plan çerçevesinde hayata geçirilen tasfiyecilik süreci de yapılan kapsamlı planlamaları ortaya koymaktadır. PKK ve Kürt halkı direnen unsurlar katliamlarla ortadan kaldırılacak, kalanlar da tasfiyeci hamlelerle teslim alınacak Kadın Özgürlük Hareketi bu biçimde denetime alınacaktı. Bu komplo aynı zamanda Önderliğimiz şahsında kadın özgürlük çizgimize yapılmış bir komplodur. Önderliğimizin kadın özgürlük çizgisi temelinde kadınla oluşturduğu büyük hakikat yoldaşlığı kapitalist modernist güçlerin “önce kadınları vurun” stratejisine en büyük darbe niteliğini taşıyordu. Komplo bir Kürt soykırımı olduğu kadar özel olarak kadın kırımını da amaçlamıştır.

Kadın Hareketi komployu boşa çıkardı

Önderliğimiz İmralı sürecinde kadın özgürlük projesinin yarım kalmış olduğunu dile getirdiğinde ve ‘siz benden daha tehlikeli bir çarmıhtasınız’ dediğinde bunu tüm boyutları ile çözümleyememiştik. Ancak sonrasında yaşananlar ve günümüzde de Kürdistan Özgürlük Hareketinin gelişim dinamiğine bakılacak olursa kadın hareketi olarak demokratik ulusun inşasında stratejik konumumuzu daha derinden kavrıyoruz. Kadın Özgürlük Hareketi, Önderlik ve parti çizgisinin teminatı rolünü üstlenmiş bir hareket olarak yaşam bulmuştur. Bu nedenle komplo güçleri tarafından hedeflenen bir konumdaydı. Ancak buna karşı yürüttüğümüz mücadeleyle kendimizi büyüterek, örgütlenmemizi her alanda geliştirerek ve daha güçlü irade olma temelinde komplonun hem önderlik ve hareketimize hem de kadın hareketine yönelik planlarını boşa çıkaracak bir düzeye geldik.
Alternatif ahlaki -politik topluma dayalı demokratik konfederal sistemi Ortadoğu’da geliştirmeyi projelendiren Önderliğimizi bu çirkin komployla hedeflemeleri ve komplonun giderek derinleştirilmek istenmesi bundan kaynaklanmaktadır. Yine 15 Şubat uluslararası komplosu, Irak müdahalesinin zeminlerini oluşturma temelinde geliştirilmiştir. Dolayısıyla Önderliğimize karşı geliştirilen komplo süreci sadece Kürt halk iradesine karşı değil Ortadoğulu tüm halkların demokratik iradesine ve demokratik yaşam şansını yeniden yakalama olasılığına karşı da geliştirilmiş bir komplodur. En başta da Kürt ve Türkiye halklarına karşı geliştirilmiş bir komplodur.
 
15 Şubat 1999’da gerçekleştirilen uluslararası komployla Kadın Özgürlük Hareketinin mimarı olan Kürt Halk Önderi Öcalan’ın tutsak edilmesi hareketinizi nasıl etkiledi?

Belirttiğim gibi komplo sürecinde en fazla hedef alınan ve aslında partileşme adımlarının başında olan Kadın Özgürlük Hareketimiz ciddi bir zorlanmayı yaşamıştır. Önderliğe yeterli yoldaş olamamanın derin acısını yaşadık ve fedaileşme çizgisinde direnerek özgürlük temelinde mücadeleyi yükselttik. Gerilla alanlarından, cezaevlerine yine tüm çalışma sahalarında gerek yoldaşlarımız ve gerek sempatizan, yurtsever onlarca insanımız bu temelde şehadete ulaştı. Rojbin Arap, Berwar, Şehristan, Dilan, Zin, Kurde ve Rotinda arkadaşlar başta olmak üzere onlarca kadın yoldaşımız özgürlük mücadelemizin direniş çizgisini ortaya koymuşlardır. Önderliğimizin barışçıl temelde sorunu çözmek için çağrı ve girişimleri olmasaydı daha onlarca eylemin hazırlık ve kararlılığı da vardı. Şimdi bile kimi çevreler Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi olarak Önderliğimize olan bağlılığımıza, Önderliğimizin bir Kadın Özgürlük Hareketi lideri olarak kabul edilmesine yeterince anlam veremiyorlar. Oysaki tüm dünyadaki halkların ve özgürlük mücadelesi yürüten kadınların deneyimleri ile bizim deneyimimiz karşılaştırılsa önderliğimizin Kürt kadınlarında yarattığı ve Kürt ulusal mücadelesi içerisinde devrim içinde devrim olarak anlam bulan kadın özgürlüğüne dönük çabaları çok net görülecektir. Kürt kadınları olarak bu komplonun acısını derin yaşadığımız gibi komplo karşısındaki mücadeleyi kendi özgürleşme mücadelemiz olarak görerek mücadele etmeyi esas alıyoruz. Komplonun Önderliğimiz şahsında kadın özgürlüğüne yönelen bir saldırı olduğunun bilinci ile mücadelemizi yüksek bir irade ve kararlılıkla yürütüyoruz.
 
