HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, hali hazırdaki katılımdan uzak, demokrasiyle ilişkisi olmayan bu devlet sisteminin Türkiye’yi ileriye taşıyamayacağını vurgulayarak, toplumun ve yurttaşların büyüdüğü, devletin ve iktidar alanının küçüldüğü bir demokratik düzene geçişin artık kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Halkların ve Değişimin Cumhurbaşkanı Adayı HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Yeni Yaşam” çağrılarını bu kez on binlerce kişinin katılımıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda önceki gün gerçekleştirilen mitingde anlattı. Meydanı saatler öncesinden dolduran yurttaşların alkış ve sloganlarla sahneye çıkan Demirtaş, coşkulu kitleye seslendi. Demirtaş, konuşmasına alandaki kitleyi “Türkler, Kürtler, Aleviler, Êzîdîler, çiçek gibi güzel halklar hepiniz hoş geldiniz” sözleriyle selamlayarak başladı.
Yeni Yaşam çağrısıyla çıktıkları yolun, Türkiye’nin ezilen halkları için yeni bir yol olmadığını söyleyen Demirtaş, “Bizler uzun yılardır zorlu bir mücadelenin içinden hep birlikte süzülerek buraya geldik. Türkiye’de özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yeni bir sayfa açmak için değil, tertemiz sayfaları birleştirmek için bu yola çıktık” diye konuştu.

HDP ile bir araya geliyoruz

Daha önce de ezilen halkların seslerini birleştirmek için birlik, ortaklık arayışlarının denendiğini ancak ilk defa HDP ile Türkiye’nin ezilen, inkar edilen bütün halklarının görkemli bir şekilde bir arada olduklarının altını çizen Demirtaş, “Bu kadar büyük ve görkemli şekilde bir arada olmamız Karadeniz’den Ege’ye, Akdeniz’e kadar aynı heyecanla yeni yolda yürümek isteğimizden kaynaklı” şeklinde konuştu.
“Biz daha adaylığımızı, ilkelerimizi açıklarken o dakika kazandık ve her gün kazanmaya devam edeceğiz. Biz büyüyerek, güçlenerek yolumuza devam edeceğiz” diyen Demirtaş, şöyle devam etti: “Kürt, Türk ile aynı alanda; Türk, Ermeni ile aynı meydanda aynı sloganı atmasın; Alevi, Sünni ile el ele tutuşup Kadıköy’e gitmesin diye yılardır bizi birbirimize düşman ettiler. Ama biz bütün ezilenler, emekçiler, kadınlar, yoksullar inandık ki yan yana durmaya devam edersek hiçbir diktatörün bizim karşımızda durmaya gücü yetmeyecek.”

Recep’in hesabı bozuldu

Halkların ortak mücadelesi ve birlikteliğine karşı çıkan tek kişinin Türk Başbakan Recep T. Erdoğan olduğunu öne süren Demirtaş, “Yeni Yaşam çağrısı herkeste büyük heyecan yarattı ama Recep’in hesabını bozdu. Yıllardır bütün planını bunu için yaptı. Cumhurbaşkanı olacak, köşke çıkacak, herkesi de kölesi yapacaktı. Ta ki siz bu gidişata dur diyene kadar. Şimdi hesaplar bozuldu. Bunun korkusuyla her yerde bize saldırıyor” dedi.
HDP’nin emeğin ve ezilenlerin mücadelesinde umudun adı olduğunu ifade eden Demirtaş, “Seçimi kazanırız, kaybederiz. Koltuğu kazanmak yada kaybetmek bizim için başarı ölçüsü değil. Diğer iki aday koltuğu kazanmak için bütün ilkelerinde vazgeçebilirler. Ama biz seçimleri kaybetsek de ilkelerimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Halkların tek adayı

Demirtaş, sandık başına gidecek seçmenlere de şu sözlerle seslendi: “O ikisinin kazanması sizin ya da ona oy verenlerin kazanması anlamına geliyor mu? Siz oy kullanmaya giderken cebinizde taksi parası bile olmayacak, yürüyerek oy kullanmaya gideceksiniz. Oy pusulasındaki üç kişiden sadece bir fotoğraftaki adayın sizin kadar parası var, sadece bir kişi sizin bugüne kadar çektiğiniz acıları temsil ediyor. Bir cumhurbaşkanı düşünün sadece saz çalıyor. Halkın tek bir adayı var. Çok fazla bir seçenek yok önünüzde. Devletin, statükonun iki adayı karşısında halkların tek adayı seçimlere giriyor.”

