• Omuzunda tüfeği, elinde palasıyla yükselen devasa kadın savaşçı heykeli, Benin’in Cotonou şehrinde güçlü bir tarihin sembolü olarak duruyor. Bu anıt, Dahomey Amazonları’nın cesaret ve direniş ruhunu yansıtıyor.
  • Sayıları 6 bine ulaşan Agojie Birliği, Dahomey ordusunun yaklaşık üçte birini oluşturarak kral etrafında bir zırh oluşturdu. Çoğu zaman bağlı oldukları krallıktan bile daha geniş bir tanınırlığa sahip oldular.
  • Sözlü aktarımlara göre, hayatta kalan bazı Agojie Birliği üyeleri Abomey’de kalarak gizli suikastlar düzenlemeye devam etti. Birçoğu, savaşçı kimliklerinden sonra sivil hayata uyum sağlamakta zorluk çekti.
  • 1930'lu yıllarda gezginler, artık pamuk eğiren yaşlı Agojie gazilerine rastladıklarını not düştü. Agojie geleneğinin son temsilcisi olduğu belirtilen Nawi, 1978’deki bir röportajda 1892’de Fransızlara karşı bizzat savaştığını dile getirmişti.

 

DEVRİŞ ÇİMEN-ZÜRİH

Omuzunda tüfeği ve elinde palasıyla yükselen o devasa kadın savaşçı heykelini fotoğrafta ilk gördüğümde heybetin, benzersizliğin ve çekici bir gizemin harmanlandığı güçlü bir etkiye dönüştü. İşlenmiş bu figürün izini sürüp nerede ve hangi amaçla yükseldiğini anlamaya çalıştığımda ise bu görsel, Afrika'nın Atlas kıyılarından süzülüp gelen çarpıcı bir hikayeye dönüştü. Batı Afrika ülkesi Benin’in en kalabalık şehri Cotonou’da yükselen 30 metre boyundaki bu heybetli anıtın arkasında ihtişamlı bir hikaye sembolleştirilir. Yapıt, ülke tarihinde 'Dahomey Amazonları' olarak ifade edilen ve tamamı kadın savaşçılardan oluşan efsanevi Agojie Birliğini onurlandırmak amacıyla inşa edilir. Farklı dillerdeki anlatılarda hayatta kalan son 'Agojie' olarak belirtilen Nawi, direniş ve mücadeleyle örülü onurlu ömrüne Kasım 1979'da veda ettiğinde yüz yaşını çoktan geride bırakmıştı.

Heykelin doğrudan Nawi’yi temsil edip etmediği ikincil bir mesele, asıl önemli olan, Nawi’nin de parçası olduğu Agojie ruhunu ve gelecek kuşaklara aktarılan güçlü mirası yansıtabilmesi. Benin yönetimi, hem bugünün hem de gelecek nesillerin ulusal kimliğine rehberlik edecek güçlü bir sembol yaratma amacıyla 2019'da başlattığı bu projenin açılışını, Bağımsızlık Günü arifesinde, yani 30 Temmuz 2022’de gerçekleştirdi.

 

Dahomey Krallığı'ndan Benin’e

Dahomey Krallığı'nın tarihi, 1600'lü yıllardan 1904'e kadar uzanan 300 yıllık bir dönemi kapsar. Bu süre zarfında Dahomey Krallığı, günümüz Benin'inin Atlantik kıyı bölgelerini ele geçirerek bölgesel bir güce dönüştü. Krallık, daha sonra Senegal üzerinden gelen sömürgeci Fransız birlikleri tarafından işgal edilerek Fransız Batı Afrikası'nın bir parçası haline getirildi. İşgal ile geçen uzun bir sürecin ardından 1 Ağustos 1960’ta Fransa'dan bağımsızlığını kazanan ülke, başlangıçta 'Dahomey Cumhuriyeti' adını aldı. Ancak 'Dahomey' isminin sadece güneydeki Fonca konuşan topluluğa ait Dahomey Krallığı'na atıfta bulunması ve ülkedeki diğer etnik grupları yeterince kapsamaması nedeniyle, 1975'te ideolojik bir tercihle 'Benin Halk Cumhuriyeti' ismi benimsendi. 1990’dan itibaren ise ülkenin adı 'Benin Cumhuriyeti' olarak güncellendi. Yeni isim tercih edilirken, herhangi bir etnik grupla doğrudan bağ kurulmaması adına coğrafi bir terim olan "Benin Körfezi" esas alınır. Sömürge döneminden bağımsızlığını kazanmış olsa da kolonyal geçmişin bir mirası olarak Fransızca, resmi dil statüsünü korumakta.

