Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekmek için düzenlenen forumda konuşan Kürt siyasetçi Ahmet Türk, İmralı’daki tecridin yayıldığını; OHAL ve KHK’lerle toplumun yarısının tecrit altında olduğunu söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yürüten Asrın Hukuk Bürosu, müvekkillerine dönük tecride dikkat çekmek amacıyla hafta sonu “Kürt Sorunu ve Tecridin Hukuk Politiği” forumu düzenlendi. Forumda, hem tecridin sebepleri ve buna karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiği hem de Öcalan’ın çözüm önerilerinin haklılığını tartışıldı. Forumun sonunda bir dizi karar alındı.
“Karanlıktan Umuda, Umuttan Özgürlüğe” şiarıyla başlayan foruma, siyasetçiler Ahmet Türk, Akın Birdal, Sırrı Sakık, Ufuk Uras, HDP milletvekilleri Ayhan Bilgen, Dengir Mir Mehmet Fırat, Meral Danış Beştaş, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, 78’liler Derneği, YAKAY-DER, DBP, Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (ÖGİ), Barış Vakfı temsilcileri ile çok sayıda avukat, araştırmacı ve siyasetçi katıldı.
Saddam Hüseyin’in sonu ortada
Forumun açılış konuşmasını Kürt siyasetçi Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk yaptı. OHAL ve KHK’ler ile toplumu travmaya götüren, bütün kurumları tekleştiren sitmenin uygulandığını belirten Türk, bu anlayışın sadece Öcalan ve cezaevindekileri değil, toplumun yarsını tecrit altına aldığını söyledi. Temel politikanın Kürt düşmanlığı üzerinden iktidarı sürdürmek olduğunu kaydeden Türk, "Efrîn ve Minbic saldırıları Kürtlerle ilgili bu politikayı gözler önüne seriyor. Hak ve özgürlük talepleri yükseldikçe Kürtleri terbiye etme politikaları uygulanıyor. Kürtlere dönük bu şiddet politikalarının kimseye faydası yok. Şiddet politikasını uygulayan Saddam Hüseyin’in durumu ortadadır" şeklinde konuştu.
Tecrit bir yönetim sistemidir
Türk’ün açılış konuşmasının ardından “Temel Hakların Sürekli Askı Hali-Genelleşen İmralı Rejimi” oturumu yapıldı. Forumun ilk oturumuna Yazar Oya Baydar, HDP milletvekilleri Mizgin Irgat ve Bedia Özgökçe, Gencay Gürsoy, Selim Sadak, KESK Eşaşkanı Mehmet Bozgeyik de katıldı. Oturumun moderatörlüğünü Avukat Several Ballıkaya üstlendi. Oturumda Asrın Hukuk Bürosu Avukatı Özgür Erol, “İmralı rejimi” başlığını, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, “İmralı rejiminin diğer yargı ve infaz pratiklerine yansıması”, Avukat Ercan Kanar ise “Genelleşen İmralı rejiminin uluslararası hukuk anlayışı ile değerlendirilmesi” başlığı altında sunumlarını yaptı.
İlk olarak söz alan Avukat Özgür Erol, hukukun askıya alındığı, tecridin bir yönetim sistemi olarak uygulandığı İmralı Cezaevi’nde dinlenme ve kayıtlara dikkat çekti. Avukat Erol, “Bütün görüşmeler, içeridekilerin de görüşmeleri gizli veya açık dinlendi ve kayıt altına alındı. Odalar da kayıt yapıldı. Bu, güvenlik tedbiri değil, bilgi toplama tekniğidir” dedi.
Erol, “Türkiye’nin 25 yılda gelmiş olduğu durumun nüveleri İmralı’da atıldı” diyerek, bütün hukuksuzlukların İmralı’da başlandığını ve zaman içinde bütün cezaevlerine hatta Türkiye geneline yayıldığını vurguladı.
İmralı cezaevi kapatılmalı
Ardından söz alan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da, “İmralı rejiminin diğer yargı ve infaz pratiklerine yansıması” başlığını değerlendirdi. Nasıl bir cezaevi olduğu bilinmeyen ve statüsü olmayan İmralı Cezaevi’nin kapatılması gerektiğini kaydeden Türkdoğan, "19 yıldır devam eden hukuksuzluk, duyarsızlıktan kaynaklanıyor” dedi.
