Kürdistan'da Kürt Özgürlük Hareketi'nin 42 yıldan fazladır yürüttüğü ideolojik, siyasi ve askeri mücadele var. Bu mücadele Kürt halkını yeniden şekillendirmiştir. Kürt Halk Önderinin Apocu grubu oluşturduğu zaman hedeflediği özgürlüğü için savaşan halk gerçekliğine ulaşılmıştır. Zaten bu halk gerçekliğine ulaştıktan sonra diğer hedeflere ulaşmak arka arkaya gelir. Şimdi de esas hedeflenen, örgütlü halk gerçekliğidir; Kürt halkının her alanda kendi kendini yönetmesidir. Bunun pratik ve siyasi ifadesi ise halkın kendi işlerini kendi yapmasıdır, kendi kendini yönetmesidir. Çünkü örgütlü halk kendi kendini yönetir; yani demokratik özerkliğini gerçekleştirir. 

Kürt halkı Önder Apo öncülüğünde 42 yıldır yürüttüğü mücadeleyle özgürlüğünü tam anlamıyla hak etmiştir. Kuşkusuz Kürt halkı çok büyük kazanımlar elde etmiştir. Ancak ödenen bedeller dikkate alındığında daha ileri sonuçlar elde etmeyi de hak etmiştir. En başta da kazanımlarını güçlendirecek ve mücadeleyi geliştirecek örgütlenmelerin daha yaygın, kapsamlı, işlevsel ve etkili olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Eğer komünler, meclisler, kooperatifler, topluluklar ekonomisi ve akademiler her yerde gerçekleştirilmezse ne kadar mücadele verilirse verilsin sistem içi durumdan kurtulunamaz ve mücadelenin kesintisiz süreklileştirildiği bir toplumsal örgütlenme düzeyine ulaşılamaz. 

7 Haziran seçimleri ortaya koydu ki, Kürt halkı nasıl bir yaşam istediği konusunda nettir. Kürt halkı demokratik özerklikle kendi kendini yönetmek istediğini ortaya koymuştur. Seçim sonuçları ve ortaya koyduğu gerçeklik budur. Bunun da anlamı; komün, meclis örgütlendirmeleri her yerde yaygınlaştırılacak, demokratik komünal ekonomi her yerde gerçekleşecek ve toplum kendi kendini yönetecektir. Yoksa bu seçimlerin anlamı kalmaz. Devletten demokratik özerkliği tanımasını beklemek yerine, bizzat akademi, komün, meclis ve kooperatifleri gerçekleştirerek demokratik özerklik gerçekleştirilebilir. Demokrasi ve demokratik kurumlaşma demokratik özerklik demektir. Demokratik özerklik, demokratik kurumların yaygınlaştırılarak özerkliğin kurumsallaştırılması anlamına gelmektedir. Bu açıdan halkın demokratik özerklik özlemi hızlı biçimde demokratik kurumlaşmalar yaygınlaştırılıp geliştirilerek pratikleştirilmelidir. Böylece hem kazanımlar kalıcılaşır, hem demokratik özerklik gerçekleşir, hem de mücadelenin toplumsal zemini güçlenir. Bu açıdan çok boyutlu toplumsal örgütlenmeler hızla geliştirilmeli ve devletten beklemeden demokratik özerklik inşa edilmelidir. 