Bu komplonun boşa çıkarılmasında Kadın Özgürlük Hareketinin ve Kürt Kadınlarının rolü nedir?

Komplonun direk hedefi olmasına, idam tehdidi, büyük bir saldırı ve baskı altında olmasına rağmen komplonun hedefini net bir biçimde çözen ve buna göre tutum ve direniş ortaya koyan Önderliğimiz ve onun etrafında ateşten halka olan fedaileşme çizgisidir komployu boşa çıkaran. Önderliğimizin ideolojik gücü, siyasal tecrübesi ve ilkeli tutumu ile ortaya koyduğu direniş çizgisi sadece Kadın Özgürlük Hareketi ve Kürt halkını değil aslında bir bütünen Ortadoğu’nun kaderini değiştiren bir sonucu yaratmıştır. Bu gün ortaya çıkan gelişmeler de bunu çok net ortaya koymuştur. Komplocu güçlerin, ortaklarının, Önderliğimize ve onun şahsında özgür Kürtlüğe ayak basacak bir karış toprak bırakmayanların akıbeti ortadır. Komplo zihniyeti büyük krizlere saplanıp kalmış durumdadır, hem batıda hem Ortadoğu’da ulus devletçi, iktidarcı sistemleri kadınlar ve halklar tarafından red edilmekte, restorasyonlarla yürüyemez halde bulunmakta ve hızla çökmektedir. Bu zihniyetin yürütücü güçleri birer birer devrilmektedir. ABD, AB devletleri kriz üstüne kriz yaşamakta, ulus devletleri başına çöken Hüsnü Mübarekler tarihe gömülmektedir. Tüm bunların karşısında Önderliğimiz bu gün Türkiye ve Ortadoğu siyasetinde en belirleyici aktör olmaktadır. Yine geliştirdiği alternatif sistem ile kadınların ve halkların özgürlük-demokrasi temelinde ki büyük umut ve beklentilerine cevap oluşturmaktadır. Kadın Özgürlük Hareketi alternatif sistem inşası ve savunma gücü ile her alanda büyük gelişmeler yaşayan bir konuma gelmiştir. Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi olarak komploya karşı mücadelede en aktif güç olmayı kendimize esas aldık. Serhildanlardan, meşru savunma alanına, Önderliğimizin İmralı süreci ile daha da derinleştirdiği demokratik ulusun inşa gücü, kadın özgürlüğü mücadelesini her boyutta geliştirme çalışmaları komploya karşı verilen mücadelenin ifadesidir. Bizler erkek egemenliğine, ataerkil kurum ve zihniyete vurduğumuz her darbenin komploya vurulmuş darbe olduğuna inanıyoruz. Kadın özgürlüğü için atılan her adım, ortaya konulan her eylem, her kurumlaşma-örgütlenme birimi komplocu güçlerin amaçlarını boşa çıkaran direnişi ifade eder. Tüm bunlarla birlikte Önderliğimizin öncülüğünde gelişen mücadelemizin açığa çıkardığı tüm gelişmelerin başarılı olabilmesinin tek yolu Önderliğimizin özgürlüğünden geçer. Bu yüzden tüm çalışmalarımızın, mücadelemizin birinci ve temel gündemi Önderliğimizin Özgürlüğü olmaktadır. Bu Özgür kimliğimizin ve aynı zamanda Ortadoğu barışının da tek teminatı ve garantisi olmaktadır.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ‘komplo boşa çıkarılmıştır’ değerlendirmesini hangi çerçevede yapmıştır? Devletle görüşmeler olmasına rağmen Sayın Öcalan’ın esaret koşullarının sürmesini hareket olarak nasıl ele alıyorsunuz?

