Midyat, Şakran, Kandıra 1 No'lu cezaevilerindeki tutsaklar bir süredir doktor kontrollerine çıkmıyor. Tutsakların, TTB'den bir heyet gönderilmesi yönündeki talepleri ise uygulanmıyor.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakların devam ettirdikleri süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 63. gününde. Şırnak Barosu, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Türk Tabipler Birliği (TTB) ve İnsan Hakları Derneği (İHD ) tarafından oluşturulan heyet, Midyat M Tipi ve İzmir Aliağa İlçesi'ndeki Şakran cezaevlerinde açlık grevinde olan siyasi tutsakları ziyaret ettikten sonra rapor hazırladı. Raporda, 10 Kasım günü açlık grevinde bulunan tutsaklarla yapılan görüşmelerde, hükümetin sürekli "durumları iyidir" ve "besleniyorlar" söylemlerini protesto etmek amacıyla tutsakların doktor muayenesini kabul etmedikleri belirtildi. Raporda, daha önce açlık grevinde bulunan tutsaklarla yapılan görüşmelerde, durumları iyi olan tutsakların "Halsizlik, burun kanaması, büyük ve küçük abdeste kanama" gibi rahatsızlıklarının baş gösterdiğinden dolayı avukat görüşüne çıkmayacak durumda oldukları ifade edildi. Açlık grevindeki tutsakların sese karşı duyarlılıktan kaynaklı olarak cezaevi görevlilerinin gürültülü davranışlarından, cezaevi yönetiminin sistematik olarak, takip anlamında kendilerini sık sık kontrol etmelerinden rahatsız oldukları, günlük ve tıbben belirli bir düzeyde verilmesi gereken B1 vitamininin yeterli düzeyde olup olmadığına dair bilgi sahibi olmadıklarının tespit edildiği kaydedildi.

Dilekçeler verildi

Raporda, siyasi tutsakların, Tokyo protokolü çerçevesinde tıbbı müdahaleyi kabul etmediklerine dair cezaevi idarelerine dilekçe verdikleri vurgulandı. Raporda, "Uzlaşı sağlanmadan ve istemleri dışında yapılacak bir müdahalenin gerek eylemciler, gerekse toplum nezdinde telafisi imkansız bir etki bırakacağı açıktır. Ölmek, öldürmek veya ölüme terk etmek halkların kardeşliğine vurulan korkunç bir darbenin ötesine geçmedi ve en önemlisi Kürt sorununun çözümü konusundaki yaklaşımına paralel olarak, ülkede barışın geleceğine dair toplumsal umudu yavaş yavaş körelttiğine tanıklık etmekteyiz" ifadelerine yer verildi.

Doktor kontrolüne çıkılmıyor

Açlık grevini Kandıra 1 No'lu Cezaevi'nde sürdüren ilk ve ikinci grupların (12 Eylül ve 15 Ekim'de başlayanlar) 1 haftadır doktor kontrolüne çıkmadığı öğrenildi.
Tutsaklar, şimdiye kadar sadece nabız, kan şekeri ölçümü gibi kontrolleri kabul ediyordu. Ancak Türk Başbakan Erdoğan'ın sözlerine tepki olarak, bu kontroller de Kandıra 1 Nolu'daki tutsaklarca reddedilmeye başlandı. Tutsakların bu kararına, Erdoğan'ın ve genel olarak AKP Hükümeti'nin eylemlerine dönük yaklaşımları neden oldu. Erdoğan'ın "şov ve şantaj yapıyorlar" şeklindeki sözlerine tepki gösteren tutsaklar, hükümetin olumsuz yaklaşımlarına karşı duruş sergilediklerini açıkladı.
Avukatların aktardığına göre; tutsakların dışarıdaki eylemlere dair gözlemleri ise "olumlu ama yetersiz" şeklinde. Halkın sokaklarda bulunmasını önemseyen tutsaklar, bu durumun 'hücredeki yalnızlıklarının önüne geçtiğini' düşünüyorlar. Ancak tutsaklar, Kürtlerin lehine bir sonuca ulaşmak için "daha fazla çaba harcanması gerektiği" fikrindeler.
Öte yandan Kandıra 1 No'lu Cezaevi'ndeki bazı tutsakların yürümede zorlanmaları endişe verici düzeye ulaştı. Özellikle ilk gruptaki tutsaklardan bazılarının oturma ve yatma vaziyetindeyken de 'vücutta batma' hissettikleri öğrenildi.
Tutsakların Türk Tabibler Birliği'nden (TTB) bir heyetin cezaevine gelmesi yönündeki talepleri ise henüz kabul edilmiş değil.

