Özgür Kadın Hareketi (TJA), 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası dolayısıyla Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde bulunan kadın tutukluların uğradığı hak ihlallerine ilişkin hazırladığı ’OHAL ve Cezaevlerinde Yaşanan Kadın Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı. Raporun, tutuklulardan gelen mektuplar ve cezaevinden çıkan kadınların tanıklığı, insan hakları kurumlarının verileri, kurum ve partilerin hazırladığı soru önergeleri ve ailelerin aktarımlarından faydalanılarak hazırlandığı belirtildi. 


Sistematik işkence uygulanıyor

Raporda, OHAL ve KHK’ler ile toplumun cendere altına alındığı vurgulanarak, OHAL süreciyle birlkte F tipi cezaevlerine geçişe başlandığı, yaygın ve sistematik işkence uygulandığı belirtildi. Sağlık, eğitim, haberleşme ve iletişim haklarının da engellendiğine dikkat çekilen raporda, sürgünler yaşandığı, sevkler sırasında çıplak arama ve fiziki şiddet, kelepçeli tedavi, cinsel taciz ve işkence yapıldığı ifade edildi. 


 9 bin 708 kadın cezaevinde

AKP döneminde tutuklu kadın sayısının arttığına dikkat çekilen raporda, 2002’de 2 bin 18 olan kadın tutuklu sayısının Haziran 2017’de 9 bin 708’e çıktığı belirtildi. Kadın tutuklulardan 77’sinin 65 yaş üstü ve 79’unun da 12-17 yaş aralığında olduğunun ifade edildiği raporda, anneleriyle beraber cezaevlerinde kalan 0-6 yaş arası çocuk sayısının ise 668 olduğu belirtildi. 

Raporda, “İmralı zindanında uygulanan tecrit politikası tüm cezaevlerinde devreye sokulan ve topluma OHAL bahanesiyle uygulanan bir baskı politikasına dönüşmüştür” denildi. 


Hak ihlalleri

Bunun yanısıra tutsakların maruz haldığı başlıca hak ihlalleri ve veriler şöyle:

* Siyasi gerekçelerle adeta esir kamplarına dönüştürülen zindanlarda kadın olmaktan kaynaklı insani, vicdani, ahlaki, hukuki hakları gasp edilmekte her gün kadınlar zindanlarda yargılanmaktadırlar.

* Cezaevlerinde sevk ve nakil uygulamaları sistematik bir işkence yöntemine dönüştürüldü. Özellikle Kürt aktivistlerin yaşadıkları illerden ve ailelerinden uzakta yargılanıp hapsedilmesi sistematik olarak uygulanıyor. 

* OHAL gerekçe gösterilerek tedavileri engellenen hasta tutsakların 27’si ağır olmak üzere 72’si kadınlardan oluşuyor. Yüzde 15’i ölümcül hastalığa yakalanan tutsaklar ölüme terk edildi. 

* OHAL sonrasında dayatılan çıplak aramanın ötesine geçen uygulamalar da rutinleşti. Üst ve oda aramaları erkek jandarma ve memurların önünde gerçekleştiriliyor.

* Siyasal şiddetin bir aracı olarak tek tip elbise uygulaması bir tecrit uygulaması olarak devreye konuldu. 

* Devletin cezaevlerinde temel ihtiyaçlara erişimi engelleyerek tutukluları cezalandırma yöntemine başvurdu. Kapasite doluluğundan kaynaklı yetersiz yatak sayısı, su kullanımını engellemek, ısınma problemi, hijyen malzemelerine el konulması kadınların sağlık sorunlarını artırıyor. 

* Oda, banyo ve tuvalet gibi yaşam alanlarına yerleştirilen kameralarla kadın tutsakların cezaevi idaresi tarafından izlenmesi kadınlara fiziki ve cinsel baskının araçlarından biri haline geldi. 

* Erkeklerin bulunduğu cezaevlerinde aramalar erkek memurlar tarafından yapılıyor. Kadınların ortak kullanım alanları bulunmuyor. 

* Şiddet, tehdit, tecavüz gibi erkek şiddeti gerekçesiyle karakola yapılan başvurulara ilişkin tutanak tutmak, koruma kararları almak yerine,  kadınlar şiddet gördükleri yerlere geri gönderiliyor. 

* Kadınların kendi yaşamlarını korumak için başvurdukları öz-savunma yöntemi erkek egemen yargı sistemi tarafından en ağır şekilde cezalandırılıyor. 

* Kadın tutukluların sağlık hakkına erişimi cezaevi idarelerince birer baskı ve işkence aracına dönüştürüldü. Kötü muamele, işkence ve tecavüz saldırılarının sağlık muayenelerinde belgelenmesi engelleniyor, muayene esnasında kelepçe kullanılıyor. 


Başlıca öneriler

Raporda, başlıca öneriler ise şöyle sıralandı: 

* Kürt Halk Önderi Öcalan üzerindeki tecride karşı başta CPT olmak üzere ilgili uluslararası kuruluşlardan oluşan bağımsız bir heyetin Öcalan’ı ziyaret ederek sağlık ve güvenliğine ilişkin kamuoyunu bilgilendirmesi, Sayın Öcalan’ın rolünü oynaması için İmralı’daki özel tutsaklık rejimine son verilmesi. 

* OHAL’in kaldırılması. Düşünce, toplanma, basın ve örgütlenme özgürlüğüne getirilen yasakların kaldırılarak, KHK’lar ile yasallaştırılmaya çalışılan hukuksuzlukların durdurulması,

* Adalete erişim önündeki engeller ve savunma hakkına getirilen sınırlamalar, SEGBİS ile ifade alma ve duruşmaya katılma dayatmasına son verilmeli, 

* Anadilde savunma hakkına getirilen yasak kalkmalı,

* Cezaevleri bağımsız sivil toplum kuruluşlarının denetimine açılarak tutsakların taleplerinin dinlenmeli, hak ihlallerine karşı hukuki işlemler yapılmalı,  

* Hasta tutsaklar serbest bırakılmalı,

* Siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı .

 Web sitesi ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilen TJA, raporun tamamına ulaşmak isteyenlerin tjadiplomacy@gmail.com adresine mail atabileceklerini belirtti. 


HABER MERKEZİ