Önderliğimizin komployu boşa çıkarmada en büyük direnişi egemenlerin kendini var ettiği komplo tarihini tüm yönleri ile aydınlatması, Kürt halkı ve Kürt kadınları başta olmak üzere tüm insanlığın özgürlük- demokrasi ve barışının teminatı olan alternatifi geliştirme gücünü görmek gerekmektedir. Önderliğimiz komploya karşı direnişi komplonun karanlık zihniyeti, kirli ve sinsi güçlerini tarihsel ve güncel boyutları ile açığa çıkarma temelinde derinleştirmiştir. Bu anlamda bir ideolojik saldırı olan komploya Önderliğimiz ideolojik direnişle yanıt vermiştir. İmralı koşullarında geliştirdiği savunmalarla kapitalist moderniteye karşı demokratik modernite paradigması, ulus devletçi, iktidarcı güçlere karşı özgür kadın-özgür toplum modeli olan ve ahlaki politik topluma dayanan demokratik ulus, demokratik konfederal sistemi geliştirmiştir.
Kapitalist modernite güçlerinin tüm alternatiflerini ya sistem içileştirerek ya da ezerek ortadan kaldırma ve direnişlerini umutsuz çırpınışlar olarak gösterme oyunlarına karşı Önderliğimiz alternatif paradigma, sistem ve bu temelde direnerek başarılı olmanın tüm yollarını açmıştır. Bilindiği gibi her anı bir işkence olarak yaşatılan İmralı sisteminde böyle bir güç ve irade ortaya koymak tarihsel bir mücadele ve direniş anlamına gelmektedir. Geri adım attırmayı amaçlayan çok yönlü saldırı ve baskı altında Önderliğimiz insanüstü bir irade ile direnmiştir. Kürt halkı, kadınları ve hareketi olarak biz bu direnişi derinlikli kavrama, gereklerini yerine getirme temelinde yürüttüğümüz mücadele ile Önderliksizliği kabul etmeyeceğimizi sürekli ifade ettik ve her tür saldırı altında büyük acı ve bedelleri göğüsleyerek bunu ortaya koyduk- koymaktayız. Önderliğimiz komplonun 12. Yılı olan 2010 Şubatında bu anlamda halkımıza komployu boşa çıkarmanın müjdesini vermiştir. Komplo amacına ulaşamamıştır. Ancak bu mücadele veya direnişin sona erdiği anlamına gelmemektedir. Tersine devam eden komploya karşı Kürt halkı ve hareketimiz de her yıl komployu hem her yeni aşamada karşı karşıya bulunduğumuz tehlikelerin değerlendirildiği hem de direniş hamlesinin daha da güçlendirildiği bir gün olarak ele almıştır ve almaya da devam etmektedir.
 
AKP’nin politikaları deşifre oluyor

Bu anlamda komplocu güçlerin maskesini indirerek boşa düşüren Önderliğimizin özgürlüğü temelinde kazanma iradesi ve kararlılığını sürekli geliştirmekte ve büyütmekteyiz. 2011-12 yıllarında Önderliğimize uygulanan bir buçuk yıllı aşan tecrit, hareketimize karşı Sri Lanka tarzı imha, halkımızı KCK tutuklamaları adı altında zindanlara doldurarak sindirme, serhildanlarını ezme, Roboskî tarzı katliamlar, dört parça Kürdistan ve yurtdışında ki halkımızı da kapsayan Öndeliksizliği kabul etmeyen Özgürlük mücadelemize topyekün saldırı sonuç almamıştır. Bir kez daha Öndeliksizliği kabul etmeyeceğimiz tarihsel bir direniş ile ortaya konmuştur. Bunun üzerinden Önderliğimiz ile görüşmeleri başlatmak durumunda kalmışlardır. Önderliğimiz geçmişte olduğu gibi bir kez daha demokratik çözüm ve onurlu barışın yolunu açmıştır.  Demokratik çözüm, onurlu barış temelinde hamlesel bir çıkış gerçekleştirmiştir. Tasfiye politikaları sonuçsuz kalan AKP bu görüşmeleri gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. Ancak bu çok hazırlıklı ve istemli olduğu bir durum olmamaktadır. Önderliğimizin üç aşama temelinde ilerletmek ve sonuç almak istediği bu sürece diyalog sınırında yaklaşım gösterilmektedir. Müzakereye evriltecek irade ortaya konmamaktadır.
Bu gün bölgemizde yaşanan gelişmelerin sıradan olmadığı 3. Dünya savaşı kapsamında yaşandığı, çelişki ve çatışmaların sonuçlarının yüzyılımızın çehresini belirleyecek nitelikte olduğu herkesçe kabul görmektedir. Önderliğimiz bölge gelişmelerini ve zamanın ruhunu okuyarak bu sürece halkımızın özgürlük kimliği, Kürt ve Türkiyeli halkların demokratik birliğine dayanan Ortadoğu barışını hedefleyen tarihi bir proje ile yaklaşmaktadır. Ancak AKP bu sürece doğru ve derinlikli yaklaşmak, adım atarak ilerletmek yerine zamana yayan, seçim yatırımı olarak yaklaşan ve kendi konumunu sağlamlaştırma temelinde çok basit hesaplarla yaklaşmaktadır. Önderliğimizin özgürlüğü konusunda en ufak bir adım atmamakta. AKP, 17 Aralık darbesi karşısında tercih yapmak zorunda olmasına rağmen oyalama tutumlarını sürdürmektedir. Roboskî Katliamını karanlıkta bırakma ısrarı, Paris Katliamı’nda ki rolünü gizleme başta olmak üzere birçok uygulaması ile kendini deşifre etmektedir. Yine Ergenekon kalıntısı İşçi Partisi çevrelerinin tam da 15 Şubat’ın 16. Yılında önderliğimize yönelik geliştirdikleri karalama ve anti propagandalar da hareketimiz ve önderliğimize dönük saldırıların sürdüğünü gösteren diğer göstergelerdir. Önderliğimize dönük bu saldırıların altında yatan ise bu güçlerin ve dayandıkları sistemin alaşağı olması ve bunun karşısında duydukları büyük öfke ve kin olmaktadır. Ama bu güçler iyi bilmeli ki bunca yıl nasıl boşa düşüp başarısız kalmışlarsa kendilerini aynı akıbetten kurtaramazlar.  

