
Denizli D Tipi Cezaevi’nde 15 Ekim’den beri açlık grevinde olan PKK’li tutsak Hasan Keleş, cezaevinde başlatılan açlık grevi ve cezaevi idaresinin açlık grevi eylemi yapan tutsaklara yönelik baskılarını konu alan bir mektup gönderdi.
Keleş mektubunda, “Taleplerimiz karşılananıncaya kadar mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi. Adalet Bakanı Ergin’in açlık grevine giren tutsaklara yaptığı çağrıya değinen Keleş, “Adalet Bakanı ‘Sevdikleriniz için açlık grevinden vazgeçin’ diyor. Biz zaten sevdiklerimiz için bu eylemdeyiz. Kimdir sevdiklerimiz, Önderliğimiz, halkımız, anadilimiz ve yoldaşlarımızdır. Bizim sevdamız budur. Ötesi var mıdır? ‘Vazgeçin’, ‘bırakın’ demek şu durumda teslim olun demek gibi bir şeydir. Şu anda ‘vazgeçin’, ‘bırakın’ gibi sözcükler teslimetle özdeş kelimelerdir” ifadesini kullandı.
İkna heyetleri!
Keleş, cezaevi idaresinin açlık grevini bırakmaları için kendilerine sistemli ve planlı bir şekilde “teslimiyeti” dayattığına dikkat çekerek, “Hemen hergün psikolog, sosyolog ve doktarların içinde yer aldığı heyet, ikna ve eylemden vazgeçirme adı altında açlık grevine giren tutsaklara psikolojik baskı yapmaktadır. İşin ilginç olan tarafı ise psikologun kendi mesleğinin etik değerlerine ihanet edercesine bize yapılan baskıyı programlı bir şekilde uygulamaya çalışmasıdır. Doktor ve cezaevi idaresinin uygulamaları bundan farksız değildir. Ancak taleplerimizde ısrarcı olduğumuzu, vazgeçmeyeceğimizi yaşayarak öğrenecekler” diye aktardı.
Kadın tutsaklar: Tecrit biteden asla
Şakran Kadın Cezaevi’nde 3 ve 13 Ekim tarihlerinde süresiz dönüşümsüz açlık grevine giren kadın tutsaklar da gönderdikleri mektupta açlık grevi eylemine ilişkin duygu ve düşüncelerini yazdı.
Hatice Çakmak: 1977 Amed/Bismil doğumluyum. 17 yaşında 10 aylık gerillayken yaralı olarak yakalandım. 20 yıla yakın bir süredir cezaevindeyim. Önderlik bizlere ve devlete açıkça şunu söyledi. Devlete, “Bitireceksen bitir artık”, harekete de “Devrim yapacaksan artık yap” dedi. Aslında süreç orada başladı. Elbet ailelerimiz, halkımız kaygılı ve üzgün. Çünkü başlattığımız fedai bir eylem, şahadetler getiriyor. Sema hevalin, Viyan hevalin ve nice yoldaşların fedai ruhla yaptıkları eylemler mücadelede yeni bir süreç başlattı. Bizler de eylemimize bu anlamı yüklüyoruz.
Gülistan Seçkin: 1979 Elih doğumluyum. 2005’te İran’da bir süre tutuklu olarak kaldım. 2006’da Türkiye’ye geldim. 2010’da aynı dosyadan ceza aldım. O zamandan beri tutukluyum. İçerisinde bulunduğum onurlu eylemin temelleri insanlığın bittiği yerde Hayrilerin, Kemallerin, Mazlumların şanlı direnişine dayanıyor. Biz onlardan direniş meşalesini devraldık. Tıpkı Zilan yoldaşın dediği gibi ‘Keşke canımızdan değerli bir şey olsaydı da onu verseydik özgürlük uğruna.’
Müzeher Bulut: 1990 Bingöl doğumluyum. Ölümü kutsallaştırdığımızı düşünenler önce bir anlığına vicdanlarının sesini yükseltsinler. Ölümü biz mi kutsuyoruz devlet mi? Biz öldürmekten bir an olsun vazgeçmeyen devlete karşı yaşamının kutsallığını savunduğumuz için bugün bedenlerimizi açlığa yatırdık.
