
Nurcan Keskin uzun yıllardır sahnelerin tozunu yutan bir tiyatro emekçisi olarak Hamburg’da sanatsal etkinliklerini sürdüren bir sanatçı. Türkiye’de Mezopotamya Kültür Merkezi’i (MKM) ile başlayan Keskin, tiyatro hayatına Hamburg’da bulunan Tiyatro Asmin ile devam ediyor. Keskin çalışmalarına ilişkin, ‘Bunca kirlenmiş bir dünyada bizler yani Tiyatro Asmin oyuncuları olarak bu kire ve pasa bulaşmadan ilk günün amatör ruhuyla halka tiyatroyu sevdirmeye çalışıyoruz’ dedi.
Aslen Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Ördekli köyünde dünyaya gelen Keskin’in tiyatroya ilgisini şu şekilde anlatıyor: “Daha yedi yada sekiz yaşlarındayken köyümüzde bizden büyük ablalarımız ve abilerimiz piyes oynuyorlardı. Küçüklüğümden kalan Pir Sultan oyununu dünmüş gibi hatırlıyorum. Bir sahnede Pir Sultan asılıyordu. Aradan yıllar geçse de o sahne hala gözlerimin önünde mesela. Bu aynı zamanda sende bir sorgulamayı da beraberinde getiriyordu. Televizyon olmadığı için Radyolar bizim her şeyimizdi. Radyo tiyatrosu ile büyüdüm diyebilirdim. Büyük bir heyecanla ‘Arkası Yarın’ programını beklerdim.”
Amcası ilk hocası
1981 de İstanbul’da yaşayan amcasının yanına yerleşen Nurcan Keskin burada kısa bir zaman kaldığını belirterek devamında şunları dile getiriyor: “Orta okul öğrenimimi devam ettirmek için Konya’da öğretmen olan amcamın yanına gittim. Amcam Alevi ve Kürt kimliğinden dolayı diyar diyar sürgün edilen bir insandı. O aynı zamanda her yönüyle benimde hayattaki ilk hocamdı diyebilirim. Liseyi Fatih Ticaret Lisesi’nde okurken de Koca Mustafa Paşa semtinde bulunan Necat Uygur’un çadır tiyatrosunda sık sık oyun izlemeye giderdim. Lise yıllarında sosyal aktiviteler içinde olmak istiyordum ama bunun koşuları yoktu ve ben hep bir arayış içerisinde günlerimi tüketiyordum.”
MKM benim için yeni bir dünya oldu
Keskin, lisede okurken köylüsü ve aynı zamanda çok sevdiği sanatçı Merdan Zirav’la tesadüfen çarşıda karşılaşır, sıkıntılarını ve arayışlarını kendisine iletince kendisine Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) varlığından bahseder. Keskin, MKM’ye nasıl gittiğini ve oradaki pratiklerini şöyle ifade ediyor, “MKM benim için dünyaya açılan yeni bir kapı oldu diyebilirim. İlk önce bize zorla unutturulan dilime tekrar kavuşmak için dil kursuna yazıldım. Dil kursunun yanı sıra halk oyunları ekibinde yer aldım. Kürtçe öğrenmemde gelip bize Kürtçe gramerini öğreten Şefik Beyaz’ın emeklerini unutmak mümkün değil. Kürtçemden emin olduktan sonra ‘General û Teneke’ adlı Kürtçe oyunla ilk deneyimimi yaşadım. Benim için müthiş bir duyguydu bu. Ana dilimle tiyatro yapmak aynı zamanda bizi asimile eden sisteme benim cephemden müthiş bir tokattı. Bu oyunda halk mahkemesinde savcılık yapan halktan bir savcıyı oynuyordum. Bir sene boyunca bu oyun sahnelendi. 8 Mart dünya kadınlar gününde de ‘Jinên Bindestî’ adlı oyunda kuma bir kadını canlandırdım. Bu dönemde MKM’de Muhlis Asan bize tiyatro üzerine dersler veriyordu. Uzun bir hazırlık döneminden sonra ‘Sê Ewrên Dur’ adlı tiyatro oyununu sahneledik. Daha sonra Levent Kırca’nın çadır tiyatrosunda bir sene çalıştım. Bir sezon boyunca Fransız yazar Victor Hugo’nun ‘Sefiller’ adlı oyununu sahneledik.”
Hamburg ve yeni bir deneyim
Sanata ve kültüre ilgi duyan bir insan olarak hep yeni arayışların içinde olan Nurcan Keskin, 2004 yılından sonra Almanya’nın Hamburg kentine geldiğini kaydediyor ve, “2009’da Hamburg’da kültürel ve sanatsal çalışmalar yapan Tiyatro Asmin oyuncuları ile tanışınca tekrardan tiyatro dünyasına dönmeye karar verdim. Başta Tiyatro Asmin’in sanat yönetmeni Ferman Karayiğit olmak üzere oyuncular tarafından büyük bir sevgiyle karşılandım. Uyumlu birliktelik, disiplinli ve kolektif bir çalışma beraberinde üretimi getirdi. ‘Kart Kocanın Gülü’ oyunu ile tekrardan sahnelere merhaba dedim. Devamında ‘Töre’, ‘Bana Bir Goca Lazım’, ‘Entel Cabbar’, ‘Maraşa Ağıt’, ‘Hayır’lı Kadınlar’, ‘Ah Ben Sağa Ochsenzola’ oyunları ile tiyatro severlerin karşına çıktık’ vurgusunda bulundu.
Gündüz inşaat akşam tiyatro
Paranın, kârın, hırsın ve kapitalist modernitenin çemberinde kirlenmiş bu dünyanın ancak sanat ve kültürle temizlenebileceğine inanıyor Tiyatrocu Nurcan Keskin: “Herkesin herkesi yemeğe çalıştığı ve her şeyin maddiyata endekslendiği bir dünyada yaşıyoruz. Çıkar, hırs, kariyer ve maddi ilişkiler bizi adeta insanlığımızdan uzaklaştırmış. Endeksle yatıp endeksle kalkıyoruz. Bunca kirlenmiş bir dünyada bizler yani Tiyatro Asmin oyuncuları olarak bu kire ve pasa bulaşmadan ilk günün amatör ruhuyla halka tiyatroyu sevdirmeye çalışıyoruz. Belki bizler çok profesyonel oyuncular değiliz, hiç birimiz yüksek bir tiyatro okulunu bitirmiş değil. Örneğin sanat yönetmenimiz Ferman Karayiğit akşama kadar inşaatlarda çalıştıktan sonra gelip provalara katılıyor. Bütün arkadaşlarımız bir yandan çalışarak ve bir yandan tiyatro yapan insanlar. Buna rağmen sahneye çıktığımızda seyirciler müthiş bir keyif alıyor. Sokakta, eylemde, yolda gördüğü insanların tiyatro yapması onlara müthiş bir haz veriyor.”
MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG