• Hozan Mizgîn’i anlatan Barış Annesi Emine Dikmen: Hozan Serhat der ya, ‘Mizgîna leheng, Mizgîna çeleng.’ Benim için de Şehit Mizgîn öyleydi. Onun gibi bir kadın Tetwan’a bir daha gelmedi.”

Kürt sanatının direniş ve kadın özgürlüğü sembollerinden Hozan Mizgîn’in (Gurbet Aydın) şehit düşmesinin üzerinden 34 yıl geçti. Yurtseverliğin sesi haline gelen Hozan Mizgîn, eserleri ve yaşamıyla Kürt sanat tarihinde iz bırakan isimlerden biri oldu. Sesiyle yalnızca ezgiler söylemeyen Hozan Mizgîn, sanatını halkların kültürel varlığı ve özgürlük mücadelesinin bir parçasına dönüştürdü.

1962’de Elîh’in Bileyder köyünde dünyaya gelen Hozan Mizgîn, 12 Eylül darbesinin baskı ortamında devrimci mücadeleye katılarak Kürt müziğinde özgün bir yer edindi. Huner Kom ve Koma Berxwedan’ın kurucularından olan Hozan Mizgîn, “Çemê Hêzil”, “Gundino Hawar”, “Hebûn” ve “Birîndar” gibi eserleriyle hem direnişi hem de kadın özgürlüğünü dile getirdi. 11 Mayıs 1992’de Bedlîs’in Tetwan ilçesinde kaldığı eve düzenlenen saldırı sonucu şehit düşen Hozan Mizgîn, bugün hâlâ Kürt halkının direniş hafızasında yaşamaya devam ediyor.

Hozan Mizgîn’in mirasını bugüne taşıyan Barış Anneleri Emine Dikmen ve Azize Coşkun, Jinnews’e konuştu.

‘Mizgîn gibi bir kadın görmedim’

Barış Annelerinden Azize Coşkun, Hozan Mizgîn ile Tetwan’da aynı evde kaldıkları günleri anlattı. Hozan Mizgîn’in gerilla kıyafetleri giyen, narin ancak kararlı bir kadın olduğunu belirten Coşkun, şunları söyledi: “Mizgîn tek başına bir kadındı. Kimse Mizgîn gibi bir kadın olamaz. Bizimleyken annesi onu görmeye geldi. Annesi ağlıyordu ve Mizgîn annesine, ‘Anne ağlama, ben tek başıma bir aslanım’ diyordu. Biz onunla birlikte mahallelere giderdik. Ben hayatım boyunca Mizgîn gibi bir kadın görmedim. Şehit düşmeden önce Mizgîn göreve gitti. Görevden sonra biz onu şehit düştüğü eve getirdik. Daha sonra askerler evi sardı. Mizgîn ev sahibine, ‘Sakın korkmayın, kapıları açmayın, benim yapmam gereken şeyler var’ dedi. Daha sonra bütün eşyalarını banyoda yaktı. Mizgîn, evinde kaldığı kadın arkadaşımıza tekrar, ‘Eğer içeriden bir ses duyarsanız kapıyı açmayın ve korkmayın’ dedi. Kapıyı arkasından kapattı ve kendini imha etti. Şehit Mizgîn’in cenazesini paramparça ettiler.”

‘Ben Tetwan’ın kızıyım’

Azize Coşkun, Hozan Mizgîn’in Tetwan’da geçirdiği kısa süreye rağmen halkla kurduğu güçlü bağı da ise şu sözlerle vurguladı: “Mizgîn Tetwan’da olduğu sürece kim ona ‘Nerelisin?’ diye sorduğunda, ‘Ben Tetwanlıyım, benim yurdum Tetwan’dır’ diyordu. Evet, Mizgîn Tetwanlıydı. Biz ona sahip çıktık, sarıldık, öptük ve ‘Sen bizim kızımızsın. Sen bizimle var oldun ve yaşamın çok güzel olacak’ diyorduk. Mizgîn’in yaşamı ise bir iki hafta bizimle kaldıktan sonra şehit olmasıyla yarım kaldı.Çok güzel bir sesi vardı. Bize hep şarkı söylerdi. Bize, ‘Heval Mizgîn geldi’ diyorlardı. Biz de koşa koşa Heval Mizgîn’i dinlemeye giderdik. O geldi diye çok sevinirdik.”

Azize Coşkun, Hozan Mizgîn’in şehit düşmesinin ardından ilçede sokağa çıkma yasağı ve gözaltıların yaşandığını, kendisinin de “Mizgîn’i sen mi yıkadın?” sorusuyla gözaltına alındığını ve işkence gördüğünü belirtti.

Miras olarak çantası kaldı

Barış Annelerinden Emine Dikmen ise Hozan Mizgîn’i gençlik yıllarında tanıdığını ifade ederek onun dinamik, kararlı ve mücadelesinden taviz vermeyen bir kadın olduğunu söyledi. Emine Dikmen Hozan Mizgîn’i şu sözlerle ifade etti: “Benim için direnç kaynağı oldu. Onun mücadelesi bende çok derin izler bıraktı. Hozan Serhat der ya, ‘Mizgîna leheng, Mizgîna çeleng.’ Benim için de Şehit Mizgîn öyleydi. Onun gibi bir kadın bir daha Tetwan’a gelmedi. Mizgîn çok değerli ve dürüst bir insandı. Tetwan’a ve biz kadınlara katkısı çok büyüktü. Onun kaybı bizde çok derin izler bıraktı. Tetwan onu çok sevdi, o da Tetwan’ı çok seviyordu.”

 Son olarak Hozan Mizgîn ile yaşadığı bir anıyı paylaşan Emine Dikmen, şunları anlattı: “Mizgîn o gün bir yere gidecekti. Çantası çok küçüktü. Ben ona büyük bir çanta verdim. Başta almak istemiyordu, ‘Senin çantan çok yeni’ dedi. Ben de, ‘Hayır, değiştireceğiz. Bu bende kalacak, bu da sende kalacak’ dedim. ‘Söz mü?’ dedi. Ben de ‘Söz’ dedim. O bana, ‘Ben sağ oldukça bu çanta bende kalacak’ dedi, ben de aynısını söyledim. Çantası bana kalan son mirası oldu. Hep bende kaldı, ben sağ olana kadar da bende kalacak.” WAN