
Kol gücü ve alın terinden alıp sermayeye (kapitalizme) vermek, bu kesimin çıkarına bekçilik yapmak, Faşizmin karekteridir. İşi, işlevi ve varlık sebebi de budur, Faşizmin…
AKP’nin yaptığı da budur. Nitekim, 2016 Temmuzunda, ülke çapında olağanüstü hal ilan ettikten bir süre sonra, patronların karşısına çıkan Erdoğan müjde veriyordu:
"Kimse grev, iş aksatma var diyemez!.."
Mussolini’nin İtalya’da, Ekim 1922 tarihinde iktidara geldiğinden beri, Faşizmin işlevi budur. Vatana ve adalete hizmet, patronaja hizmet…
AKP faşizminin temel ilkesi de böyle işlemektedir. İşçi ya da emekçi dediğimiz kişi, hizmet için vardır. Asla yakınmadan, isteklerde bulunmadan çalışacak, miting ve gösterilerde AKP’nin bayrağını taşıyıp faşist sloganlar bağıracak, sonra gidip Erdoğan’ın başından aşağıya oyunu boca edecek…
Mesela, İstanbul’da inşa edilen havaalanında çalışan işçiler, uzaktan eski çağ köle barınaklarını andıran barakalarda kalmaktadırlar. Barakaların zemini, ranzaları tahtadandır. Normal olarak, kan emici tahtakurusu hazinesidir. Kan emerken kaşındıran, kaşıntısı gün boyu süren…
İşçiye düşen görev, kaşına kaşına çalışmaktır. Aksi durum, AKP medyasının deyimiyle vatan hainliğidir. Kürtçülük, teröristliktir…
Oysa, Recep Erdoğan’a Basra Körfezi Sultanlarını da kıskandıran Sultani bir hayat temin eden ve daimi onlardı. Onların oylarıydı…
Erdoğan mitinglerinin profiline bakın: Faşizmin renklerini, ırkçılığın simgelerini sallayan, dinci sloganlarını haykıran tek bir tane büyük sanayiciye, uluslararası sermayenin montajcısına, holdingci, hatta Brezilya‘dan şarbonlu sığırı getirtip piyasaya salan ithalatçıya rastlayamasınız, orada.
Çünkü onlar, düzenin görünmez efendileridir. Bu gibi ayak işlerine girişmez, sürte gerisinde durur, emir verirler.
Faşizm budur ve çark böyle işler.
AKP, 2002 yılında varoşların oylarıyla iktidara geldi. Varoşlar emekçilerin barınağıdır.
Kürtler, bu seçimde blok olarak karşı vaziyet aldılar. Ama oy verdikleri DEHAP, seçim barajı geçemediği için, Kürdistan milletvekilleri AKP’nin kazanç defterine yazıldılar.
CHP’nin yüzde 19’luk oyu hariç, öteki Türk partileri de baraj altında kalınca, meydan AKP’ye kaldı. Aldığı yüzde 34,42’lik oy oranıyla, dinci-ırkçı tabana oturdu. 365 milletvekili ile iktidar oldu.
Konuyu dağıtmamak için, analize girip sebepleri sıralamayacağım. Ama, en az iki kuşaktan beri şehirli (burjuva) olan ve ticaret, ufak-tefek üretimle uğraş sonucu biti kanlanmış, montaj sanayi ile zenginleşmiş kesimler, bu seçimde AKP’ye oy vermediler.
Bunlar, AKP’yi çağ dışı ayak takımı olarak görüyorlardı. Diyalogdan da uzaktılar. Bugün, ömür boyu hapse mahkum ederek, betonlar arasında gömdükleri Nazlı Ilıcak, o tarihlerde sermaye uç beylerinin Erdoğanı kabul etmesi için kapı kapı dolaşıyor, evinde yemekler düzenliyordu.
Ama, şehirlerin apartmanlaşmaya başlamış varoşları ile ötede uzayan gecekondu denizleri, AKP’nin sonsuza varan oy tarlalarıydı.
Emekçileri suçlamak, kınamak niyetiyle söylemiyorum. Ancak, en kolay oy avlağıydı, onların semtleri…
İnanmıyorsanız, ortalığı dolduran oy dağılımını gösteren seçim sonuçları haritalarına bakın. Mesela, Marmara işçilerin en bilinçli diyarı olarak bilinmektedir. Ama seçim sonuçlarına göz attığınızda, Derince’yi, Kartalı, Gebze, Kocaeli’ni AKP’nin oy deposu olduğunu görüyorsunuz.
Sonuç, "işçi sınıfı" açısından hüzün verici, ama bu yüz yıllık bir beyin yıkama sonucudur. Çünkü, devlet eliyle yürütülen kesintisiz çalışma ile yalan ve yanlış monte ediliyor, beyinlere.
Beyin uyuşturma ile yandaş kazanmadır, bunun adı. Düzene itaatkar kazandırma adıma afyonlama…
O nedenle, kitaplarda yazılanların yeri yoktur, TC’de. Sınıfsallık bir bilinçleme, evreni kavrama olayı, ama sakıncalıdır.
Onun yerine, ortalığı istila eden karalama, yalan ve yanlışlar düzeneği geçerlidir. Köleciliğe itiraz ile hak, hukuk arayıcılığı din düşmanlığıdır, baş faşistin ağzında…
Nitekim tahtakurusu istilasına karşı önlem alınmasını, sağlıklı yaşama koşullarının hazırlanmasını, ücretlerinin zamanında ödenmesini isteyen havaalanı işçileri, anında vatan haini ilan edildiler. Adı konarak terörist, maksatlı kişiler, vatan haini oldular.
Faşizm budur. Hırsızlar, soyguncuların zorbalık rejimidir. Milletin anasına küfredenlerin uşaklığı…