Günümüzde yaklaşık 15 milyonluk nüfusun yüzde 40'ını Fon topluluğu oluştururken Adja, Yoruba, Bariba, Fulbe ve Otamari gibi en az on farklı etnik grup bu toplumsal çeşitliliği yansıtır. Ülke tarihinde Agojie Birliği, yani Dahomey Amazonları, çoğu zaman bağlı oldukları krallıktan bile daha geniş bir tanınırlığa sahip. Bugün artık var olmasalar da halk, Agojieleri öncüllerinin hikayelerini ve efsanelerini anlatmayı sürdürmekte. Krallık, başta rakip imparatorluklar ve kabileler olmak üzere, Fransızlara ve diğer Avrupalı sömürgecilere karşı savaşırken, krala sarsılmaz bir sadakatle bağlı olan Agojie Birliği, pala kullanmadaki ustalıklarını ateşli silahlarla birleştirerek farklı dönemlerde caydırıcı bir güce dönüştüler. Bu durum, Agojie Birliği etrafındaki efsanevi hikayelerin günümüze kadar ulaşmasını sağladı.

The Women King filminden bir kare/foto:AFP

Köle ticareti ve tartışmalı rolleri

Agojie Birliği’nin tarihsel rolü her zaman kahramanlıkla anılmıyor. Bazı kaynaklar onların köleliğe karşı mücadele ettiğini belirtirken, farklı bazı kaynaklar Dahomey Krallığı’nın yürüttüğü köle ticaretinde aktif rol oynadığını öne sürer. 1860’da Yoruba topluluğuna düzenlenen bir saldırıda kaçırılarak Amerika'ya köle olarak gönderilen Cudjoe Lewis’in anlatımlarına göre Agojie Birliği üyeleri, başka kabilelerin üyelerini esir alıp, köle olarak satmak amacıyla düzenlenen "ganimet seferlerinde" en ön saflarda yer alıyordu. Kendi döneminde benzersiz olan bu kadın birliği, 19. yüzyılın sonunda krallığın Fransız işgaliyle çöküşüne tanıklık ederek zamanla dağılır.

Nasıl Dahomey Amazonları oldu?

1645 ile 1685 yılları arasında hüküm süren Dahomey'in üçüncü kralı Houegbadja ve halefleri döneminde başkent Abomey, kutsal nitelikler atfedilen köklü bir kraliyet kültünün merkezi haline geldi. Tüm toprakların doğrudan krala ait olduğu bu düzende, tüm tarım ürünlerinden vergi toplanıyordu. Verili kaynaklar, 'Agojie' isminin kökenini 'Gbeto' olarak bilinen korkusuz fil avcıları birliğine dayandırır. Diğer bir anlatıya göre Dahomey ordusundaki erkek askerler, kadın savaşçıların cesareti karşısında duydukları hayranlık nedeniyle onlara 'Mino', yani 'Annelerimiz' diye hitap etmeye başlamıştır. Bu yakıştırma, kadınların savaş meydanındaki sarsılmaz disiplinine duyulan bir saygının göstergesidir. Avrupalı gözlemciler ve tarihçiler ise Mino veya Agojie, Anadolu ve Karadeniz’in efsanevi kadın savaşçılarına benzettikleri için onlara "Dahomey Amazonları" adını yakıştırırlar. Mitolojiye göre; Thermodon (günümüz Samsun/Terme çevresi) kıyılarında yaşayan ve Kraliçe Hippolyta önderliğinde bir krallık kuran savaşçı kadın topluluğu da Amazon olarak tanımlanmakta.

Agojie-1980/foto:Wikipedia

Krallık orduyu güçlendiriyor...

1818-1858 yılları arasında hüküm süren Kral Ghezo döneminde Dahomey Krallığı, giderek daha savaşçı bir kimliğe büründü. Bu süreçte rakip Oyo İmparatorluğu, Mahi kabilesiyle ittifak kurarak Dahomey köylerini yağmaladı. Esir aldığı insanları Avrupalı tüccarlara sattı. Avrupalıların Afrika’da yürüttüğü bu köle ticareti, bir yerlinin ifadesiyle "topraklarımıza insan satın almaya geldikleri" karanlık bir dönemi temsil ediyordu. Bu melun bir ticaretti. Afrika’daki bu çatışma ve savaşları tüm yönleriyle yargılamak zor olsa da asıl güç olan, savaşın haklılığını sorgulamaktan ziyade, insanları esir alıp bu ticaretten kazanç sağlayan “Beyaz adamın” tavrını insanlık vicdanında bir yere oturtmaktır. Bu durumu bir kazanç kapısına dönüştüren her iki imparatorluk, ticareti ve savaşı bir kısır döngüye sürüklemişti. Oyo’nun Avrupalılardan tedarik ettiği silahlar ve atlar ise onlara savaş meydanında önemli bir avantaj sağlıyordu. Buna karşılık genç Kral Ghezo, ordusunu güçlendirmeye büyük önem verdi. Askeri yapıyı daha disiplinli hale getirirken, seçkin kadınlardan oluşan Agojie Birliği’nin yetkilerini de genişletti.