Giresun’da baskıları artıyor

Giresun E Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan siyasi tutsaklar üzerindeki baskıların arttığı bildirildi.
PKK davasından tutuklu bulunan ve 5 Ekim'den beri açlık grevinde olan Faruk Beyter ve Aydın Akış, aileleri ile yaptıkları telefon görüşmesinde, son zamanlarda baskıların arttığına dikkat çekerek kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu. Anne Esmer Beyter, oğlunun konuşmakta güçlük çektiğini belirterek, gardiyanların ve doktorların içkencesine maruz kaldığını söyledi.

B1 vitamini verilmiyor

Baytar, oğluyla yaptığı görüşmeyi şöyle anlattı: “Oğlum bana özelikle hiçbir tutukluya B1 vitamininin verilmediğini söyledi. Benim oğlum 7 yıldır tutuklu. 6 yıl önce Hakkari’nin Berçelan Yaylası'nda bir ihbar üzerine yakalandı. 8 arkadaşı ile birlikte 40 gündür açlık grevinde bulunuyor. Oğlumun sesi hiç iyi gelmiyordu. Durumu iyi değildi. Konuşmakta güçlük çekiyordu. Oğlumun telefonda bize anlattığı kadarıyla cezaevinde bulunan gardiyanlar ve doktorların kendisine işkence ettiğini ve kendilerine ilaç vermediğini belirtti. Faruk bana, 'anne bugüne kadar sadece bize bir defa ilaç verdiler. O da iyisi olmadığı için almadık’ dedi."
Beyter ile birlikte açlık grevine başlayan Aydın Akış da ağabeyi Ali Akış'a benzer bilgiler verdi. Ağabey Akış, insan hakları savunucularına seslenerek, “Kardeşimle yaptığım telefon görüşmesinde gardiyanların ve doktorların işkence ettiğini öğrendim. Bu konuda elimiz ayağımız bağlı. Bir şey yapamıyoruz. İnsan hakları savunucularından bizlere yardımcı olmalarını istiyoruz. Bizler çocuklarımızın kararının arkasındayız. Kimse bizlere gözdağı vererek açlık grevinde bulunan çocuklarımıza işkence ederek, bizim geri adım atacağımızı sanmasın. Bizler sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Ölüm orucuna mı çevirdiler?

Mersin Cezaevi'nde 9 Ekim'de süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren Gıyasettin Yalçın ve Sait Kaya'nın açlık grevi eylemini ölüm orucuna çevirdikleri iddia ediliyor.
Tutsaklar, geçen hafta aileleriyle yaptıkları görüşmede, cezaevi doktoru ve cezaevi idaresinin kendilerine yaptıkları baskıların devam etmesi durumunda açlık grevi eylemini, "ölüm orucuna" çevireceklerini bildirmişti. İHD Mersin Şube Sekreteri Temim Salmanoğlu, Gıyasettin Yalçın ve Sait Kaya adlı tutsakların "ölüm orucuna girdikleri" iddiasının bulunduğunu söyledi. Salmanoğlu, "Mersin Cezaevi bütün başvurularımıza rağmen bize cevap vermedi. 8 Kasım'dan beri Gıyasettin Yalçın ve Sait Kaya'nın, cezaevi idaresi, özellikle gardiyan ve cezaevi doktorları tarafından gördükleri baskı ve 'açlık grevlerini bitirin baskısı' karşısında, açlık grevlerini ölüm orucuna çevirdikleridir. Her türlü tedavi, ilaç alımı ve kan-şeker ölçümünü reddettikleri yönünde bilgi var. Bugün bunların 5. günüdür. Çok ciddi ve ağır bir iddiadır. Bu iddiaların doğruluğu ya da yanlışlığı ancak cezaevi kapılarının İHD'ye, Tabip Odası'na ve hukukçulara açarsa ispatlanacaktır" dedi.
Salmanoğlu ayrıca, Mersin Tabipler Odası ile birlikte tutsaklara baskı yaptığı belirtilen cezaevi doktoru hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını sözlerine ekledi.