Türkleştirilmiş sosyal ölüler
Avukat Ercan Kanar ise “Genelleşen İmralı rejiminin uluslararası hukuk anlayışı ile değerlendirilmesi” başlığı altında sunumunu yaptı. Türk cezaevlerinde Türkleştirilmiş sosyal ölüler yaratılmaya çalıştığını belirten Kanar, Öcalan’ın kaçılma sürecinden bugüne kadar tamamen yasadışı, hukuk tanımayan sürecin işletildiğini hatırlattı. Kanar son olarak, şunun vurguladı: “Öcalan’a uygulanan tecrit artık bir ölüm koridoruna dönüşmüştür. Sayın Öcalan’ı serbest bırakma çağrısını her zaman diri tutmalıyız.”
Anlatacaklarından tedirginler
“Kürt Sorunu Darbe Mekaniği İlişkisi ve Çözüm İmkanları” başlığının tartışıldığı ikinci oturumun moderatörlüğünü HDP Parti Meclisi Üyesi Ayşe Berktay yaptı. İmralı Heyeti üyesi ve HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Kürt sorunu ve darbe mekaniği”, siyasetçi Akın Birdal “Öcalan ve demokratik barış mücadelesi”, Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER) Koordinatörü Yüksel Genç ise, “Ortadoğu’nun savaş hali ve radikal demokrasi çözümü” başlığı altında sunumlarını yaptı.
Oturumun açılışında konuşan HDP PM Üyesi Ayşe Berktay, “Darbe mekaniği konusu Sayın Öcalan’ın tekrar tekrar gündeme getirdiği bir konudur. Bizimde üzerinde yoğunlaşmamız gereken bir konudur” dedi.
HDP Ankara Milletvekili Önder ise Öcalan’ı ve darbe mekaniği kavramsallaştırmasını anlatarak, bu konuya yeterinci ağırlık vermedikleri için özeleştirisi verdi. Önder, Öcalan üzerinde artık mutlak tecridin uygulandığını anımsatarak, "Şimdi darbeden sonra artık Sayın Öcalan’ın neyi anlatacağından tedirginler, neyi açıklayacağından korkuyorlarsa mutlak bir tecrit uyguluyorlar” şeklinde konuştu.
“Öcalan ve demokratik barış mücadelesi” başlığıyla sunum yapan Akın Birdal, bir ortak iradeyle mevcut sürece müdahale edilmesi gerektiğini söyledi.
SAMER Koordinatörü Yüksel Genç ise “Ortadoğu’nun savaş hali ve radikal demokrasi çözümü” başlığını değerlendirdi. Suriye savaşının kendisinde hiç hesaplanmayan bir durumun ortaya çıktığını kaydeden Genç, ulus devlet ve savaş ilişkisi ile Rojava kanton deneyimlerinden yola çıkarak radikal demokrasi ve Demokratik Konfederalizm örgütlenme biçimini anlattı.
İkinci oturum soru cevapla sona erdi.
Tecrit topluma anlatılmalı
Forumun ikinci günkü son oturumunda katılımcılar, Kürt sorunu ve Öcalan üzerinde devam eden tecride dair görüşlerini dile getirdi. HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit’in moderatörlüğünü yaptığı oturumda öne çıkan görüş ve öneriler şu şekilde oldu:
* Kürt sorunu konusunda Türkiye’de HDP dışındaki merkez partilerin ortak bir perspektif sergilediği ve bu perspektiflerini savaş üzerinden şekillendirdiği, bölgesel ve küresel güçler ile aynı paralelde buluştuğu belirtildi.
* Kürt sorununun çözümünün AKP ile olamayacağı, yeni siyasi aktörler olmadan yeni bir sürecin başlamasının imkansızlığına işaret edildi.
* Öcalan’ın önemli bir aktör olarak görüldüğünün iktidar tarafından dikkate alınması gerektiği belirtildi.
