Rojava, pek çok Kürt aydını barındırmıştır: Nuri Dersimi, şair Osman Sabri, Bedirhan ailesi ve Cemil Paşazadelere ev sahipliği yapmıştır. Böyle bir potansiyele sahip olduğu için Rojava, Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’a 20 yıl süreyle kucak açarak bağrına basmıştır.
Sayın Öcalan, orda kaldığı süre içerisinde ilmik ilmik örer gibi, ev ev gerzmiş; başta kadın olmak üzere halkı yeniden yaratmıştır. Halkı biliçlendirme, örgütleme, yol ve yöntemlerini öğretmiştir. Bireylerin kendi olma ilkelerini özümsemiştir. Bu çalışma neticesinde binlerce genç Kuzey Kürdistan olmak üzere tüm parçalardaki mücadele mevzilerinde yerlerini aldılar. Bu mücadele esnasında yüzlerce genç şehit oldu. Rojava Halkı’n önderliğe bağlılığı, Önder yakalandıktan sora gösterdiği direnişle ispatlamıştı. Kürt Halk Önderin Rojava halkıyla çok özel ilişkisi vardı. Rojava halkıda iki sene önce yaptığı devrimle, kendisinden istenileni karşılamıştı.
Rojava Devrimi’nin Suriye geneline taşırılması ve oradan da Ortadoğu’ya yayılması ve domino etkisi yapacağını çok iyi bilmektedir Emperyalist ülkeler ve onların işbirlikçileri olan Türkiye, Irak, İran ve KDP. Bunların peşinde oldukları Kürdistan’ın zenginlik (Petrol, madenler ve su) kaynaklarıdır. Konunun daha iyi anlaşılması için, Zilan Fırat’ın Özgür Gündem gazetesinde yayınlanan “Rojava Devrimi Kürtlerin onurudur” başlıklı yazısında bir paragrafını sizinle paylaşacağım:
“Emperyalist güçler için kendi sistemine aldığı Kürt en iyi Kürt olurken; ülkesini, değerlerini ve onurunu sahiplenerek kendi olma savaşımını veren Kürt, en büyük tehlike olarak görülmüş ve ortadan kaldırılması için savaşlar geliştirmiştir. Bugün Rojava’da verilen savaş kendisi olmak isteyen Kürt’e karşı bir savaştır. Amansız bir idaresizleştirme savaşı Rojava şahsında tüm Ortadoğu insanına dayatılmak isteniyor… Ortadoğu’da yürütülen savaş özde din ve mezhep savaşımı değil, kaynakların paylaşılması savaşımıdır. Emperyalist güçler çıkarları için her gün yüzlerce insanı bir hiç uğruna öldürmektedir. Ortadoğu’da sadece insanlar değil, yaşam anlayışı, insanlık değerleri ve umutlar da her gün ölmekte, öldürülmektedir. Rojava Devrimi ise tüm bu ölümleri durdurma, yaşamı yeniden canlandırma devrimidir”. Bu Devrim kalıcılaşırsa, Kürtler her parçada örgütlenerek kendi zenginlik kaynaklarına sahip olacaklar ve hiç kimseye kul köle olmayacaklar.
Saygı değer okurlar, tarih sayfalarını karıştırırsanız, bir zamanlar dünya haritasında yerini bilmediğimiz Kore’deki savaşa gönmderilen askerlerin yüzde 90’nı Kürt geçleriydi. Kimi şehit, kimi de sakat kaldı.
Ne uğruna? Egemenler istedi diye. Ey Kürt kardeşim! Yeter artık başkaları için savaştığın. Biraz da kendi onurun için mücadele et. Küçük çıkar hasapların peşinde olma.
Yine size seslenmek istiyorum Sayın Mesud! Kadeşinin evine ateş düşmüş yanıyor. Siz evinizde nasıl rahat uyuyorsunuz? Kürt tarihine bir göz atın. Kaç Mir bu egemen güçlerce birbirine düşürüldü? Sonları ne oldu? Sayğıyla andığımız babanız o mirlerin akibetini size anlatmadı mı? Eminim ki anlatmıştır. Tarih tekerrür mü edecek? Tarih sayfalarına nasıl yazılacaksınız? Bunu hiç düşündünüz mü?
Kürt kardeşim!
Bir zamanlar, “vurun Kürt uşağı, namus günüdür” diyorlardı. Sana uşak gözüyle bakıyorlardı. Savaştın. Cumhuriyet kurulunca, senin için “...burda Ancak köle olarak kala kalabilirsiniz” dedi cumhuriyetrin bakanı.
Sana vurun demiyoruz. Dört parçadaki Kürtler, bir araya gelin, kenetlenin. Küçük olsun benim olsun demeyin. Silah kullanmadan da özgürlüğüne kavuşabilirsin. İngiltere’yi Hindistan’da dize getiren, Büyük Gandi’yi ve Nelson Mandela’yı örnek alın. Yeter ki kenetlenin. Bir araya gelin. Kürt olarak düşünün ve Kürt olarak yaşamaya başlayın. Ama hiç kimseye köle olmayın. Keklik olup birbirinizin kuyusunu kazmayın. Esas namus günü bugündür. Birlikte hareket etme günüdür. “Sırat köprüsün”den geçme günüdür.
Egemenler, halk devrimlerinin Arap coğrafyasına ve Ortadoğu’da gelişmesini engellemmektedirler. Mısır ve Libya’dan sonra şimdi de Suriye ve Rojava’dır. Rojava’daki Devrim’i de çeteler aracılığı ile engelleme peşindeler. Egemenler IŞİD’ı piyon olarak kullanıyorlar.
Ama yanılıyorlar. Çünkü: Rojava Devrimi, kendi savunma savaşının öznesi olan bir halk gerçeği var. Halklar direnecek ve çeteler Kobanê’de tarihin çöp sepetine atılacaktır.
‘To be or not to be!’