UNESCO Dünya Mirası olan Sur ilçesi Türk devlet güçleri tarafından yerle bir edildi. Sur halkı bugün artık evleri, toplulukları ve kültürleri için mücadele ediyor.
İki buçuk yıllık barış sürecinin çökmesi ardından Temmuz 2015’te, Türk devleti ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) militanları arasındaki onlarca yıllık çatışmada yeni bir aşama başladı: Devlet güçleri güneydoğudaki PKK ile bağlantılı savaşçıları ortadan kaldırmak için ev ev operasyon düzenlerken, büyük oranda kentsel olan gerilla savaşı Kürt çoğunluklu kasaba ve şehirlere uzandı.
Çatışmanın en yoğun olduğu yerler, yöresel başkent Diyarbakır’da UNESCO Dünya Mirası olan Sur ilçesinin merkezi mahalleleriydi. Binaların çoğunun hasar görmesi veya yerle bir edilmesi ile sonuçlanan üç aylık bir kuşatmayı da içeren on aylık çatışma, şiddet sonucu yerlerinden edilenleri bugün artık evleri, toplulukları ve kültürleri için mücadele etme zorunluluğu ile karşı karşıya bıraktı.
Haziran’daki seçim öncesinde oy toplama çabasıyla, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Mart ayında Sur’u ziyaret etti ve ilçeyi, güneydoğuyu canlandırmak için ayrılan 2,3 milyar liralık bir planın parçası olarak yenilemeyi vaat etti. Canlı bir ekonomi ve yeni bir turizm patlaması sözü verdi.
Fakat Sur’un yerlileri –Mart 2016’ya dek süren çatışma sonucu yerinden edilmiş ve halen yerleşememiş çoğunluğu Kürt 24 bin kişi- bir zamanlar evlerinin olduğu yerlere dikilen yeni binaları satın alamayacaklar.
Bu durum yereldeki Kürtlerle devlet arasındaki düşmanlığı arttırdı. Yerinden edilen birçok kişi, Haziran’daki bir seçim zaferi sonrasında 2017 referandumunun sağladığı genişlemiş icra yetkileriyle 2023’e kadar iktidarda kalacak olan Erdoğan yönetiminin, kendilerinin yerinden edilmesinden kâr sağladığını ve uzun yıllardır devlet tarafından ayrımcılığa uğrayan bir azınlık olan Kürtlerin satın almaya gücünün yetmeyeceği binalar inşa ederek, demografi mühendisliği yaptığını söylüyorlar.
Sur Platformu’ndan bir arkeolog olan Nevin Soyukaya, “yeniden inşa ile toplumun mekân üzerinden şekillendirilmesi, yaşayan hafızanın silinerek yeni bir hafızanın yaratılması amaçlanıyor” dedi. Soyukaya mahallenin 2015’te, çatışmaların patlak vermesinden sadece birkaç ay önce UNESCO Dünya Mirası listesine alınmasına şahsen katkıda bulunmuş. “Bu yüzden bu yalnızca fiziksel yapıyı değil, demografik yapıyı da değiştirmeye dönük bir girişimdir.”
Sur’daki konutların çoğu gecekonduydu. Devlet yetkilileri gecekonduları yüksek suç ve uyuşturucu oranlarına sahip kentsel çökme alanları olarak görüyorlar ve çağdaş standartlarda yeniden inşa etmek için yıkmak istiyorlar. Ülkenin başka yerlerinde oldu bu, ama Sur’da süreç çatışmanın hasarının da etkisiyle çok hızlı ilerliyor.
Aile evi yerle bir edilen Sur sakini bir Kürt olan Cengiz Abis, devletin verdiği tazminatın inşa edilecek evleri satın almak için çok düşük olduğunu söylüyor ve büyüdüğü bölgenin hala bir savaş alanı gibi hissettirdiğini ekliyor.
“Diyarbakır işgal edildi,” diyor. “Tüm şehir polis karakollarıyla, zırhlı araçlarla dolduruldu. Etrafımıza baktığımızda anlayabildiğimiz tek şey işgal altında olduğumuz. Her yerde sivil polisler var. Sürekli takip ediliyor ve izleniyoruz.”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı il müdürü Nurullah Bilgin, Haziran sonunda devlet medyasına Sur’daki kentsel dönüşüm projesinin iki milyar lira (420 milyon dolar) olduğunu, 340 evin inşa edildiğini ve 1500 kişiye yerleşim imkanı sunulacağını söyledi.
“Sur, bir milyon turisti ağırlama kapasitesiyle yeni bir çekim merkezi haline gelecek,” diye ekledi.