* İktidarlar İmralı’da tecridi devreye koyduğunda şiddetin, diyalogu devreye koyduğu zaman ise barış ve huzur ikliminin Türkiye’de öne çıktığı kaydedildi.
* Türkiye’de normalleşme isteniyorsa İmralı’daki tecride karşı yüksek sesle karşı çıkılması vurgusu yapıldı.
* Tecride karşı halkın örgütlenmesi ve itirazının yükseltilmesi gerektiği vurgulandı.
* ‘İmralı’da tecrit Kürt halkı ile savaştır, Kürt halkı ile savaş Türkiye’nin savaşa sürüklenmesidir. İmralı Türkiye’nin demokrasi sorunudur’ denildi.
* KDP, PKK ve YNK bugüne kadar yaptığı hataların muhasebesini yapması istenerek, ulusal birliği sağlamak için bir araya gelmesinin elzem olduğu kaydedildi.
* Güney Kürdistan ile Rojava’nın ittifakını güçlendirmesi gerektiği üzerinde duruldu.
* Muhalefetin AKP’nin belirlediği gündemlerin arkasında gitmektense kendi gündemini oluşturması vurgusu yapıldı.
* Sivil itaatsizlik eylemlerine ağırlık verilmesi ve halk ile birlikte politika üretilmesi gerektiği kaydedildi.
* İmralı’da yaşanan tecrit ve hukuksuzluğun tüm cezaevlerinde yaşanmaya başlandığı ve bunun iyi bir şekilde halka anlatılması gerektiği öne çıktı.
* ‘İmralı Cezaevi kapatılsın’ şeklinde uluslararası bir kampanyanın startının verilmesi gerekliliği üzerinde duruldu.
* Tecrit ile iktidarın asıl amacının Öcalan’ın fikirlerine saldırı olduğu, bu saldırıya karşı Öcalan’ın düşüncelerine sahip çıkılması ve yaşam bulması için çaba sarf edilmesi gerektiği kaydedildi.
* Toplumun tecritten kurtarılmasının İmralı’daki tecridin kırılması anlamına geldiği vurgusu yapıldı.
* Tüm ideolojik farklıların bir kenara bırakılarak, iktidara karşı olan tüm kesimlerin bir araya gelerek, mücadele hattı örmesi önerisi yapıldı.
* İmralı’da yaşananların topluma tüm çıplaklığı ile anlatılamadığı, ‘Tecrit var’ söyleminin İmralı’da yaşananları anlatmakta yetersiz kaldığı vurgulandı. ‘İmralı hakikati’ topluma tüm çıplaklığı ile aktarılması önerisi yapıldı.
* Meclis’te konuşan HDP milletvekillerinin konuşmalarının başında ve sonunda ‘tecride son’ demesi öneresi yapıldı.
* İki ayrı heyetin belirlenmesi önerisi yapıldı. Heyetlerden birinin Adalet Bakanlığı ile görüşerek acilen İmralı’ya gitmek için talepte bulunması, diğer heyetin ise uluslararası kurum ve kuruluşları ziyaret ederek İmralı’daki durumu anlatarak, gündemlerine koyması önerisi yapıldı.
* Yazılı ve görsel basında tecridin sık sık gündemleştirilmesi önerisi de başka bir önemli başlık oldu.
Günana eylemini sonlandırdı
Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 15 Şubat'ta ölüm orucuna başlayan Turan Günana, eylemini sonlandırdı.
Kandıra 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde ölüm orucu eylemi başlatan Turan Günana, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun Dengê Kurdistan radyosunda verdiği demecinde yaptığı çağrı üzerine eylemini 51. günde sonlandırdı. Ailesi ile telefon görüşmesi sırasında kararını aktaran Günana, önceki gece eylemini sonlandırdığını belirtti ve duyarlılık gösteren herkese teşekkürlerini sundu.
Günana’nın ailesi aracılığıyla gönderdiği mesaj ise şu şekilde: “Partinin açıklamasını değerli ve anlamlı buluyorum. Özelikle Kocaeli T 2’deki arkadaşlar bırakmamam durumunda kendilerinin açlık grevine gireceklerini söylediler. İçerden ve dışarıdan bu sürede çok destek aldım. Dayanışma için tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.”
MA/İSTANBUL