
Ergil: Bu zihniyetle çözülmez
Yasanın başlığında ‘terör’ ifadesine yer verilmesine tepki gösteren Prof. Doğu Ergil, bu tanımlamanın demokrasi yoluyla Türkiye’nin barışını yapma anlayışından çok uzak olduğunu belirtti. Ergil, “Hala Kürt sorunu bir demokratikleşme ve toplumun yönetime katılma sorunu olarak değil, bunların gerçekleşmemesinin sonucunda ortaya çıkan toplumsal hoşnutsuzluk ve şiddet olarak görülüyor. Terörizmle mücadele mantığıyla mücadeleye yaklaşmak zihniyetinden vazgeçilmemiştir. Terörizm bir sonuçtur. Toplumsal bütünleşme, toplumsal katılma ve toplumsal memnuniyetin olmadığı yerde hoşnutsuzluğun belirtimiyle başlayıp bunun artık şiddetle dile getirilmesine varan bir uyumsuzluk sürecinin göstergesidir. Bu bakış açısı çözülmediği sürece bu sorun çözülmez” dedi.
Somut bir şey yok
Yasa tasarısının somut olmadığı eleştirisinde de bulunan Ergil, “Onu yapacağız, bunu yapacağı, bunu şu şekilde yapacağız’ şeklinde ama neyin yapılacağı belli değil. Somut hiçbir adım yok. Demek ki ciddi hiç bir hazırlık yapılmadı. Bize somut bir şey diyemiyorlar” dedi. Toplumsal bütünleşmenin kısmi kanunlarla olamayacağına dikkat çeken Ergil, “Bu çok daha kapsamlı strateji ile mümkün olur. Bunun ekonomik boyutları var, siyasi, hukuki boyutları var. Bu seçim arifesinde ‘Siz bizi oyalıyorsunuz’ diyen Kürt siyasi hareketinin tepkisini engellemek için yapılıyor. Ama bunun oyalama olduğu o kadar belli ki hiç somut bir şey yok. Türkiye’nin barışını sağlayacak adımların atılamamasına üzülüyorum” diye konuştu.
Türkdoğan: Öcalan görmezden geliniyor
İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise tasarının herkesin beklediği anlamdaki Müzakere Çerçeve Yasası niteliğinde olmadığını belirtti. Türkdoğan, “Bunun olabilmesi için bir muhataplık ilişkisinin kurulması lazım. Burada Kürt siyasi hareketi, Sayın Öcalan ile bir muhataplık ilişkisi yok. Hep örtülü yazılmış. Sorunun muhatabını örtülü anlatmaya çalışıyor. Bu da olaya halen güvenlikli bakış açısı ile yaklaştığını gösteriyor” dedi. Kürt sorunun terör sorunu olmadığının altını çizen Türkdoğan, “Kanunun adı ‘terör sorunu’ ile başlıyor. Bunu eleştiriyorum. Hükümet çıkıp ‘Biz böyle hazırladık ama fiiliyatta görüşüyoruz’ diyebilir” ifadesini kullanan Türkdoğan, kanunun adının ve muhataplık ilişkileri konusunun mutlaka yeniden ele alınması gerektiğine kaydetti.
Kanun ile Bakanlar Kurulu’nun rahatlatıldığını ve geniş yetkiler verildiğini söyleyen Türkdoğan, “Hukuk tekniği bakımından bu sağlıklı değil. Bakanlar Kurulu bu yetkisini nasıl ve ne şekilde kullanacak bunlar belirsiz ama Bakanlar Kurulu sorunu çözme noktasında iyi niyetli olursa bu onun elini rahatlatıyor. Tek taraflı hazırlanmış, ısrarla ve inatla kendi programlarını devam ettirmeye dair bir kanun olarak görüyorum. Halbuki ki barış sürecinin mimarı Öcalan’dır. Bu kanun onu görmezden geliyor” ifadesini kullandı.
Yayman: İkinci aşamanın ilanı
Prof. Dr. Hüseyin Yayman ise diğer iki komisyon üyesinden farklı olarak yasa tasarısını müzakerelerde ikinci aşamanın başlamasının ilanı olarak gördüğünü belirtti. Tasarıyı çok olumlu bulduğunu belirten Yayman, daha önce yapılması gerektiğini söyledi. Tasarının geldiğimiz an itibarı ile tarafların demokratik çözümdeki kararlılıklarının ve duruşunun göstergesi olduğunu belirten Yayman, “Bu anlamda bu tasarı ile bir psikolojik aşama daha aşılmış olacak. Bunun için çok önemli bir adımdır” dedi. Tasarıyı “Müzakere Yasası” olarak adlandıran Yayman, “Bu tasarı çözüm sürecinde artık tünelin ucundaki ışığın gözüktüğünün ve sürecin sona yaklaştığının da en önemli işaretlerinden bir tanesidir” dedi. Tasarının ‘terörün sona erdirilmesi’ olarak adlandırmasını ise “tali” bir mesela olarak gören Yayman, “Burada önemli olan tarafların kararlılığıdır. İlk BDP-HDP heyeti İmralı’ya gittiğinde de çok karamsarlık vardı. Önemli olan geldiğimiz noktadır” diye konuştu.