ABD Başkanı Donald Trump göreve başladığı günden beri istikrarlı bir biçimde İran karşıtı pozisyonunu güçlendiriyor. Trump’ın Körfez kralları, Irak Başbakanı Abadi ve Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde temel gündemin İran’a karşı işbirliğinin güçlendirilmesi olduğu ortaya çıktı.

Seçim kampanyası sırasında P5+1 ülkeleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmayı iptal edeceği taahhüdünde bulunan Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla ABD-İran ilişkileri gerilimli bir döneme girmiş oldu. 

Askeri seçenek masada

Trump yönetiminin İran politikasının Obama dönemindeki, İran içindeki politik çelişkileri derinleştirme taktiklerinden ziyade daha savaşçı bir yaklaşım alacağı görülüyor. ABD başkanlık seçim döneminde kampanyasında sık sık Obama yönetiminin İran politikasını eleştiren Trump, "İran'a askeri müdahaleyi düşünüyor musunuz?" sorusuna "seçeneklerimiz arasında" cevabını vermişti. ABD son olarak İran'ın orta menzilli balistik füze denemesi nedeniyle, İran'ın balistik füze programı ile bağlantılı olmakla suçladığı bir dizi şirket ve bireyi ekonomik yaptırım listesine dahil etmiş, BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırmıştı. Trump, füze denemesinin ardından "İran ateşle oynuyor. Onlar Başkan Obama'nın ne kadar 'kibar' olduğunu anlamadı. Ben öyle değilim” demiş, Tahran'dan ise 'füzeleri düşmanın başına yağdırırız" yanıtı gelmişti.

Gerilimin İran seçimlerine ciddi etkisi olacak

The Economist dergisi yeni sayısında, Trump yönetiminin bu yaklaşımlarının, "İran’ın radikallerinin güçlenmesine" yol açtığını ve bu yaklaşımın ancak "İran Devrimi’ni yeniden büyük” yapacağını yazdı. Son yıllarda solmakta olan ‘Amerika’ya ölüm’ sloganının Trump yönetiminin kısa sürede geliştirdiği agresif tutum nedeniyle bu yılki ‘İran Devrimi’ kutlamalarında yeniden güçlü bir biçimde seslendirilmeye başlandığına dikkat çeken Economist’e göre, bu atmosferin Mayıs ayındaki İran seçimlerine ciddi etkileri olacak.

‘Süleyman Kasım aday olacak’ iddiası

İran’ın dini lideri Hamaney’e yakın bir kaynak dergiye göre ise İran’daki gelenekçi güçlerin seçime itibarlı bir askeri figürün adaylığı ile katılma eğiliminde olduklarını ve ilk akla gelen ismin de son yıllarda DAİŞ’e karşı savaşta öne çıkan Kudüs Güçleri Komutanı Süleyman Kasım olduğunu belirtti ve ekledi: "Kasım’ın kazanma olasılığı çok yüksek. ‘Yenilikçi’ kanadın adayı olacağı öngörülen mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin geçtiğimiz haftalarda "gelenekçilerle" çok ciddi çatışmalar yaşadığı, çatışmanın nedeninin İran’ın Suriye, Lübnan ve Yemen’deki müttefiklerine yaptığı ekonomik yardımların ve Kudüs güçlerinin bütçesinin Ruhani tarafından kısılmaya çalışılması olduğu ifade ediliyor."

İran’a karşı yeni dengeler

Buna karşın Trump yönetiminin Ortadoğu’ya yönelik politikalarında keskin bir İran karşıtlığı ve güçlü bir İsrail destekçiliği giderek daha fazla belirginleşiyor. Bu gelişmelere eşlik eden bir başka önemli unsur ise Trump yönetiminin Körfez krallıklarıyla İran’a karşı yeni bir denge oluşturma çabası.

Trump çemberi daraltıyor 

Yeni ABD yönetimi İran’a karşı bölgede çemberi daraltmayı hedefliyor. Washington ile Tahran arasında tansiyon yükselirken ABD Başkanı Trump, İran’a karşı Körfez ülkeleri Katar, Kuveyt ve Irak’tan işbirliği istedi. Beyaz Saray'dan dün yapılan açıklamada Trump'ın bu talebi Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad el-Sani, Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir el-Sabah ve Irak Başbakanı Haydar El Abadi ile yaptığı telefon görüşmesinde dile getirdiği belirtildi. 

Abadi’ye ‘Tahran’da uzaklaş’ uyarısı

Trump yönetimi, İran nüfuzu altındaki Bağdat yönetiminden Tahran'a karşı işbirliği istedi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Trump ve Abadi görüşmesinde, İran'ın tüm bölgede teşkil ettiği tehdit konuşuldu" denildi. Açıklamada "İki lider, ABD ile Irak arasında uzun süreli iş birliğine ABD-Irak Stratejik Çerçeve Anlaşma zemininde bağlılıklarını yinelediler" denilerek işbirliğinin süreceği mesajı verildi.

