Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, vicdani retçi Osman Murat Ülke ile ilgili AİHM kararını uygulamayan Türkiye’yi, geçtiğimiz Eylül ayında „Aralık ayına kadar düzenleme yap“ diyerek uyarmasının ardından vicdani ret yeniden Türkiye gündemine geldi. Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü kapsamında bir insan hakkı olarak görülen vicdani ret, zorunlu askerlik hizmetinin bulunduğu hemen her Avrupa Konseyi üyesi ülkede yürürlükte olan bir uygulama.
AB çatısı altında 27 ülkeden 14’ünde zorunlu askerlik bulunmuyor. Kalan 13 ülkede ise alternatif hizmet sistemi bulunuyor. Bu ülkelerden Almanya’da „Hiç kimse vicdanı karşısında zorla askeri hizmet yapmaya zorlanamaz“ düzenlemesi bulunuyor. Yılda ortalama 150 bin vicdani retçi bu düzenlemeden yararlanarak, gençlik, aile, kadın ve sağlık bakanlıklarında alternatif hizmetlerde, 9 ay çalışıyor. 

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi ise 2004’ten beri vicdani reddi bir ‘insan hakkı’ olarak görüyor. 


Vicdani rette yeni bir pencere


Bugünlerde Türkiye, Avrupa Konseyi’nin uyarısı doğrultusunda Aralık ayının sonuna yaklaşırken „Vicdani ret“ konusunda adım atmaya hazırlanıyor. Şeklinin nasıl olacağı gündeme otururken, bölgenin Qers (Kars) ve Wan’ın Tetwan ilçelerinde görev yapmış olan emekli astsubayın üniversite okuyan kızı Burcu Arslan, vicdani rette yeni bir pencere açıyor.
Babasının Tetwan İlçesi’nde görevli olduğu 1995-1997 yılları arasında ilkokul öğrencisi olduğunu söyleyen Arslan, „Sürekli içimde bir korku vardı“ diyerek, yaşadığı travmaya işaret ediyor. Askeri lojmanlardaki okulunun yanında helikopter pisti bulunduğunu ve yaralı asker sevklerine şahit olduğunu dile getiren Arslan, yaşadıklarını şöyle anlattı: „Askerleri vuranlardan nefret ediyordum. Şehirlerarası yollarda otobüs yerine uçak kullanıyorduk. Van’a gidiş gelişlerimizde de zırhlı araçların eskortluğunda gidip geliyorduk. Bize otobüslerin önünün kesilip Türk ailelerin öldürüldüğü anlatılıyordu. Sakıncalı görülen esnafların listesi veriliyor, ‘Bunlardan alışveriş yapmayın, PKK’ye yardım ediyorlar’ deniliyordu.“ 


Barışın yanında olma kararı



Medyanın savaş çığırtkanlığı yaparak Türkleri ırkçılığa ittiğini ifade eden Arslan, ölümlere karşı duyarlılığını ise şöyle anlattı: „PKK Lideri Abdullah Öcalan yakalandığında, ben de birçok Türk gibi Ankara’nın Kızılay Meydanı’nda asılması taraftarıydım. Ancak annem sürekli içimizde oluşan nefreti engelledi ve tarafsız durdu.“
Arslan, vicdani retçi olmasının gerekçelerini ise şöyle açıkladı: „Erkek kararı gibi görünse de, erkeği doğuran, yolunu gözleyen, ağlayan ve asıl acıyı yaşayan kadındır. Kadın bedeni üzerinden yürütülen kirli bir savaş var. Yaşamını yitiren kadın militanlara tecavüz ediliyor, vücutları parçalanıyor. Bu noktalar bende bu kirli savaşa karşı barışın yanında olma ihtiyacı doğurdu. Bu yüzden de vicdani retçi olmaya karar verdim.“ 



Hak mücadelesinden yana
Klasik vicdani ret hareketinden farklı olarak, total retçi olmadığını söyleyen Arslan, „Ezilenlerin ve direnenlerin hak mücadelesinden yanayım. Ölmemek için varlık veren insanların mücadelesini destekliyorum“ derken, vicdani ret kavramına yeni bir pencere açtı. „Bu kirli savaşın durması lazım“ diyen Arslan, şöyle devam etti: „‘Vatan sağolsun’ diyen anneler bir daha düşünmelidir. Savaş çığırtkanlarının çocukları nerelerde ve nasıl askerlik yapıyor diye. Mesela MHP Lideri Devlet Bahçeli, ‘askerliğe elverişsiz’ raporu alarak askerlik yapmamış. Ancak savaşı en çok isteyen kişidir. Ölen Türk gençleri, emekçi, yoksul ailelerin çocukları. Bu yüzden halklar, bu savaşa karşı duyarlı olmalı ve barış adına yanımızda yer almalıdır.“

MURAT ÇİFTÇİ
DİHA/ANKARA