Dilinde derin yaralar taşıyanlar için bazen bir ses bile büyük bir acıyı bağrında taşıyabilir. Radyodan bir şarkının büyük bir gizlilikle, düşük sesle dinlendiği, kasetlerin toprağa gömülerek saklandığı günler, Kürdün hafızasında hala taptaze. Sokakta ‘sakıncalı’ sözcüklerin yüksek sesle söylenemediği günleri belleğinde taşıyanlar için, ‘yasaklı’ dilin fısıldanmadığı anların anlamı farklı olur. O yüzden birçok kişi ‘dışarıda’ dinlediği ilk Kürtçe şarkıyı, ilk Kürtçe konuşmayı, izlediği ilk Kürtçe filmi hala hatırlar.
Birçok insan için ‘Babamın Sesi’ de bir ilk olarak bellekte yerini alacaktır. İlk Kürtçe film değil elbet. Ama bugün Kürt dilinin yaşamda giderek daha fazla sessizleştiği bir bölgenin, Güneybatı Kürdistan’ın Kürtçe ağzıyla çekilmiş ilk sinema filmi. O yüzden Maraş-Malatya-Sivas hattından olanlar, ‘Babamın Sesi’ni izlediklerinde ilk defa Kürtçe film izliyor hissine kapılacaktır muhtemelen. Fakat filmi farklı kılan sadece bu yönü değil elbet.

Kasetlerde saklı geçmiş

Anlattığı hikayeye bakalım: Eşi işçi olarak yurtdışına gittiğinden çocuklarını tek başına büyütmüş olan Basê (Basê Doğan), Elbistan’da yalnız yaşıyor. Tek umudu, yıllar önce gerillaya katılmış olan oğlu Hasan’ın bir gün dönmesidir. Kendi babasını pek hatırlayamayan ufak oğlu Mehmet (Zeynel Doğan) ise baba olmaya hazırlanıyor. Eşiyle yaşadığı Amed’de taşındıkları yeni evde kutular arasında tesadüfen, babasının çok zaman önce gönderdiği bir kaset bulur.
Elbistan’da yalnız olduğu için yanına almak istediği annesine giden Mehmet, çocukluğunun geçtiği evde saklı kalan hatıraların peşine düşer. Babasından kalan tek şey olan kasetlerdir. Ancak Basê, mektup yerine birbirlerine gönderdikleri kasetleri vermek istemez. Mehmet, babasının sesini aradıkça eski sırlar üzerindeki örtü de kalkacaktır. Ve Basê de hem içine attığı ama hem de kopamadığı geçmişle yüzleşmek zorunda kalkacaktır.

Sözlü anlatım

Orhan Eskiköy’ün senaryosunu yazıp, Zeynel Doğan ile birlikte yönettiği ‘Babamın Sesi’ ana hatları Doğan ailesinin yaşamını anlatsa da, önemli oranda kurgusal bir film. Ancak kurgulanmış bu hikaye, özellikle Güneybatı Kürdistan’da yaşayan pek çok insanın ortak öyküsünü anlatıyor. Alevilik, misafir işçiliği, gerilla mücadelesi, Maraş katliamı sadece birkaç madde başı sözcük.
Fakat öykü, ağırlıkta görüntülerle değil, ses ile anlatılıyor. Nasıl ki Kürdün tarihi yüzyıllar boyu sözlü aktarılmışsa, filmde de geçmişin anlatımı büyük ölçüde sözlü yapılıyor. Ancak bu, Babamın Sesi’nde görüntüye önem verilmediği anlamına gelmez. Tersine, Emre Erkmen’in görüntü yönetmenliğinde oldukça etkileyici, hatta tablovari kareler ile filme sade ama duru bir görsel estetizm katılmış.

Babamın Sesi gösterimde

Çok sayıda festivalde gösterilen Babamın Sesi, bugünden itibaren Almanya’da da gösterimde. Almanca altyazılı gösterilecek filmin izlenebileceği sinemalar: Berlin – FSK Kino am Oranienplatz, Hamburg Studio Kino, Hannover Kommunales Kino im Künstlerhaus, Bremen City 46, Düsseldorf Metropol, Frankfurt Filmforum Höchst, Esslingen Kommunales Kino, Karlsruhe Kinemathek, Saarbrücken Filmhaus, München Werkstattkino, Starnberg Breitwand Kino, Herrsching Breitwand Kino. Daha geniş bilgi için: www.babamin-sesi.de

MERAL ÇİÇEK