Bu panik niye?

Konuşmasının devamında Erdoğan’ın seçim çalışmaları için devletin ve finans güçlerinin tüm kaynaklarını arkasına alarak haksız rekabet yürüttüğünü belirten Demirtaş, “Yer gök senin seçim afişlerine dolu. Madem yüzde 50 oyum var diyorsun, o zaman bu panik niye? Özgüven sahibiyim diyorsun ama iki saatlik bir televizyon programına çıkmaktan kaçıyorsun. Niye iki saatlik bir televizyon programında karşı karşıya gelmekten kaçıyorsun. Gel canlı yayına çıkalım geçmişimizde, geleceğimizde ne varsa açık açık paylaşalım. Bırakalım bize oy verecek olanlar bizi iyi tanısınlar” sözleriyle seslendi.

Mal varlığını açıkla

Demritaş, mal varlığı üzerinden de Erdoğan’a yüklendi. Demirtaş, “Açıkladığın mal varlığı sadece kendine ait olanlar. Eşine, kızına, damadına ait olanları niye açıklamıyorsun? Bilal çocuk ne kadarını sıfırladı neden açıklamıyorsun? Bilal’e sorsanız o da bilmiyor ne kadar sıfırladığını ama yine de halkın bilmeye hakkı var. Şeffaf olmadan toplumun tamamının cumhurbaşkanı olabilecek misin?” diye sordu.
Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Zazalar, Ermeniler, Aleviler, başörtülü kadınlar, Soma’da, Roboskî‘de katledilen çocukların anneleri seçilen cumhurbaşkanı bizim cumhurbaşkanımız diyemedikten sonra kazansan ne olur, kaybetsen ne olur? Biz seçilen cumhurbaşkanı Türkiye’de bütün ezilen sınıfların, halkların cumhurbaşkanı olsun istiyoruz. Çankaya’da halk mahkemesi, insan hakları mahkemesi gibi çalışsın.”

Necmettin Hoca’ya alkış

Demirtaş, mitinge katılan ve Rize’de HDP standı açtığı için ırkçıların saldırısına uğrayan eğitim emekçisi Necmettin Durmuş’u da “Yaptığınız hiçbir çalışma boşa gitmiyor. Sen ki kardeşlik mesajını, barış mesajını bedel ödemeyi göze alarak Rize halkına duyurdun. Bu bizim için büyük bir onur, şereftir. Sana layık olacağız hocam” sözleriyle selamlayarak, alkışlattı.

YPG bayrağı altındakilere selam

Demirtaş, konuşmasını “Rojava’da YPG bayrağı altında direnen Türk, Kürt, Alevi ve Nusayri halkının direnişine selam olsun. Rojava yeni yaşam felsefemizdir. Herkesi ırkçı, faşist dalgaya karşı çok kültürlü yeni yaşamı yaratmak için yeni yaşam çağrısı mücadelesini yükseltmeye çağırıyorum” sözleriyle sonlandırdı.

Kumbarasını verdi

Demirtaş’ın konuşmasını tamamlamasının ardından gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın 6 yaşındaki yeğeni Berke sahneye çıkarak, seçim kampanyasına destek olmak üzere kumbarasını Demirtaş’a sundu. Bu sırada alandan alkış sesleri yükseldi. Berke’nin elini tutup öpen Demirtaş, “Hasan Ocak’ın yeğeni Berken kampanyamıza destekte bulunmak için kumbarasıyla gelmiş. İşte yaşamın özü bu. Ayakkabı kutusu mu, çocuğun kumbarası mı daha değerli? Vereceğiniz oy işte bu kadar değerli. Yaşamımız bundan ibarettir. Tüm çocukların ellerinden, yüreğinden binlerce kez öpüyorum” dedikten sonra Berke’nin elinden tutarak birlikte sahneden indi.

 İSTANBUL




TRT’nin duymak istemediği

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kısa bir süre kala cumhurbaşkanı adaylarının TRT konuşmaları da başladı. Önceki akşam ilk olarak HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim konuşması yayınlandı. Demirtaş konuşmasının başında ince bir göndermeyle TRT’nin adaylar arasındaki yanlı tutumunu eleştirdi. Demirtaş konuşmasına, “TRT gibi son derece tarafsız, objektif, bütün adaylara eşit yaklaşım sergileyen, hele hele bana karşı adalet ve nezaket örneğinin en muhteşemini sergileyen bu nadide kurumun ekranlarından sizlere seslenmenin heyecanını ve mutluluğunu yaşıyorum” diyerek başladı.

