- TJK-E, pandemi nedeniyle Avrupa’nın bütün kentlerinde kadına yönelik şiddetle mücadele etmek amacıyla sosyal medya hesapları üzerinden ağlar oluşturdu. TJK-E üyesi Şükran Sincar, salgın süreciyle birlikte eve hapsedilen bir sürece girildiğini belirterek, kadınların sorunlarını sosyal ağlar üzerinden kendilerine iletmelerini istedi.
DUYGU EROL
Koronavirüs salgını nedeniyle hükümetlerin önlemler kapsamında yasaklar ilan etmesiyle insanlar evlere kapanmak zorunda kaldı. Evlere kapanma ile beraber dünya çapında kadına ve çocuğa şiddet ve istismarın her biçimi daha da arttı. Birçok kadın kurumu tedbirler almaya, kamuoyunda farkındalık yaratmaya ve hükümetlere adım attırmaya çalışıyor. Avrupa Kürt Kadın Hareketi TJK-E ise salgın sürecinde komün ve meclislerinin olduğu her Avrupa şehrinde artan kadına yönelik şiddetle mücadele etmek için sosyal medya ağları oluşturdu.
Konuya ilişkin gazetemize değerlendirmede bulunan TJK-E üyesi Şükran Sincar, “Şiddete uğradım” diyerek kendilerine başvuruların yapıldığını belirterek, eve hapsedilen bir sürece girildiğini ve bu sürecin bir fırsata çevrilmesi gerektiğini vurguladı. TJK-E’ye bağlı komün ve meclislerin bulunduğu her Avrupa kentinde kadına yönelik şiddetle mücadele etmek için twitter ve instagram gibi sosyal medya hesapları üzerinden ağlar oluşturulduğunu belirten Sincar, kadınların sorunlarını bu sosyal ağlar üzerinden kendilerine iletmelerini istedi.
'Pandemi gibi şiddet de gizleniyor'
Kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve cinsel saldırıların, virüsün beraberinde getirdiği bir süreç olmadığını belirten Sincar, kaotik süreçlerden en çok etkilenen kesimin her zaman kadınlar ve çocuklar olduğunun altını çizdi. Devamla ise, “Kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran söylemler, cinsiyetçi espiri ve karikatürler yapılıp çiziliyor. Kadınların ev içine hapsedilmesi hep vardı, ancak bu dönem kadınların en fazla çalıştığı ve bazı mesleklerde en çok kadınların sömürüldüğünü görüyoruz. Evet, virüsten korunalım ama kadınların hem meslek hem de ev yaşamında iki yönlü şiddete maruz kaldıklarını görüyoruz. Şunu her zaman söylüyoruz; evler, ulus-devlet projesinin mikro bir modelidir. Daha önce yasaların bile koruduğu bir şiddet sarmalı vardı. Bu dönemde koronavirüsü kadınlar için risk de yaratıyor. Bir panik yaratıyor. Yani ev içerisinde kalmak, dışarıya çıkamamak başlı başına psikolojik travmaya neden olacak bir durumdur. İnsanlar ‘virüs bulaşır’ diye yakınlarından bile korkar hale geldi, farklı bir yaşam biçimi oluşturdu. Maalesef birçok ülkede pandemiyi nasıl gizlediyseler kadına yönelik şiddet konusunda da net veriler sunulmuyor. Somut çalışmaları yok" diye konuştu.
Evde kal’ avantaja dönüştürülebilir
‘Evde kal’ sürecinin yaşamın, işin, duyguların paylaşılması, çocuklarla birlikte ortak bir yaşam alanı kurulması ve birbirini iyi tanıma anlamında bir avantaja dönüştürülmesi gerektiğini ifade eden TJK-E Üyesi Sincar, sadece sosyal medyaya kilitlenen bir yaşam tarzının toplumsallıktan giderek kopan, duygu ve düşünceden kopan bir zemine yol açacağını ifade ederek, ortak yaşamın önemine dikkat çekti.
Medya ağı oluşturuldu
Kendilerine bu süreçte “şiddete uğradım” diyerek başvuruların yapıldığını söyleyen Sincar, şunları kaydetti: "Mevcut devlet kurumları koronadan kaynaklı başvuru almıyor. Hareketimize bağlı komü ve meclislerimiz bu konuya duyarlı. Birbirimize ulaşabilme koşullarının çok iyi olmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu nedenle TJK-E Sosyal Komiteleri olarak gruplar,, aynı zamanda sosyal ağlar oluşturduk. Kadınlar, https://www.instagram.com/tjkesosyal/ , https://twitter.com/TKomite ve https://www.facebook.com/tjke.sosyalkomite.3 hesaplarımız üzerinden sorunlarını ve ihtiyaçlarını bize ulaştırabilirler.