Akın BİRDAL Her ne kadar HDP’nin ve halkların cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş fiziksel olarak bu yarışa tutsak giriyorsa da, Demirtaş'ın hayalleri, düşünceleri sokaklarda, alanlarda ve on binlerce insanın inancı özgürce gezdiriliyor.

Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en önemli seçimine gidiyor. Bir yanda savaşa endeksli bir politik ve ekonomik korku yaratmak, diğer yanda da baskı ve işkenceleri sistematikleştirmek. En son Kandil ve idamların gündeme getirilişi, Yüksel direnişçilerine, Kadıköy'de 15-16 yaşındaki çocuklara, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine, Dicle Üniversitesi öğrencilerine sistematik işkenceler bu ruh halinin sonucudur.

HDP’nin dışında tutulduğu ‘Cumhur İttifakı’ ve ‘Millet İttifakı’, diğer yanda da Halkların İttifakı ile seçime gidiliyor. Başka bir deyişle İttihat Terakki'nin günümüze taşınmış ideolojik ittifakı diğer yanda da ezilen, itiraz eden emekçi halkların ittifakı.

Bu, halkların Demokratik Partisi (HDP) çatısı altında buluşan ve barış, demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük için yola çıkanların ilk buluşması değil. Türkler, Kürtler ve farklı halklar, 90'lı yıllardan günümüze değin önemli kavşaklarda yolları kesişmiş ve birlikte hareket etmişlerdir.

1993-95 yılları arasında düzenlenen Demokrasi ve Barış Kurultayları’nda DEP, HEP, HADEP ve diğer Kürt siyasi partilerine yönelik saldırılardaki buluşmaların hepsi bu ittifakın ayak izleridir.

Bu ittifak ve buluşmalar elbette umut edilen ve de olması gereken bir pozisyonda olmadı. Ama, başlayan ve günümüze değin de süren bir buluşma oldu.

1995'de HADEP çatısı altında Birleşik Sosyalist Parti (BSP), İktidar Partisi ile emek ve demokrasi güçlerinin örgütlü ilk siyasi adımı atılmıştır. 2002 seçimlerinde bileşenler daha da çoğalmış, 2007 milletvekilli seçimlerinde ve 2009 yerel seçimlerde DTP adı altında tüm devrimci ve sosyalist güçler Kürt siyasi hareketi ile birleşmişlerdir.

2011'de HDK ve sonra da HDP ile birliğin omurgasını oluşturmuşlardır.

HDP farklı kimlik, kültür, inanç ve cinsel eğilimlerin; işçilerin, köylülerin, çalışanların ve kadınların, gençlerin güçlü dinamizmini içine taşıyan, çoğulcu demokrat bir partiye evrilmiştir.

HDP her türlü baskı ve yasaklar altında, eş başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe yöneticilerinin içinde yer aldığı, binlercesinin tutsak edildiği bir seçime gidiyor.

HDP hiyerarşinin olmadığı ve halkların sürece doğrudan katılımını sağladığı "Senle Değişir" sloganı ile her bir bireye değin inen bir öz güven partisi olmuştur.

Şimdi HDP 'nin dışındakilerin dününe ve geçmişte yaptıklarına, bir de HDP'yi var eden güçlerin geçmişine bakmak yeterlidir. Tek adam yönetimine karşı, HDP’de kollektif yönetim, halkların yönetimi olacaktır.

Nasıl ki Newroz'un ateşi 1 Mayıs'lara taşınmışsa 24 Haziran'ın kararlılığı, cesareti de yerel yönetimlere taşınacaktır.

Her ne kadar HDP’nin ve halkların cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş fiziksel olarak bu yarışa tutsak giriyorsa da, Demirtaş'ın hayalleri, düşünceleri sokaklarda, alanlarda ve on binlerce insanın inancı özgürce gezdiriliyor.

Kürt siyasi hareketi ile sosyalist-devrimci güçlerin bir kısmı formel olarak ittifak içinde yer almamış olsa da ezilenlerden ve emekçilerden yana kurtuluşa giden sokaklar 25 Haziran’da büyük alana çıkacak ve orada buluşacaklardır. Çünkü HDP Seçim Bildirgesi ile insanların ve halkların hakları manifestosunu ilan etmiştir. Aday tanıtımında sade, gösterişsiz ve zerafet içinde ama bir o kadar da kararlı insanların geçidi oldu.

Millet İttifakı’nın, Kürt sorunu, anadil hakkı ve benzeri söylemleri kuşkusuz önemsenmeye değer, ama asıl olan bu söylenenlerin ardında durmaktır. Bu süreç ve sonrası onlar içinde bir test niteliğindedir.

Şimdi gün sömürüye, savaşa ve tutsaklığa karşı ekmek, barış ve özgürlük için mücadele günüdür.

Toprak ve su buluşmuştur. Güneşe çevrilmesi ve bereketli kılınması bize bağlıdır. Geçtiğimiz günlerde "68'lilerin adayı Selahattin Demirtaş'tır" çıkışı bugünün ve geleceğin güçlü ve onurlu bir işaretidir.