TOKİ yeniden inşa sürecine dahil müteahhitlerin adlarını açıklamadı, yorum taleplerine de cevap vermedi. Bu makale için görüşülen yerel sakinler, sivil toplum örgütü çalışanları, aktivistler ve politikacılar sürecin şeffaf olmamasının, onlara büyük ihaleleri alanların muhtemelen AKP’ye yakın müteahhitler olduğunu düşündürdüğünü söylediler.
‘Her şeyimiz burasıydı’
Devlet ile PKK arasında 2015’te bozulan ateşkes, on ay süren sokak çatışmalarına neden olmuş ve Uluslararası Kriz Grubu’nun verilerine göre 452’si sivil 4000 kişinin hayatına mal olmuştu.
Can kayıplarının birçoğu Sur gibi militan mahallelerde yaşandı. Cengiz Abis ve eşi Emine burada büyümüşler ve birlikte iki odalı bir ev satın almışlar.
Sur’un 120 bin kişilik çoğunluğu Kürt nüfusu çatışmalar sırasında kaçmış ama Abis ailesi mülklerini koruyabilmek için sokağa çıkma yasaklarına, çatışmaya ve su ve elektrik kesintilerine rağmen evlerinde kalmaya çalışmış. Ama Mart 2016’da evlerinden çıkarılıp ve 15 ay hapse atılmışlar. Çocukları ise çocuk esirgeme kurumuna gönderilmiş.
Sur’daki evlerinden kalan tek şey, darmadağın edilmiş oturma odalarındaki parçalanmış mobilyaların cep telefonlarındaki resimleri.
Fotoğrafları, çatışmalar sırasında PKK’ye yardım ettikleri suçlamasıyla (insan kalkanı olmakla ve gruba maddi yardım sağlamakla suçlanmışlar) eşi ile birlikte hapse atılan Emine’nin gelinliğini kurtarmaya çalışan bir arkadaşları çekmiş.
Fakat gelinliği bulamamışlar ve evin elektronik eşyaları da ortada yokmuş.
Serbest bırakılıp çocuklarına kavuştuklarında evlerine geri dönemeyeceklerini öğrenmişler. Evleri, yerleşimin çoğunun olduğu Sur’un doğu yarısını kapsayan girişe yasak bir bölgenin içinde kalmış ve devletin savaştan zarar gören yapıların insan yerleşimine uygun olmadığını ilan etmesi ardından yerle bir edilmiş.
Bir zamanlar evlerinin bulunduğu yer şimdi bir ot tarlasına dönmüş ve sokak kedileriyle dolu.
Devlet yetkilileri bölgeyi yeniden inşa ederken, Kürt yerel sakinler ise devletin verdiği tazminatın ve başka yerlerde indirimli ev önerilerinin uygun olmadığını söylüyorlar.
“Sur’daki evimizi alabilmek için yıllarca para biriktirdim ve evi kendi ellerimizle onardık,” diyor Cengiz. Şu an Diyarbakır’ın yoksul mahallesi Bağlar’da kirada oturuyorlar ve birçok yerinden edilmiş Sur sakini buraya yerleşmiş. “Sahip olduğumuz her şey o evdi,” diyor Emine. “Sur’dan başka bir yerde kendimizi asla evimizde hissedemeyiz ve Sur şimdi yok oldu.”
Sur’un değişen yüzü
Evlerin çoğunun sağlam kaldığı Sur’un batı kısmında, Grek ve Roma dönemlerinden Bizans ve Osmanlı’ya ve günümüze dek uzanan bir kültürel merkez olarak bölgenin zengin tarihi, ayakta kalabilmiş bazı tarihi yapılarda bugün halen hissedilebiliyor. Dar sokaklar, Diyarbakır’ın kalabalık, yeni bölgelerindeki trafikten uzak, komşuların çocukları oynarken çay içtiği toplanma mekanları olarak işlev görüyor.
Fakat geçtiğimiz on yıllar içinde Sur yoksullukla da simgelenir hale gelmiş. Evler kabası yapılmış vaziyette, kanalizasyon ve ısıtması yok. İlkin 2. Dünya Savaşı’nı takip eden kırdan kente göçle yaygınlaşan Sur gibi yerlerdeki gecekondu yapımı, 1990’larda çevre köylerin zorla boşaltılması ardından büyümüş.
Devlet 2012’de mahalle için kentsel dönüşüm ilan etmiş ama 2016’da çatışmalar sona erene dek gelişme olmamış.
Kuşatma sona erince hasarlı bölgenin etrafı güvenlik barikatlarıyla çevrilmiş ve devlet yetkilileri Sur’un yaklaşık yüzde 60’ı için “acil istimlak” kararı çıkarmış. Çok geniş yerleşim alanları terk edilmiş ve birçok ev bombardıman altında çökmüş. Bu mülkler artık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait.