Demokratik toplum örgütlü toplumla sağlanır 

Onlarca yıldır ağır bedeller ödeyen bu halk bu örgütlenmeyi de gerçekleştirir. Kuşkusuz kapitalist modernite, yani sistem etkileri toplumsallığı dağıtıp bireyciliği geliştirerek bu yönlü demokratik örgütlenmelere yatkın olmayan bir insan tipolojisi yaratıyor. Ancak onlarca yıllık mücadelenin yarattığı bir toplumsallık bilinci de var. Bu bilince dayanarak komün de, meclis de, demokratik komünal ekonomi de, ahlaka dayalı toplumsal adalet sistemi de, anadilde eğitim de, öz savunma da gerçekleştirilebilir. Bu zordur denilemez. Zor koşullarda mücadele edip başarmanın, direnmenin tarzını yaratan 14 Temmuz direnişçiliğinin yıldönümünün yaşandığı bugünlerde zordur, yapamayız demek, bu büyük devrimcilere saygısızlık olur. Kürt halkı 14 Temmuz ruhuyla en zor koşullarda direnerek bugünkü halk gerçeğini yarattı. O halde bu temelde yaratılan bu halk gerçekliği kapitalist modernist sistemin yarattığı olumsuzluklar ne olursa olsun, bunları aşıp kendi kendini yönetme anlamına gelen bu demokratik kurumlaşmaları gerçekleştirebilir. Yeter ki bu halka öncülük yapılsın, yol gösterilsin. 

Demokrasi de devletten beklenecek bir şey değildir. Kürt halkı on yıllardır yürüttüğü muhteşem mücadeleyle demokratik devrimi gerçekleştirmiştir. Hala tamamlanmamış olsa da demokratik devrim gerçekleşmiştir; hem de dünyanın başka yerlerinde görülmedik düzeyde. Bu demokratik devrim temelinde her türlü demokratik kurumlaşma gerçekleştirilebilir. Demokrasinin gerçekleşmesi, derinleşmesi ve yaşanılması böyle olur. Demokrasi daha fazla hakim olsun, demokrasinin hakim olmadığı hiçbir alan, hiçbir yer kalmasın deniliyorsa, bunun yolu örgütlenmeden geçmektedir. Demokrasi, en başta da örgütlü toplumdur. Demokratik toplum, örgütlü toplumla sağlanır. Tam demokrasi demek, toplumu örgütlemek, kendi işlerini kendi gördüğü toplum demektir. Demokrasiyi başka biçimde anlamak ya da devletin vermesini beklemek büyük yanılgıdır. Demokrasi, örgütlü toplum ve kendi kendini yöneten toplum önündeki devlet engelini de kaldırmayı ifade eder. Devlet bu kurumların önünde engel olmaktan çıkarılırsa o zaman tam demokrasi gerçekleşir. 


Örgütlülük her derde devadır 

Demokrasi önünde devleti engel olmaktan çıkarma da örgütlü toplumla olur. Örgütlü toplum devlete boyun eğmez, direnir. Örgütlü toplum, demokratik toplum kendi kendini yöneten toplum, dolayısıyla demokratik özerklik devlet karşısında kendini korur. Böylece devlet+demokrasi temelinde demokratik özerklik yaşamını yaşar. Bu açıdan, komün, meclis, kooperatif, topluluklar ekonomisi ve akademilerin yaygınlaştırılması gecikmeden bir kampanya biçiminde geliştirilmelidir. Tabii ki sadece komünler, meclisler kurmak yetmez, işlevsel hale getirmek önemlidir. Meclisler, komünler üzerinden tüm yaşam örgütlendirilerek kendi kendini yöneterek örgütlü toplum yaratılabilir.

Örgütlü toplum yaratılmadan direniş refleksleri süreklileştirilemez. Nitekim bu eksiklik yaşanmaktadır. Toplum zaman zaman direnişe geçmektedir, eylem yapmaktadır ama bu çoğunlukla belirli kurumların öncülük etmesiyle ya da bir konuda yaşanan duyarlılıkla sağlanmaktadır. Ancak duyarlılığın süreklileşmesi ve eylemin kesintisiz olmasında sorunlar yaşanmaktadır. Bunun nedeni, örgütlü toplum olmadan yaşanan yetersizliktir. Bu gerçeklik bilinmeden, bu yönlü zaaflar giderilmeden eylemlerin sürekliliği sağlanamaz. Bazı duyarlı anlarda eylemler gerçekleşir ama demokratik özerkliği inşa eden ve koruyan nitelikte eylemler süreklileştirilemez. Bu açıdan örgütlü toplumu gerçekleştirmek olmazsa olmaz kabilinde bir gerçekliktir. Örgüt, örgüt, örgüt! Yani toplumsal örgütlenmeleri her boyutta yaygın ve derinlikli sağlamak her derde devadır. Çözüm budur; tüm engelleri aşarak başarıyı sağlamak budur. 

