
Cizre'de, katledilen sivillerden birisi de Sait Çağdavul isimli gençti. 5 kardeşin en büyüğü olan ve ilçede bulunan bir markette çalışarak ailesinin geçimine katkı sağlayan Çağdavul, sokağa çıkma yasağının 2. gününde evinin bulunduğu Nur Mahallesi'ndeki Özkan Caddesi üzerinde zırhlı polis aracından açılan ateş sonucu boğazına isabet eden kurşunla hayatını kaybetti.
Camiden çıkarılamadı
Polis ablukası nedeniyle morga kaldırılamayan Çağdavul'un cenazesi, mahallede bulunan Şeyh Sait Camisi'ne götürüldü. Abluka sürdü, cenazenin hastaneye götürülmesi için ambulansın mahalleye girişi de engellenince Çağdavul'un cenazesi iki gün boyunca camide bulunan teneşir taşı üzerinde bekletilmek zorunda kaldı.
Çağdavul'un katledildiği günün gecesi 35 günlük bebek Muhammed Tahir Yaramış da tüm çabalarına rağmen mahalleye ambulans gelmeyince yaşamını yitirdi. Küçük bebeğin cenazesi de Çağdavul'un konulduğu teneşir taşı üzerine gencin hemen yanında aynı kaderi paylaştı.
Evi de delik deşik
Çağdavul'un polis saldırılarının yoğunlaştığı Nur Mahallesi'ndeki evi ise ciddi zarar gördü. Saldırılarda delik deşik olan evde aile üyeleri şu an kalamıyor.
Baba Abdullah Çağdavul, oğlunu mahallelerinde sürekli namaz kaldığı camide iki gün boyunca bekletmek zorunda kaldıklarını belirterek, "O anlar gözümün önüne gelince, o caminin kapısından içeri girince beynim duracakmış gibi oluyor. Oğlumun ve küçük bebeğin orada uzanmış hali gözümün önünden gitmiyor. Hep gidip namaz kıldığım bir camiydi ama artık o camiye gitmek istemiyorum, orada namaz kılamıyorum" diye konuştu. "Barış" dedikleri halde katledildiklerini belirten Çağdavul, "Asker ve polisin de anne, babası var. Bizim yaşadığımız acıyı kimse yaşamasın. Tek dileğimiz barış ortamının sağlanmasıdır" dedi.
NURİ AKMAN/ZOZAN FENDİK/DİHA/ŞIRNAK