Devletin, zamanın başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından 2015’te doğunun Toledo’suna dönüştürüleceği vaat edilen Sur’u dünya çapında bir turizm merkezi olarak görme arzusuna paralel olarak bazı dini ve tarihi binalar korunmuş.
“Bu şehirler 1990’lardan bu yana plansız şekilde büyüyor ve bu olaylar yaşanmasa bile kentsel dönüşüm şarttı,” demişti o dönem.
Eylül 2016’da, o zamanki başbakan Binali Yıldırım Türkiye’nin güneydoğusu için güncellenmiş bir kentsel dönüşüm planı açıkladı. Bu plan Sur’da 7000 yeni evin inşasını da içeriyordu ancak şu an yapılmakta olan yeni evler çok pahalı: fiyatların 400-500 bin lira arasında olacağı tahmin ediliyor. Bu rakamları Emine ve Cengiz gibi Sur sakinlerinin karşılaması imkânsız.
‘Tek istediğim eskiden evimin olduğu arazi’
Evlerinin iskana uygun olmadığı ilan edilen Sur’un yerinden edilmiş sakinlerinin çok az seçeneği var: Tazminatı almak, başka yerlerdeki TOKİ projelerinde indirimli ev kabul etmek veya mahkemeye başvurmak.
Ödenen tazminatın miktarı çok değişiyor ve evin büyüklüğüne, içindeki eşyaların değerine bağlı.
37 yaşındaki Remziye Tosun [HDP’nin Amed milletvekili oldu, ÇN], Mart 2016’da Sur’dan çıkarılırken aranmasını gösteren bir güvenlik kamerası görüntüsü ile tanındı.
Abis ailesi gibi o da devletin tahliye talimatına karşı çıktı ve çatışma sırasında eşyalarını korumak için evinde kaldı. Bu yüzden tutuklandı.
Tosun’a serbest bırakılması ardından evi için 57 bin lira önerildi ama evi satın alıp yenilemek için 120 bin lira harcadığını söyleyerek bu teklifi reddetti. Kaybettiği mobilyalar ve elektrikli eşyalar için 7 bin lirayı aldı ama mahkemede tazminatın arttırılması için mücadelesine devam ediyor.
Yerinden edilen birçok sakin gibi Tosun da aylık 1000 liralık bir ödeme alıyor ama bu ödemeler, alanlara göre, düzenli dağıtılmıyor.
“Bu sus payı,” diyor Tosun. “Onlara ‘Paranızı istemiyorum, TOKİ’nizi istemiyorum, evimi geri istiyorum’ dedim,” diyor ve ekliyor: “Eskiden evimin olduğu araziyi istiyorum sadece. Evi yeniden inşa edeceğiz. Orada çadırda yaşasam da bana yeter.”
Abis ailesi de aynı düşüncede. Emine ve Cengiz’e evleri karşılığında 47.000 lira teklif edilmiş. Bu tutarın yıkılan evleri için harcadıkları son yenileme masraflarını bile karşılamadığını söylüyorlar ve onlar da dava açmış.
Bir TOKİ evine kanarlar mı?
Nakit ödemenin yanı sıra, devlet yerinden edilen sakinlere TOKİ projelerinde indirimli ev öneriyor. Bunlar Sur’un gecekondularından daha modern evler ama herkese çekici gelmiyorlar.
“TOKİ’ler uzakta ve inşa edildikleri yerde TOKİ’den başka hiçbir şey yok, izole yerler,” diyor Cengiz. “Binaların içinde komşunuz kim bilmiyorsunuz çünkü hiç görmüyorsunuz. Sur’da ise her şey başkaydı. Komşularımızla iç içeydik. Herkesin kim olduğunu bilirdik.”
“Mesele fiyat değil,” diye devam ediyor. “Bu bir kuşu doğadan alıp kafese koymak gibi bir şey. Özgürlüğümüzü istiyoruz ve özgürlüğümüzün olduğu yer Sur idi.”
Devletin sunduğu indirimler ve tazminatlarla bile, fiyatları 150-200.000 lira arasında değişen TOKİ evleri Sur sakinlerinin alım gücünü aşıyor.
Her şey rağmen, Tosun kendisinin ve onun gibi başkalarının eskiden sahip oldukları mahalleyi yeniden kurmak için Sur’a geri dönmeye kararlı olduğunu söylüyor.
“Sur’un yerinden edilmiş sakinleri para biriktiriyor ve eskiden evlerinin olduğu arazileri satın almak için bekliyorlar,” diyor. “Böylece geri döndüklerinde, ki dönecekler, yaşamlarını yeniden kurmaya başlayacak ve kuracaklar. Ne olursa olsun bir gün tekrar Sur’da yaşayacağım.”
Kaynak: irinnews.org
Çeviri: Serap Şen