Askeri yapı ve sosyal statüsü

Kral, Fon toplumundaki gönüllülerin yanı sıra hırçın davranışları nedeniyle şikayet edilen kadınları da orduya alıyordu, hatta bazıları henüz çocuk yaşta askere alınmıştı. Esir alınan topluluklardan seçilen kadınların da dahil edilmesiyle sayıları 6 bine ulaşan bu birlik, toplam Dahomey ordusunun yaklaşık üçte birini oluşturarak kral etrafında bir zırh oluşturdu. Avrupalı gözlemcilerin kayıtlarına göre Agojie Birliği, erkek ordusuna paralel bir yapıya sahipti. Kralın muhafızlarından oluşan merkez yapı dışında; avcılar, tüfekçiler, biçiciler, okçular ve topçulardan oluşan uzman alaylar bulunuyordu. Tüfek ve palalarla donatılan bu savaşçılar, acıya ve ölüme karşı kayıtsızlığı öğreniyor, dikenli akasya hatlarını aşmak gibi zorlu disiplinlerle eğitiliyorlardı. Kraliyet muhafız gücü olarak yapılandırılmış ve zamanla tam teşekküllü bir milis güce dönüşmüş Agojie, krallık içinde büyük bir nüfuza sahipti. Büyük Konsey’de söz sahibiydiler ve yüksek statüleri vardı. Ancak görev süreleri boyunca evlenmelerine veya çocuk sahibi olmalarına izin verilmezdi.

foto:AFP

Fransız işgali ve krallığın çöküşü

Senegal’in de dahil olduğu Fransız Batı Afrikası’ndaki sömürgeci genişleme, Dahomey’deki düzeni sarsmaya başladı. 1890 yılında, Kral Béhanzin döneminde gelişen Birinci Fransa-Dahomey Savaşı, büyük bir direnişe sahne oldu. Cotonou'daki büyük muharebede Agojie, Fransız hatlarına doğrudan hücum ederek göğüs göğüse çarpıştılar. Yüzlerce kayba rağmen sergiledikleri direniş, Fransızları şaşkına çevirdi. 1892-1894 yılları arasındaki İkinci Fransa-Dahomey Savaşı’nda ise özel Agojie birimleri doğrudan Fransız subaylarını hedef aldı. Ancak Fransızların modern ateş gücü ve süngü hücumları karşısında birliğin büyük kısmı etkisiz hale getirilir. Fransız askerleri, raporlarında bu kadınların "inanılmaz cesaretinden" bahsettiler. Savaşın sonunda Dahomey Krallığı bir Fransız himayesi haline gelince Agojie Birlikleri de dağıtılır.

 

Savaş ve son Agojie Nawi

Sözlü aktarımlara göre, hayatta kalan bazı Agojie Birliği üyeleri Abomey’de kalarak gizli suikastlar düzenlemeye devam etti. Birçoğu, savaşçı kimliklerinden sonra sivil hayata uyum sağlamakta zorluk çekti. 1930'lu yıllarda gezginler, artık pamuk eğiren yaşlı Agojie gazilerine rastladıklarını not düştüler. Agojie geleneğinin son temsilcisi olduğu belirtilen Nawi, 1978’deki bir röportajda 1892’de Fransızlara karşı bizzat savaştığını dile getirmiş, bu tanıklıktan kısa bir süre sonra, Kasım 1979'da yüz yaşını epey aşmış olarak hayatını kaybetti. Bir asrı deviren ömrü, sömürgeciliğe karşı verdiği mücadelenin tarihsel gerçekliğiyle örtüşmekte. Nawi’yi asıl ölümsüz kılan uzun hayatı değil, onu bir efsane olarak tarihe kazıyan, savaşçı Agojie Birliği’nin son yaşayan simgesi olması.

 

***

foto:AFP

Agojie filmi: “Kadın Kral”

Agojielerin etkileyici hikayesi, başrolünde General Nanisca ve Nawi karakterlerinin yer aldığı "Kadın Kral" (The Woman King) adlı filmle Gina Prince-Bythewood yönetmenliğinde beyaz perdeye taşındı. Bu sıradışı kadın ordusuna ilgi duyanlar için bu kurgusal yapım,  izlenmesi gereken bir film.