Sabah Oğur: İmralı tecridi kırılıp özgürlük, sağlık ve güvenlik sağlanıp anadilimiz güvence altına alınana kadar eylemimiz devam edecektir.
Halime Demir: Aydın ‘KCK davası’ndan tutukluyum. Bu eylemle ölüme yürüyor ve bedel vererek ancak yeni bir yaşam yaratılacağına inanıyoruz. Her yanımızın kuşatıldığı bu mekanlarda tarihi direniş geleneğimizi onurluca yürüteceğiz.
Sevim Demir: Aydın ‘KCK davası’ndan tutukluyum. Sistemin her türlü imha, inkar ve tecrit politikalarını, bedenlerimizle damla damla eriyip ölümün üzerine yürüyerek bertaraf edeceğiz.
Cezaevlerine gaz bombası
Antep H Tipi Kapalı Cezaevi’ne çok miktarda gaz bombası ve gaz maskesi götürüldüğü açıklandı. 3 gün önce Sincan Cezaevi’nde de açlık grevinde bulunan tutsakların bulunduğu yerlerde “yangın tatbikatı” adı altında tatbikat yapıldığı ortaya çıktı.
Açlık grevinde bulunan müvekkilleriyle görüşen Avukat Vedat Özkan, cezaevinde bir müdahale hazırlığının olduğunu belirtti. Görüştüğü tutsakların kendisine, “Cezaevinde yeni getirilmiş ve kapalı görüş kabininde tutulan çok miktarda gaz bombası ve gaz maskesi bulunuyor. Her an müdahale edilebilir” denildiğini aktaran Av. Özkan, tutsakların revire çıkarken tesadüfen bu malzemeleri gördüğünü ifade etti. Özkan, “Bunun üzerine ben nöbetçi ikinci müdürle görüştüm. Durumu izah ettim. Kaçamak cevaplar verdi ama müdahale yapılamayacağına dair bir şey söylemedi. Aksine her zaman hazırlık yaptıklarını ve talimat verilmesi halinde ve gerek görülmesi halinde müdahaleden kaçınmayacaklarını açıkça belirtti. Durum vahimdir. Her an için müdahale riski vardır. Müdahale halinde ağır sonuçların olacağı açıktır” dedi.
Özkan, tutsakların durumuna ilişkin ise şu bilgileri verdi: “Ciddi kilo kaydı yaşanmaktadır. Aşırı derecede halsizlik, yürüme zorluğu, sese ve ışığa karşı duyarlılık ile diş eti kanamaları, ağız yaraları, unutkanlık ve kusma şikayetleri ciddi boyutlardadır. Ayrıca B1 vitamini yerine B12 vitamini veriliyor. Bunu üzerine cezaevi doktoruyla yaptığım görüşmede, B12 vitamini tıbbi acıdan daha fayda olduğu için ve bakanlık talimatı olduğu için verildiği söylendi.”
Olağandışı tatbikat!
Başbakan Erdoğan’ın “gereken yapılacaktır” yönündeki açıklamaları sonrası Adalet Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında müdahaleye ilişkin resmi yazışmaların yapıldığı iddia edildi. Sincan Cezaevi’nde de 3 gün önce “yangın tatbikatı” adı altında açlık grevinde bulunan tutsakların bulunduğu yerlerde tatbikat yapıldığı ortaya çıktı. Tatbikat tutsaklarda ve tutsak yakınlarında “müdahale sinyali” olarak algılanırken, yıllardır yapılmayan tatbikatın açlık grevlerine ilişkin olduğu belirtildi.
Aileye ‘vazgeçirin’ baskısı
Cezaevi yönetimleri, tutsakları vazgeçirmek için sürekli farklı yollara başvuruyor. Tutsakları önce tek kişilik hücrelere koyarak açlık grevini kırmaya çalışan cezaevi yönetimleri şimdi de tutsakların yakınlarını arayarak, aileleri eylemleri sonlandırmak için kullanmak istiyor. Tekirdağ 1 No’lu Cezaevi idaresi, PKK’li tutsak Adnan Titiz’in ailesini arayarak, gelip Titiz’i ikna etmesini istedi.
