DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’i ziyaretinin ardından konuşan HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, Öcalan üzerindeki tecridin Türkiye’deki bütün sorunların kavşağında olduğunu belirterek, hükümete ve Adalet Bakanı’na “Kendi koyduğunuz yasalara uyun” diye seslendi.

Temelli, Leyla Güven’i Amed’in Bağlar ilçesinin Bağcılar Mahallesi’nde bulunan evinde ziyaret etti. Temelli’ye, milletvekilleri Semra Güzel, Remziye Tosun ve Saliha Aydeniz ile birlikte HDP Amed İl Eşbaşkanı Mehmet Şerif Çamcı ve belediye eşbaşkan adayları eşlik etti. Temelli, kısa süren görüşme ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Hukuksuzluk her tarafı kapladı

Leyla Güven’in açlık grevi eyleminin 106. gününde devam ettiğini hatırlatan Temelli, “Leyla başkan tecridin sonlanması için kararlı bir mücadele ortaya koyuyor. Bu kararlılıkla mücadeleye devam ediyor. Bu mücadelenin Türkiye halkları, Türkiye kamuoyunun barış ve demokrasisi olduğunu bir kez daha dile getirmiştir. Tecrit kırılmadığı için hukuksuzluk Türkiye’nin her tarafını kapladı. Türkiye var olan demokrasiden de uzaklaştı, savaş koşullarından kendisini kurtaramadı, toplumsal barış çöktü” dedi.

Sesine kulak vermeliyiz 

“Türkiye’nin hiçbir yerinde toplumsal barışın esamesi okunmuyor” diyen Temelli, “Otoriter rejimin halka saldırıları söz konusu. Sadece Leyla Güven değil, Türkiye cezaevlerinde 300’den fazla tutuklu, Sebahat başkan, Selma Irmak ve dünyanın bir çok yerinde eyleme katılan arkadaşlarımız var. Hepsinin ortak sözü; demokrasi ve barıştır. İmralı Adası’nda tecrit sürdükçe, Türkiye demokrasi konusunda adım atamıyor. Demokratik siyaset için de çözüm üretemiyor. Bir tavır koymak istiyorsak, Leyla Güven’in sesine kulak vermeliyiz” şeklinde konuştu.

Kendi yasalarına uysunlar

 Adalet Bakanı ve Türkiye halklarına açlık grevleri noktasında duyarlılık çağrısında bulunan Temelli, şunları söyledi: “Bir an önce tecridin sonlanması için duyarlılık göstermeliyiz. Adalet Bakanı’nın kendisi bir an önce uyması gereken yasalara uymalıdır. Yasanın gereğini yerine getirmelidir. İmralı’daki mutlak tecride derhal son vermelidir. Aile ve avukatları ile görüştürülmelidir. Bu düzenli olarak gerçekleşmelidir. Bu görüşmenin engellenmesi Türkiye’ye bir yarar getirmemiştir. Türkiye’yi içinden çıkılmaz sorunlara götürüyor. İktidar buna duyarsız kalmamalıdır. Bir an önce bunu sonlandırmalıdır.”

Artık ciddi durumda

 Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik aşamaya ulaştığını ifade eden Temelli, “Bu konuda herkes kendine düşeni yapmalıdır. Şebnem hocam (Prof. Şebnem Korur Fincancı) yanında. Sağlık durumunu incelemektedir. Tıbbi açıdan açıklama yapacaklardır. Aldığım bilgi sağlık durumunun ciddi duruma ulaştığıdır. Bir an önce atılması gereken adımlar atılmalıdır. Buradan sesleniyorum; kendilerini yasalara uymaya çağırıyorum. Hukuk dışı bir talep söz konusu değil. İktidara, yasalara riayet etmeleri noktasında sesleniyorum.”

Bütün sorunların kavşağında

Kamuoyunun sessizliğini eleştiren Temelli, şöyle devam etti: “Kamuoyunun duyarsızlığı, kayıtsızlığı devam ediyor. Tecrit, Türkiye’deki diğer sorunlardan yalıtılarak ele alınacak bir mesele değildir. Tecrit ve Kürt meselesi bütün sorunların kavşağındaki sorundur. Zaten yaşadığımız karanlık kabusun temel nedeni budur. Türkiye bunu geçmişte de yaşadı. 2 yıllık süreçte tanıklık etti. Şimdi o tanıklık etmiş olan kamuoyuna sesleniyorum; demokratik siyasetin neler yapabileceğini gördünüz. Barışın tesisini hissetiniz. Bu konuda üzerinize düşeni yapın.”

 Açıklamasına AİHM ve CPT’nin sessizliğini eleştirerek devam eden Temelli, “AHİM’in sergilediği ikircikli tutumu defalarca söyledik. Avrupa’da da duyarlılık başladı. Konuyu gündemlerine taşıdık, taşımaya da devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Üç beş belediyele kurban edilmemeli

 AKP iktidarına uyarıda bulunan Temelli, şöyle tamamladı: “Yasalara uyun, hukukun gereği ne ise onu yapın. Başka nereye gidecek gibi kimse fal açmasın. Türkiye’nin maceralara değil, toplumsal barışa, demokrasiye ihtiyacı var. En azından iktidar yapması gerekeni yapmalıdır. Diğer konularda yapması gerekenleri 31 Mart’ta kendisi görecektir. Bunları Kürt halkına dayatarak hiç bir şekilde geleceğinin olmadığını gördüler, 31 Mart’ta bir kez daha görecekler. Bu insan hakları konusudur. Üç beş belediyeye kurban edilmemelidir. İnsan hakları ve hukuktan kopup, seçim peşinde koşuyorsa, yanlıştır. Türkiye’nin geleceği demokrasiden, barıştan geçer.”