Suç ortağı olmayın

Bakırköy Cezaevi'ndeki tutsaklardan Hülya Yer'in babası Hıdır Yer, kızıyla yaptıkları son görüşmeyi ANF'ye anlattı.
Yer, "En sık söylediği şey; bizlerin de taleplerine sahip çıkmamız. Taleplerinin haklılığından, bunun için de ortaya koydukları iradeden bahsetti. Zorlu bir süreç olacağını fakat kesinlikle sonucunun bizler için olumlu olacağını söyledi. Ben de kendisine, 'talepleriniz bizlerin de talepleridir' dedim. Mücadelelerine sahip çıkacağımızı belirttim" dedi.
Hıdır Yer, kızının henüz açlık grevine başlamadan önce, 'diğer tutsaklar için B1 vitamini istediğini ve B1'i temin ederek cezaevine götürdüklerini ancak cezaevi yönetiminin 15 gün sonra dağıttığını' kaydetti.
AKP Hükümeti'ne tepkili olduklarını söyleyen Hıdır Yer, şunları söyledi: "Bizlerin hükümete, devlete bakış açısı çocuklarımızın bakış açısından farklı değil. Sürdürülen baskıların, asimilasyon politikalarının farkındayız. Çocuklarımız dilleri ve önderleri için bedenlerini açlığa yatırmış durumdalar. Yani iki temel hak için eylemdeler. Türk devleti bundan utanç duymalı."

Keşke biz yapsaydık…

"Keşke çocuklarımızın yaptığını biz daha önce yapsaydık" diyen Hıdır Yer, ekledi: "Şimdi biz onların, çocuklarımızın izindeyiz. Hükümet yalanlarıyla birilerini kandırabilir ama halkın çoğunluğunu kandıramaz. Biz gerçeklerin farkındayız. Eğer Sayın Öcalan üzerindeki insanlık dışı uygulamaya son verilirse, çocuklarımız da masaya oturacaktır. Devlet bunu kabul etmeli. Çocuklarımızı toprağa göndermeye artık tahammülümüz yok" dedi.
Tutsak babası Hıdır Yer, sözlerini şu çağrıyla sonlandırdı: "Herkesi tutsakların sesine ses katmaya çağırıyorum. Çocuklarımız 2 aydan beri açlar. Ama yenilmiyorlar. Taleplerine ve çocuklarımızın kendisine sahip çıkalım. Kızım geçenlerde Özgür Gündem'de bir yazıyla seslenmişti. Ben de aynısını dışarıdakiler için söylemek istiyorum: 'Suskunlar, saldıranların suç ortağıdır.' Cinayetlere ortak olunmasın."
n HABER MERKEZİ

Uzman doktorlar cezaevlerine girsin


Türk Tabipler Birliği(TTB) Genel Sekreteri Nebil Hakan Genç, cezaevlerindeki doktorların aile hekimi olduğunu ve tutsakların onlarla görüşmeyi reddettiğini belirterek, TTB'nin uzman hekimlerinin cezaevlerine gidebilmesi için Adalet Bakanlığı'nın izin vermesini istedi.
KESK Genel Başkanı Lami Özgen, DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, TTB Genel Başkanı Özdemir Aktan ve TMMOB Genel Sekreteri Nebil Hakan Genç, CHP Genel Merkezi’nde CHP Genel Başkan yardımcıları Nihat Matkap ve Sezgin Tanrıkulu ile görüştü. Taleplerin insani ve uluslararası iç hukuka uygun olduğunu belirten KESK Genel Başkanı Özgen, “Hükümetin biraz duyarsız, biraz keyfi, toplumu neredeyse ölümle sınayacak bir tutum içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu bizi kaygılandırıyor” diye konuştu. 60. günden sonra açlık grevlerinin tıbben ölüm oruçlarına evrildiğini söyleyen Özgen, ölümlerin yaşanmasının önüne geçmek için ana muhalefet partisi CHP'nin üzerine düşeni yapmasını istedi.

'Aile hekimleri deneyimsiz'

TTB Genel Başkanı Özdemir Aktan, açlık grevindeki tutsakların artan sağlık sorunlarına işaret ederek Adalet Bakanlığı'na yaptıkları başvuruya hala yanıt alamadıklarını belirtti. Aktan şunları söyledi: "Adalet Bakanlığı’yla görüşme taleplerimiz oldu. Şimdi cezaevlerinde tutsaklara bakanlar aile hekimleridir. Bu arkadaşlar deneyimsizler. Ayrıca üzerlerinde baskı var. Öte yandan aldığımız bilgilere göre tutsaklar bu hekimlerle görüşmeyeceklerine dair karar almışlar. TTB'nin cezaevinde gözlemlerde bulunması gerekiyor. Bu tutsakların da talebidir. Adalet Bakanlığı’ndan görüşme talebimiz var. Fakat henüz olumlu bir yanıt almış değiliz. Bu sizden de talebimizdir. Bu konuyu Adalet Bakanı’na bildirin."
Heyetin görüşmesi basına kapalı olarak devam etti.