Örgütlü toplum, demokratik toplum, aynı zamanda iradeli toplumdur. Nerede ne yapacağını bilir. Nerede hangi eylemi yapacağını bilir. Karar alır ve harekete geçer. Toplumsal örgütlenmeler yetersiz olursa en önemli anlarda bile refleks konulmaz, Özgürlük Hareketi’nden ya da HDP’den beklenir. Bu durumda da çoğu zaman momentum kaçırılır, yapılan eylemler istenen sonuçları tam vermez. Hatta Özgürlük Hareketi ve demokratik siyasal alan çağrı yapsa da anında eylemler gerçekleşmez. Bu açıdan toplumsal örgütlenmeye dayalı reflekslerin gelişmesi çok önemlidir. Başarı için bu şarttır. Özerkliği inşa edip korumak için bu şarttır.

Artık toplum örgütlü hale gelmeli ve kendi iradesini, refleksini ve tepkisini ortaya koyacak demokratik toplum haline gelinmelidir. Örgütlü toplum, inisiyatifli ve refleksleri hızlı bir toplumdur. Örgütlü toplum, duyarsızlığın aşılması ve reflekslerin gelişmesi demektir. Toplumsal örgütlenmeler yaygınlaştırılırsa demokratik toplum, dolayısıyla tartışma ve karar alma gücü gelişirse birçok durumda zamanında refleks konur, çok önemli siyasal ve toplumsal kazanımlar ortaya çıkarılır.


Demokratik kurumlaşma hamlesi başlatılmalı

Kürdistan'da seçimler olmuştur. Kürtler kendi kendilerini yönetmeye oy verdiler. Rojava’da kendi kendini yöneten kantonlar gibi kendi kendini yönetmeyi istemektedirler. Bir iki yer dışında Kürdistan halkı kesinlikle kanton yönetimlerini istemektedir. Botan, Serhat, Amed, Dersim, Garzan gibi alanlardaki oy oranları kesinlikle bu durumu göstermektedir. Burada meclisler olursa ve işlevsel hale gelirse, buralarda demokratik özerkliğin gerçekleşeceği kanton sistemi derhal pratikleşebilir. Çünkü demokratik özerklik örgütlü toplumdur. Örgütlü toplum kendi işlerini kendi yapan toplumdur. Rojava’daki kantonlar işte böyle bir siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel sistem kurumlaşmasıdır. Örgütlü toplum olduklarından, toplumsal örgütlenmeler yaygın olduğundan her türlü saldırıya karşı da demokratik toplumdan alınan güçle direnilmektedir. Eğer 40 yılın kazanımları kalıcılaşacaksa demokratik devrimi gerçekleştiren bu halk kendi kendini yönetme konumuna ulaşmalıdır. Tüm halka ve örgütlü kurumlara düşen sorumluluk ve görev budur. 

Bakûrê Kurdistan’da acilen yapılması gereken böyle bir demokratik toplumsal örgütlenme hamlesi yapmaktır. Önder Apo’ya, her gün toprağa düşen şehitlere ve 7 Haziran’da tutumunu ortaya koyan halka layık olmak ancak böyle gerçekleşir. Yoksa tarihin bizlere yüklediği sorumluluğun ve görevlerin dışına düşülür; bir sapma içinde kendi kendimize bir şeyler yapar hale geliriz. Daha doğrusu bir şeyler yapamayız. O nedenle derhal bir demokratik kurumlaşma hamlesine ihtiyaç vardır. Direniş de ancak böyle gerçekleşir, demokratik özerklik de, onu savunmak da.