Barış, hiçbir iktidara ve kuruma teslim edilmeyecek, hiçbir otoritenin insafına terk edilmeyecek kadar değerli bir olgudur.
Barış sözcüğünün dillendirilmesinin bile neredeyse suç sayıldığı bunca hengamenin arasında barışın ertelenemez bir aciliyet taşıdığını düşünen kimi sivil toplum örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri aktivistler, akademisyenler ve kanaat önderlerinin katılımıyla kısa bir süre önce Diyarbakır’da bulunan Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), bünyesinde Kürt sorununa çözüm çabalarına katkı sağlamak için bir proje hayata geçirilerek "Toplumsal Barış Ağı" adıyla bir ağ oluşturuldu.
***
Yapılan bir çalıştay sonunda; Türkiye'nin farklı etnik ve kültür yapısının bir zenginlik sayılacağı buna bağlı olarak hak ve özgürlüklerin yasal güvenceye kavuşturulduğu, her türden ayrımcılığa son verecek bir barış iklimi ve sürecinin yeniden başlatılabileceği bir Türkiye için 10 maddelik bir deklarasyon yayınladı. Şeffaf ve yaşanan birçok soruna madde madde vurgu yapan deklarasyon metni şöyle:
"1- Eşitlikçi ve Çoğulcu bir Anayasa hazırlanmalı, 2- Kürt halkıyla birlikte hak talepkarlığında bulunan diğer etnik kimliklerin kolektif hakları Anayasal güvence altına alınmalı, 3- Katılımcı ve şeffaf bir ademi merkeziyetçi yönetişim modeli geliştirilmeli, 4- Din, dil, ırk ve etnik köken ayrımcılığı bir daha eski tekçi kimliklere dönülmemek üzere sona erdirilmeli, 5- Kutuplaşma ve ayrımcılıkla mücadelede için yasal düzenlemeler yapılmalı, 6- Halklara, mağdur ve mazlum kimliklere yönelik nefret suçunun insanlığa karşı işlenmiş suçlar nevinden olduğu gerçekliğinden hareketle reddedilmeli, 7- İşkence başta olmak üzere; cezasızlık ve kötü muamele ile etkin mücadele edilmeli, 8- Yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığı anayasal düzeyde garanti altına alınmalı, 9- Karar verme süreçlerine halk ve sivil toplum örgütlerinin etkin katılımı sağlanmalı, 10- Yönetim şeffaf olmalı ve halka hesap verebilir olmalıdır. Bu ilkeler çerçevesinde bir araya gelen biz "Toplumsal Barış Ağı" üyeleri, insan hak ve özgürlüklerin garanti altına alınarak, barış sürecinin yeniden tesisini, azınlık ve kültürel hakların yasal güvence altına alınmasını talep ediyoruz. Eşitlikçi ve çoğulcu demokrasi kültürünün hakim olması ile birlikte; temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alındığı, Kürt halkıyla birlikte diğer tüm halkların kolektif haklarının güvenceye kavuşturulduğu, barışın tesis edildiği bir Türkiye’de yaşıyor olacağız.”
***
Ağ bünyesinde çalışmak üzere kurulan “Barış Sürecini Yeniden Başlatma ve Geliştirme Komisyonu” ile “Azınlık ve Kültürel Hakları Geliştirme Komisyonu” üyeleri ağdaki kurum ve bireylerin katılımıyla oluşturuldu.
Barış talep ettikleri için aydın ve akademisyenlerin işten çıkarıldığı yargılandığı ve cezalara çarpıldığı ve barış ikliminin yeniden oluşmaması için iktidarın yeni söylemler geliştirdiği böyle bir süreçte böyle bir ağın kurulması çok daha değerli ve anlamlı.
Bu projede bölge bazında 52 sivil toplum örgütü ve çok sayıda aktivist yer almış durumda. Hedefte Türkiye’nin her bölgesinden kişi, kurum ve kuruluşların desteğini almak.
Demokrasinin katılımcı bir kültür haline getirilmesi, barışa ulaştıracak bir sürecin yeniden tesisi için çalışacak olan ‘Toplumsal Barış Ağı’na katılmak isteyenler (http://ditam.org.tr/deklarasyon.aspx) adresinden ulaşabiliyor.