En sağlıklı savunma mekanizması nasıl olabilir ya da olmalıdır, anlatmak için eğitimler de çok kullanılan bir örnek vardır. Örnek şöyle: Adamın biri bir benzin istasyonunda arabasına yaklaşan tanımadığı biri tarafından aniden bir tokat yiyor. Nedeni belli değil. Bu adam nasıl bir davranış sergiler, nasıl bir yanıt vermelidir. Verilecek yanıtlar çok çeşitli olabilir. İnsan ruh halini ve davranış biçimini açıklamak için üç temel biçim vardır. Savunma-davranış biçimi üç kategoride toplanır.
1. Hangi gerekçe ile olursa olsun hiç bir şey olmamış gibi, herhangi bir müdahalede bulunmamak ve arabaya binip gitmek. Gerekçeler çok haklı olabilir. Tokat atan kişinin deli olduğunu düşünebilirsiniz, korkabilirsiniz, kavgalı olduğunuz bir tanıdığınızın yaptırdığını düşünebilirsiniz, yanıt verme gereğini duymazsınız vs. vs.
2. Tokatı atan adama, bunu neden yaptığınız sorarsınız. Ya da kendinizi korumaya çalışırsınız. Mutlaka neden dayak yediğinizi şiddet kullanmadan öğrenmeye çalışırsınız. Kısacası yapılan haksızlığı sorgularsınız.
3. Hiç düşünmeden siz de karşıdakine bir tokat atarsınız.
Herkes kendisini bu üç yanıttan birinde bulabilir. Hangi davranış biçiminin daha iyi olduğunu günlerce tartışabilirsiniz. Çok farklı gerekçeler kullanarak, haklılığınızı ve doğruluğunuzu savunabilirsiniz. Hangisi daha etkilidir diye düşünülebilinir, belki bir sonuca da varılır. Üç yanıttan birinin doğru olduğunu düşünüp, uygulamıyabilirsiniz de. Her davranış biçimi kendi içinde mutlaka doğruları da, yalnışları da taşır. Önemli olan bu üç yanıttan hangisinin doğru olduğu değildir. Bu üç davranış biçiminden hangisini kullandığınızdır.
Siyaset bilimi, toplumların bu üç davranış biçiminden maksimum yararlanır. Toplumu yönetmede bir el kılavuzudur. AKP iktidarı toplumu yönetmede, birinci yanıtı temel alarak, toplumun her kesimine sürekli tokat atmaktadır. Hatta o kadar ileri gittiler ki, dış politika da da tokatlamaya başladılar. Oysa dünyada sürekli başka toplumları tokatlama üzerine politikasini kurmuş bir Amerika var. Bakalım AKP Amerika’yı nasıl tokatlıyacak(!).
AKP Mısır’da tokatı yedi. Amerika’nın başını çektiği, Türkiye ve AKP’nin Amerika’nın isteği ve onayı ile içinde önemli bir rol aldığı ılımlı İslam projesinde, Amerika Müslüman Kardeşleri bir gece de devre dışı bırakarak, Türkiye’ye muthiş bir tokat attı. İç politikada tokatlamaya alışmış bir iktidarın, bunu sindirmesi, sindirebilmesi zor görünüyor. Üstelik Mısır’da ki darbe, Esad muhaliflerinin geleceğini de şimdilik belirsizleştirdi. Anlaşılan Suriye’deki muhalefette Müslüman Kardeşlere yer yok. Görünen o ki Suriye  Irak’ın kaderini paylaşmak zorunda.
AKP dış politikasında ne yapar belli değil. Tokatı yiyip oturacak mı? Yoksa tokat mı atacak? Sonuçları ne olacak? Zaman gösterecek.
Ancak Kürtleri hala tokatlama ile yönetebileceğini sanan, Erdoğan’ın karga kılavuzları Erdoğan’ı şöyle ikna etmiş olabilirler; Kürtleri Zilan’da, Koçgiri’de, Dersim’de, Amed’de, 12 Eylül’de, Amed zindanın da hep tokatladık, yanıtları  yukardaki örneğin birincisi gibi oldu.
“Değişen ne oldu ki farklı politika üretelim” diye düşünen, karga kılavuza bazı şeyleri hatırlatmakta fayda vardır.
“Değişmeyen tek şey değişimdir”i hayat felsefesi yapmayanlar kaybetmeye mahkumdur. Toplumların tarihi bunun kanıtları ile dolu. Kürtler, PKK’nin kuruluşu ve gerilla savaşının sistematikleşmesi ile yedikleri tokatlara verdikleri yanıtı değiştirip ikinci şıkka 30 yıldır geçmişlerdi. Oysa 30 yıllık direnişi ve savaşı görmeyenler, görmek istemeyenler var ve  tokatlamaya devam ediyorlar, tabi ki sonuçlarına da katlanacaklar.
Şimdi Kürtler yeni bir süreçte ve tokata tokat ile yanıt verme aşamasındalar. Kuzeyde ki 30 yıllık özgürlük savaşı, Güneyde ki Otonom yapı, batıda ki muazzam halk direnişi, Doğuda ki gerilla mücadelesi 15 Eylül’de Hewlêr’de biraraya gelecek.
Bu bir milattır. Bu bir tokattır.
Yalnızca Kürtler’e zulmeden bölge yönetimlerine değil, 1923 Lozan’ına tokattır. dünyaya tokattır.
Bu birlik, bu Ulusal Konferans, Rojava halkının statüsünü belirlemeli ve bu statüde ortaklaşma teminat altına alınmalı. Hangi niyet ile ulusal konferansa gidilirse gidilsin, tarihi görev bu.