ABD-Körfez mutabakatı


Trump'ın Katar Emiri ile görüşmesinde ise ABD ile Katar arasında savunma alanında işbirliğinin önemine vurgu yaptığı aktarıldı. DAİŞ ile mücadele konusunda işbirliğinin güçlendirilmesi konusunda iki liderin mutabık kaldığı vurgulandı. Trump, bölgede üçüncü telefon konuşmasını Kuvey Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir el-Sabah ile gerçekleştirdi. Görüşmede, özellikle İran yönelik ortak atıf dikkat çekti. İki liderin görüşmesine ilişkin açıklamada, "İran'ın bölgedeki kötü faaliyetlerini durdurma mekanizmaları konusunda görüş alışverişinde bulundular" ifadesi dikkat çekti. 

Suudi Kralı’yla da anlaşmıştı

Trump İran konusunda daha önce Suudi Kralı Selman ile görüşmüştü. Beyaz Saray görüşmeye dair yaptığı açıklamada Trump ile Kral Selman’ın, "İran’la nükleer anlaşmanın dikkatli şekilde takibinin önemine ve İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı eylemlerine" dikkati çektikleri vurgulanmıştı.

Ruhani'ye 'ayağını denk al' mesajı

ABD ile İran arasındaki gerilim açıklamalara yansıyor. ABD Başkanı Trump, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin İranlılarla tehditkar bir biçimde konuşanların buna pişman olacağını belirtmesinin ardından, Ruhani'nin "dikkatli olması gerektiği" uyarısında bulundu.

Yemen’de Suudilere destek

İran karşıtı sert açıklamalar ve Körfez krallıkları ile yapılan görüşmelerin ardından Yemen’de Husilerin bir Suudi gemisini vurması üzerine ABD, Bab El Mendeb Boğazı’na USS Cole isimli destroyerini gönderdi ve saldırılara karşı müttefiklerini koruyacağını bir kez daha açıkladı.

ABD Kızıldeniz’e savaş gemisi gönderdi

Son olarak, Amerikan donanması iki savaş gemisini, Arap Yarımadası ile Afrika’yı birbirinden ayıran Kızıldeniz’e konuşlandırma kararı aldı. Pentagon Sözcüsü Christopher Sherwood, ABD’nin Arap Körfezi (İran Körfezi), Umman Körfezi, Arap Denizi, Aden Körfezi ve Kızıldeniz’de “ticaretin serbestliği” ve Amerikan müttefiklerini korumak için görev yapmaya devam edeceğini söyledi. Economist Dergisi ise analizinde Pentagon’un Irak’taki Amerikan askeri kayıplarından İran’ı sorumlu tuttuğunu, İran’ın silahlandırdığı Şii milislerin ABD askerlerine yaptığı saldırıları hiç unutmadığına dikkat çekti. 

Trump Putin’i iknaya çalışıyor

Geçtiğimiz hafta bir haber yapan Wall Street Journal gazetesi ise Trump’ın, Rusya ve İran arasında son yıllarda oldukça gelişen diplomatik ve askeri bağları kesmek için Rusya ve İran arasına bir kama sokma politikası uygulamaya hazırlandığını, Putin’i bu yönde ikna etmek istediğini bildirdi.

Erdoğan hızlı dönüşe hazırlanıyor

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bahreyn’de yaptığı konuşmada değişen vurgularıysa, ABD’den yeni olumlu sinyaller almış olabileceğini akla getirdi. Erdoğan, "Cerablus’tan başladık, Er Rai’yi temizledik, Dabık’a indik. Şimdi El Bab’da anbean DEAŞ’tan temizlemek suretiyle attığımız adım bir hedefe kilitlenmiştir. Münbiç ve Rakka’da koalisyon güçleri ile müşterek adım atarsak orada da terörden arındırılmış güvenli bölgeye ağırlıklı olarak Arap kardeşlerimiz yerleşme imkanı bulacaktır” dedi. Erdoğan’ın ‘güvenli bölge’sinin, Trump’ın Körfez kralları ile konuşmalarında destek istediği “güvenli bölge” ile ne derece örtüştüğü belirsiz, ancak gelişmeler bu yönde bir hazırlığın varlığına işaret ediyor. 

Erdoğan’ın konuşmasında kullandığı, “Katil Esad, Suriye’de bugüne kadar bir milyona yakın insanı öldürmüştür. Biz burada sessiz kalamayız. Biz burada ya elimizle ya dilimizle müdahale edeceğiz" ifadesi, Suriye’de yeni bir "hızlı dönüşe" hazırlanılıyor olabileceğini akla getiriyor.

DAİŞ için harika haber!

Batı basınının en deneyimli Ortadoğu muhabirlerinden Patrick Cockburn da 13 Şubat günü yayımlanan yazısında “Trump İran’la yeni bir savaşı tutuşturacak ve bu DAİŞ için harika bir haber olacak” öngörüsünde bulundu.

İran'dan Rus savaş uçaklarına yeşil ışık

İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Şemhani ise Suriye'de ihtiyaç duyulması halinde İran hava sahasının Rus savaş uçaklarına tekrar açılabileceğini duyurdu. İran'ın Rus uçaklarına yönelik böyle bir kararı, ABD ile gerilimin arttığı bir dönemde yeniden gündeme getirmesi dikkat çekti. İran daha önce de hava sahasını Rusya'nın askeri amaçlı kullanımına açmıştı. 

İran, Suriye’de Rusya gibi Esad rejimini, Yemen’de ise Suudi koalisyona karşı Şii Husileri destekliyor. ABD ile müttefikleri ise karşı pozisyonda yer alıyorlar. 


HABER MERKEZİ