Kadın katliamlarının toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ürünü olduğunu belirten Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Sosyolog Sema Sancak, katliamların önüne geçilmesi adına tüm kurum ve kuruluşların toplumsal cinsiyet eğitimleri alması gerektiğini belirtti.
İhlal okullarda anlatılmalı
Öncelikle toplumsal zihniyetin değişmesi gerektiğini ifade eden Sancak, okul öncesi eğitimlerden başlayarak köklü bir eğitimle sorunun çözümüne temelden başlanması gerektiğini vurgulayarak, “Şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğu tüm okullarda anlatılmalı” dedi. Cezai yaptırımların arttırılması, kolluk güçlerinin aileyi uzlaştırıcı değil, kadını koruyucu bir misyon yüklenerek korumaları gerektiğini dile getiren Sancak, “Şiddet meydana gelmeden koruyucu önlemler alınmalı” dedi.
2014 yılında 394 kadın katledildi!
Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu’nun varlığına rağmen uygulanmadığını dile getiren Sancak, kanunların kadına yönelik şiddeti önleyici bir yaptırıma sahip olmadığını belirtti. Yasa ve kanunların işlevsizliği nedeniyle kadın katliamlarının önüne geçilemediğine vurgu yapan Sancak, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre; 2013 yılında 237 ve 2014’te ise 394 kadın katledildiğini hatırlattı.
Yasalar işlevsiz
Sorunun tarihsel bir boyutunun da olduğuna işaret eden Sancak, “Şiddet ve katliam erkekler ile kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkisinden kaynaklanır. Bu sorun tarihsel bir sorun olarak süregelir” dedi. Türkiye’nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’ne işaret eden Sancak, “ Bu sözleşmede şiddeti önlemek, soruşturmak, ortadan kaldırmak amaçlanmıştır; ancak yasaların işlevsizliğinden kaynaklı kadın katliamlarını işlenmeye devam ediyor” diye konuştu.
Van’da bir Tıp Merkezi’nde eşi tarafından bıçaklı saldırıya uğrayarak yaşamını yitiren Filiz Ören’in katledilişini hatırlatan Sancak, kadın katliamlarının devlet kontrolünde olan kurumlarda dahi işlenebildiğine işaret etti. Hastanelerde rehberlik birimleri ya da öfke kontrol birimlerinin oluşturulması gerektiğini belirten Sancak, hastanelerde sosyolog ve psikolog sayılarının arttırılması gerektiğini söyledi.
Basında yer alan kadın ölümlerinin veriliş biçimine ve kullanılan dile dikkat çeken Sancak, sosyal sorunların taklit edilerek yaygınlaştığına işaret etti.
Cinayete 'intihar' dememek için Adli Tıp Kurumu şart
Kadın ölümlerinde öne sürülen en yaygın kılıfın 'intihar' olduğunu hatırlatan Sancak, bir çok intihar iddiasının aslında cinayet olduğuna işaret etti. İntihar iddialarının önüne geçilmesi için Adli Tıp Kurumu’na (ATK) ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Sancak, “İntihar mı yoksa öldürülme mi olduğu konusunda aydınlatılması gerekir” diyerek, kentte ATK’nin olmadığına vurgu yaptı.
DİHA/WAN