
Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki alt komisyon, dün Ankara Sincan 2 Nolu Sincan F Tipi Cezaevi Psikoloğu Nermin Serin ile katledilen Demokrasi Partisi (DEP) Milletvekili Mehmet Sincar'ın eşi Cihan Sincar'ı dinledi. Komisyonun kendisini çağırmasından beri heyecandan uyuyamadığını söyleyen Sincar, "Bu kadar beklememize gerek yoktu, gerçekten çok bekledik. O gün bugündür çalmadığımız kapı kalmadı" dedi. Sincar, eşinin de bu komisyonun üyesi olduğunu ifade ederek, "Kim bu işi yaptı, bu katillerin tetikçilerin arkasında kim var? Niye Mehmet Sincar, eşimin suçu neydi? Ben ve çocuklarım bunu öğrenmek istiyoruz. Bu işin çok bedelini ödedik. Eşim milletvekilliğinde iki yılını doldurmamıştı, o yüzden çok ekonomik sıkıntı yaşadık" diye konuştu.
Sincar: Ağar'ın sözüne inanmadım
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir görevlinin o zaman kendisini ziyaret ettiğini belirten Sincar, şöyle devam etti: "Eşimin durumunu sordu. O zaman İçişleri Bakanı Mehmet Ağar idi. 'Gidip onunla görüştüğünde Mehmet'in olayını sorarsan sevinirim' dedim. Sonra beni aradı, eşimin durumunu sorduğunu ve Ağar'ın 'onu vuran bir Hizbullahçının İran'da olduğunu ve gelmesi durumunda yakalayacaklarını söylediğini' anlattı, ancak söylediklerine ne o inandı ne de ben inandım."
Sakık: Cinayet işleyenler ile soruşturanlar aynı
Komisyonda BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da söz alarak, "Kendileri öldürttüler, kendileri alıp Kızıltepe'de defnettiler. Cinayeti işletenler, soruşturanlar ve defnedenler aynıysa çok fazla şey aramaya gerek yok. O zaman askerlerin eğitim yerlerinde eğitim gören Hizbulkontra denen birim tarafından cinayetler işleniyordu ancak hiçbiri yargılanmıyordu. Hizbullah devletin denetimindeydi. Benim de ağabeyim Antep'te öldürüldü. Rövanş içinde, kin içinde değiliz. 'Bin tane operasyon yaptık' diyen en üst düzeydeki görevliler, 'ben bir tuğla çekersem, burası çöker'' diyenler vardı" dedi.
ANKARA