Cezaevi yönetiminin Titiz’in İzmit’te oturan kız kardeşi Sehirnaz Uçman’ı sabah saatlerinde arayarak, “Kardeşiniz açlık grevine başladı. Gelin kardeşinizi vazgeçirin” dediği öğrenildi. Bununla da yetinmeyen cezaevi yönetimi Adnan Titiz’in Tekirdağ’da oturan erkek kardeşi Mehmet Titiz’in evine polisleri göndererek, Adnan Titiz’in açlık grevini bırakması için aileden baskı kurulmasını istedi. Cezaevi yönetiminin talebine tepki gösteren Sehirnaz Uçman, cezaevi idaresine “Bize niye söylüyorsunuz. Bu bizim söylememizle olacak şey değil” dediği kaydedildi.
Baskılar giderek arttı
Van Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne ( Van TUYAD-DER) gelen başvurulara göre, Ordu, Trabzon, Tokat, Samsun, Giresun, Van ve Rize cezaevlerinde açlık grevleriyle birlikte baskılar arttı.
Giresun E Tipi Cezaevi’nde açlık grevinin başlamasıyla birlikte tutsaklara tecrit uygulanmaya başlandı, gazeteler verilmedi, ilk ay tüm etkinliklerden muaf tutuldu.
Rize Kalkandere L Tipi Cezaevi’nde açlık grevinde bulunan Sedat Can ve Sedat Oğul tek kişilik hücrelere konuldu. Sağlık sorunlarıyla boğuşan tutsaklar da tedavi edilmedi.
Trabzon F Tipi Cezaevi’nde siyasi tutsakların kaldığı odalar arasında bağlantıların kesilmesi için farklı suçtan yatan tutsaklar söz konusu odalara konuldu.
Samsun F Tipi Cezaevi’nde sosyal etkinlikler yasaklandı.
Sürgün edilen tutsaklar dövüldü
Şükriye Kızıldağ, Tekirdağ T Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen oğlu Ramazan Kızıldağ ve 11 arkadaşının çıplak aramayı kabul etmedikleri için gardiyanlar tarafından darp edilerek hücreye konulduklarını belirtti.
Adıyaman E Tipi Cezaevi’nde kalan 11 arkadaşıyla birlikte 18 Ekim’de Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen Ramazan Kızıldağ, cezaevine kabul sırasında yaşadıkları hak ihlalleri ve keyfi uygulamaları kendisini ziyaret eden annesi Şükriye Kızıldağ’a anlattı. Sürgün edilen oğlu ve arkadaşlarına cezaevi girişinde çıplak aramanın dayatıldığını aktaran anne Kızıldağ, çıplak aramaya itiraz eden oğlu ve arkadaşlarının gardiyanlar tarafından darp edilerek, 2 gün boyunca tek kişilik hücrelere konulduklarını belirtti. Oğlunun, hücreden çıkarıldıktan sonra tekrar gardiyanların saldırısına maruz kaldığını ifade eden anne Kızıldağ, “Benim oğlum ve arkadaşları yapılan saldırıdan dolayı öyle bir hale gelmişlerdi ki, ben kendi oğlumu tanıyamadım” dedi.
Oğluyla birlikte darp edilen tutsaklarla oğlunun açık görüşünde karşılaştığını dile getiren anne Kızıldağ, “Oğlum ve yanındaki arkadaşları ‘Bizim burada gördüğümüz dayak, hakaret, saldırı ve işkenceler umurumuzda değil. Bizim her şeyden önceliğimiz açlık grevinde olan ve ölüm sınırındaki yoldaşlarımızdır. Arkadaşlarımızın yaşamları ve talepleri bizim için önemlidir. Herkesin bu konuda duyarlı olmasını istiyoruz’ dediler” diye aktardı.