HDP Parti Meclisi Toplantısı önceki gün Ankara’da gerçekleştirildi. Parti Meclisi Toplantısı'nda son gelişmeler değerlendirilirken sonuç bildirgesi hazırlandı. Bildirgede özetle şunlar kaydedildi:


Güçlü bir fırtınaya sürüklüyor

“Geçici statüdeki Başbakan, aldığı kararlarla, attığı adımlarla toplumu derinden sarsan, acı kayıplara yol açan bir çatışma ve şiddet dalgasını her geçen gün tırmandırıyor. Kutuplaşma ve gerginlik, toplum içi düşmanlık ve karşıtlık yaratma politikasını seven bu anlayış, yargıyı, medyayı ve diğer alanları da kontrol altına alarak ve başlatılan çatışmanın bir parçası haline getirerek, Türkiye’yi hızla güçlü bir fırtınanın içine sürüklüyor. Türkiye'nin birçok ilinde HDP'lilere yönelik yaygın gözaltı ve tutuklama operasyonlarıyla; Ağrı, Şırnak, İstanbul, Cizre gibi yerlerdeki yargısız infazlarla; çeşitli kentlerde gençlere yönelik işkence uygulamalarıyla; IŞİD barbarlarına karşı mücadelede yaralanan Rojavalılara yönelik gözaltılarla; Lice, Hazro, Kulp, Silvan, Mardin, Dersim ve Şırnak'taki orman yangınlarıyla; Ankara'da sendika baskınıyla; cemevinde cenazesini uğurlamak isteyenlere zulüm uygulamasıyla baskı politikalarını derinleştiriyor. Eşbaşkanlarımız hakkında soruşturmalar başlatmak, HDP'ye kapatma davası açmak ve vekillerin dokunulmazlıklarını kaldırma tehditlerini savurmak da bu uygulamaların parçalarıdır.”

Bildirgede, şehit düşen 13 savaşçının, hiçbir inançta yeri olmayan bir tarzda ve Başbakan’ın talimatıyla günlerdir sınırda bekletildiği belirtilerek, Başbakan Davutoğlu’nun ‘Huzur ve Demokrasi Operasyonu’ adını verdiği bombalamalar esnasında Kandil bölgesindeki Zergelê köyünde katliam yapıldığı hatırlatıldı.


Hedef HDP'yi tibarsızlaştırmak

Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin kurduğu, MHP'nin de koltuk değnekliği yaptığı planın, herkes tarafından görüldüğü belirtilen açıklamada, “Hedef toplumsal meşruiyetini tartışmalı duruma getirerek 80 vekilimizin temsil ettiği halk iradesini rencide etmektir. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, HDP’yi etkisizleştirme ve barajın altına itme operasyonu asla başarıya ulaşmayacaktır. AKP ve Erdoğan, başlattıkları savaşı seçimi kazanmak için kullanıyor. Ancak bu tutum Erdoğan’a ve AKP’ye kaybettirecektir. Çünkü bu, Türkiye toplumunun değil Saray cuntasının savaşıdır. Hiçbir Cumhurbaşkanı veya Başbakan’ın bu halkın çocuklarını kendi siyasi ikbali için feda etmesi kabul edilemez. Vicdani ret hakkı bu dayatmacı politikalar karşısında da savunulması gereken bir haktır” ifadeleri kullanıldı.


Çözüm sürecini devlet durdurdu

Bu uygulamalarla 'çözüm süreci'nin bizzat devleti ve ülkeyi yönetenler tarafından fiilen durdurulduğu vurgulanan bildirgede, şunlar kaydedildi: "Bir kez daha ülkeyi yönetenleri sorumluluğa çağırıyoruz. Bir an önce çatışmaları ve can kayıplarını sonlandıracak çözüm politikaları devreye girmelidir. Görev, bu çatışmaları ve ölümleri durduracak adımların bir an önce, karşılıklı ve acilen atılmasıdır. Barışı kazanma mücadelesi bugünün vazgeçilmez işidir. Tüm kurumlarımıza ve bileşenlerimize, Türkiye'nin tüm demokrasi ve emek güçlerine, vicdan sahibi ve demokrat insanlarına, inançlı tüm kesimlere, asker ailelerine çağrı yapıyoruz. 'Silahlar derhal susmalı, taraflar çatışmasızlığı sağlamalı, İmralı'da Sayın Öcalan'a karşı sürdürülen tecrit sona erdirilerek diyalog ve müzakerelerle çözüm üretilmeli' hedefi ortak mücadele zeminimiz olmalıdır. Barış etkinlikleri, toplantıları, mitingleri ile sivil demokratik mücadeleyi yükseltelim. Silahların sesi karşısında demokratik siyasetin sesini yükseltelim."


Tüm sivil topluma çağrı

Uluslararası insan hakları örgütlerine ve savaş karşıtı tüm sivil toplum kuruluşlarına da çağrı yapılan bildirgede, şunlar kaydedildi: "Uluslararası bir sorunu uluslararası destek ve dayanışmayla çözmek için adımlarınızı yoğunlaştırın. Geçici AKP hükümeti, IŞİD'e karşı mücadele adı altında, gerçekte Rojava'ya karşı düşmanca bir politika izliyor. Rojava'da, IŞİD'in barbarca saldırılarının yenilgiye uğratılması ve bölge halklarının kantonlarda kendi kendilerini yönetmeleri, AKP iktidarının saldırgan politikalarının temel nedenlerindendir. Parti Meclisimiz, yapılan değerlendirmeler ve çıkarılan planlamalar doğrultusunda, MYK başta olmak üzere tüm örgütlerimizin barış ve çözüm mücadelesini sürdürmesi görevini bir kez daha vurgulamıştır. Saray'ın savaş hamlesine karşı topyekun barış direnişi yapılacaktır. Merkezi düzeyde yapılan barış mücadelesi hamlelerinin izdüşümleri bütün yerel örgütlerimizde de gerçekleştirilecektir."


HDP seçime de hazırdır

Öte yandan ne zaman yapılırsa yapılsın, HDP'nin tüm yerel örgütleri, bileşenleri ve kurumları ile birlikte yeni genel seçimlere hazır olduğu ve bu yöndeki çalışmalarına hız vereceği belirtilen bildirgede, son olarak şunun altı çizildi: "Biz biliyoruz ki, bu savaşın yeneni ve yenileni olmaz. Müzakere masasında, Dolmabahçe Mutabakatı zemininde, demokratik siyaseti geliştirmek ve çatışmasızlığı tahkim etmek büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda gerçekleştirilecek her adım son derece kıymetlidir. HDP, çatışmalı ortamı sonlandıracak, can kayıplarını önleyecek, barışçıl politikaları ve çözümü üretecek kararlılıktadır ve bunu gerçekleştirecektir."


 ANKARA