Kadınlar öz iradelerine sahip çıkıyorlar

Kadın Özgürlük Hareketi olarak demokratik ulus inşa hamlesinde önünüze koyduğunuz hedefler ve yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir? Bu mücadele döneminde Kürtlere karşı geliştirilen komplonun tamamen sona erdirilmesi için kadınlara nasıl bir görev veya misyon düşüyor?

Kadın hareketi olarak demokratik ulusu inşa hamlesine geliştirdiğimiz “özgür kadınla demokratik ulusa” kampanyası temelinde öncülük yapılıyor. Özgür Kadın Hareketi olarak örgütlü olduğumuz her alanda kadınların iradelerini ve örgütlenmelerini geliştirerek kendi sistemlerini inşa etmesi hedefi ile çalışmalar yürütülüyor. Bu çok yönlü bir faaliyet alanını kapsıyor. Hem kuzey Kürdistan hem de güneybatı Kürdistan’da demokratik ulus inşasında yakaladığımız çok önemli bir zemin var. Rojava’da zaten her alanda kadın öncülüğüne dayalı olarak demokratik özerkliğin inşası yürütülüyor. Efrîn Kantonunun başkanın kadın olması bunun ifadesidir.
Türkiye’de yerel seçimlerde ilk kez uygulanan eşbaşkanlık sistemi benzer biçimde kadının siyasal alandaki etkinliğinin bir diğer yansıması olarak ortaya çıkmıştır. Her kadın kadının örgütlü iradesi, meclis gücü temelinde geliştirilen kadın örgütlemesi ile birlikte yer almaktadır. Sadece yerel yönetimler ve siyasal alanla da sınırlı değil demokratik ulusun inşa çalışmaları kadının ahlaki politik toplum gücünün ve öncülük iradesinin ortaya konduğu temel çalışmalar olmaktadır. Komploya karşı mücadele, sürecin geliştirilmesi için devlete adım attırılması da inşa çalışmalarının güçlenmesi ile olacaktır. Devletten bekleyen, talep eden vermediğinde de protesto ile yetinen yaklaşımın aşılması ile bu gerçekleşecek. Devlet politikalarına karşı direnişi kesintisiz yükseltmek ve hızla kendi özgürlük modelini inşa ederek soykırıma alan bırakmamak çok büyük önem taşımaktadır. Bizler sadece Kürt kadınlarına değil, tüm Ortadoğu kadınlarına bu konuda çağrı yapıyoruz. Kürt sorununun demokratik ulus çözümü tüm bölgedeki sorunların çözümünde esas alınması gereken modeldir. Bu model sadece ulusal sorunların değil, mezhepsel, toplumsal, ekonomik her alandaki sorunların da çözüm anahtarıdır. En fazla da kadınların yaşadığı sorunları çözme, kadını iradeleştirme, özgürleştirme anlamına geliyor.
2014 yılını Özgür Önderlik ve Özgür kimlikle yaşamanın en tarihi mücadele sürecinde olduğumuzu ve bunu gerçekleştirmeye en yakın dönemi yaşadığımızı belirterek bir kez daha kadınları, gençleri ve tüm halkımızı komplonun 16. yılında mücadeleyi yükseltmeye çağırıyorum. Başta Türkiyeli halklar olmak üzere özgürlük, eşitlik, demokrasi, barış diyen herkesi komplo güçleri karşısında tutum almaya Önderliğimizin Newroz açıklamasında ortaya koyduğu ruhu sahiplenmeye ve direnişi ortaklaştırmaya çağırıyorum. 
 

DİLAN ŞEVAL/ANF/BEHDİNAN