Demokratik düzene geçiş kaçınılmaz

Demirtaş konuşmasında ayrıca, süreci sadece cumhurbaşkanlığı süreci olarak görmediklerini aynı zamanda özgür ve demokratik geleceğimizin, kardeşlik hukukumuzun yeniden tesis edilmesi konusunda bir aşama olarak değerlendirdiklerini söyledi. Türkiye toplumunda demokratik değişim ve dönüşüm talepleri olduğunu kaydeden Demirtaş, kutuplaşmadan dolayı esas sorunların konuşulmaya fırsat bulunmadığını bu sebeple de bu seçimde yurttaşların vereceği kararla demokratik bir değişimin önünü açabileceklerini söyledi. Demirtaş, “Hali hazırdaki katılımdan uzak, demokrasiyle ilişkisi olmayan bu devlet sistemi Türkiye’yi ileriye taşıyamaz. Toplumun ve yurttaşların büyüdüğü, devletin ve iktidar alanının küçüldüğü bir demokratik düzene geçiş artık kaçınılmazdır” dedi.

Yeni yaşamı özetledi

Hedeflerinin devleti ele geçirmek olmadığını, ele geçirilen devleti halkın hizmetine sunmak olduğunu kaydeden Demirtaş, devletin çıkarlarını savunmayı değil, yurttaşın hak ve hukukunu esas alan bir sistemi inşa etmeyi amaçladıklarını vurguladı. Demirtaş, şunları söyledi: “Çankaya’da engelli, gençlik, kadın ve inanç meclisleri, emek ve çevre meclisleri, köylü-çiftçi-esnaf meclisleri ile halkın yönetime katılmasını istiyoruz. ‘İleri demokrasi’ kılıfı altında ceberut bir devlet değil, radikal demokrasi anlayışıyla demokratik bir cumhuriyet yaratmak istiyoruz. Yeni yaşam çağrımız, inanç özgürlüğünedir. Tek din, tek mezhep, tek dil anlayışının Ortadoğu topraklarını, Gazze’yi, Rojava’yı, Irak ve Suriye’yi nasıl bir cehenneme çevirdiğini acı içinde izliyoruz. Dinler, mezhepler ve kimlikler arası gerilimin ve çatışmanın yol açtığı felaketleri durdurmamız gerekiyor. Herkesin özgürce ibadet hakkından yanayız, bugüne kadar devletin resmi din ideolojisine hizmet eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerektiğine inanıyoruz. Cemevleri, farklı din ve inançlara ait tüm mekânlar yasal statüye kavuşturulmalıdır. Güvencesiz, taşeronlaşmış, sigortasız çalışma koşullarının ne derece vahim sonuçlar doğurduğunu Soma’da ve Şırnak’ta yaşadık. Tersanelerde, inşaatlarda, tekstil fabrikalarında ve diğer işkollarında yaşanan iş cinayetleri sonucunda bu gerçekle her gün yüzleşiyoruz. Bugün kadına söz ve iktidar alanı bırakmayan, kadın düşmanlığını kışkırtanlar, iktidar sahipleridir. Kadına yönelik her türlü şiddetin ve ayrımcılığın karşısında, eşitlikçi bir dünya için kadınların öncülüğünde çok uzun bir yol yürümemiz gerekiyor. Yok sayılan, üç çocuk yapın onun dışında başka bir şeye de karışmayın, karşınıza ilk çıkan kısmete de fazla uzatmadan evet deyin, dayatmasında bulunan bir anlayışa karşı en güzel cevabı siz verebilirsiniz. Eşitlik lafta değil, gerçek hayatta yaşanmalıdır. Gençliğin sorunlarıyla uğraşmak yerine gençliği bir asayiş sorunu olarak tanımlayarak zapt etmeye çalışan zihniyete karşı, yeni yaşam gençliğin sesi olacak. Yeni yaşamı bizlere gençler müjdeliyor. Çünkü bizim istediğimiz yeni dünyada, gençlik başa çıkılacak değil, başa çıkarılacak kesimdir.”