‘Terörün finansmanı yasası’ farklı kesimlerden gelen tepkilere rağmen mevzuat dünyasında yerini aldı. Bir taraftan diyalog yolu ile çözüm tartışmaları yapılırken hazırlanan bu yasanın uluslar arası boyutu olduğunu hepimiz biliyoruz.

“Terör” kavramının ne kadar geniş yorumlanabileceği konusunda, Türkiye, dünya ile boy ölçüşebileceği gibi, kimi batı ülkeleri de otoriter rejimlerden geri kalmaz. Sivil toplum duyarlılığının, bağımsız medyanın, siyasal muhalefetin görece güçlü olduğu ülkelerde bu düzenlemeyi frenleyebilecek mekanizmalardan söz edebiliriz. Dolayısı ile dış baskı üzerine  çıkarıldığı iddia edilen bu düzenlemenin, ilk meyvelerini verdiği “Van” örneği üzerinde uzun uzun düşünmeliyiz.
Daha söz konusu yasa Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır onaylanmaz, Van’da faaliyet gösteren on kurumun kapatılması için davaname hazırlanması basite alınacak bir durum değildir.
Hazırlanan metnin içeriği de Türkiye hukuk ve adalet düzeninin fotoğrafını tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Tıpkı daha önceki iddianamelerde olduğu gibi ne kadar keyfi yorumlar yapılarak bir kurumun tasfiye edilmek istenebileceğini görmek istiyorsanız bu metne bakmak yeterli.
Deprem dolayısı ile yapılan yardım çalışmalarının “örgüt” talimatı ile gerçekleştirilmiş olması iddiası ile kurgulanan metnin delillerinin elde ediliş biçimi çok daha ilginç. Dernek bürosundan çalınan başvuru evrakları davanamenin hazırlanmasında kullanılmış. İster dudağınızı ısırın isterse kafanızı duvara vurun.
Usulüne uygun olmayan dinlemelerden elde edilen delillerin hukuka aykırılığı tartışılırken gizlice girilip alınmış dernek evraklarından hukuki delil üretmek ancak Türkiye tipi demokrasilerde olur.
Ya bu davanameyi hazırlayanlar, siyasi iktidar dahil tüm toplumla dalga geçiyorlar ya da hep birlikte gayet bilinçli bir sınama ve sabotaj operasyonuna tabi tutuluyoruz.
İçişleri ve Adalet Bakanlarının hatta Başbakan’ın acilen bir açıklama yapması gerekir. Bu tablo kendi iradelerine rağmen gerçekleşebiliyorsa çözüm sürecini yönetmeye güçlerinin yetmeyeceğini göstermeye yeter bir tablodur. Yok resmen bu tip girişimler çözüm sürecinin bir parçası ve gereği olarak yapılıyorsa, başka yerde sabotaj aramanın nasıl bir izahı olabilir?
Konuyu fazla abartmaya gerek yok, on kurum kapanır yerlerine yenileri kurulur diyorsanız, tercih sizin. Terörün finansmanı gerekçe gösterilerek, sendikalar, partiler hatta özel şirketler kapatılmaya, mal varlıklarına el konulmaya başlandığında itiraz etmek için çok geç olacak.