Barzani Türkiye’ye geliyor. Savaş tünelinden geçerek gelecek. Hava puslu.
Kötü bir haber gelirse, Güney Kürdistan’dan, Barzani’nin "akıllı açıklama"sı hazır gibi.
Bir zamanlar "Şemdin" ellerindeydi. Sadece paketlemediler. Türk askerleri gidip aldı. Başarı Türkiye’nin hanesine yazıldı.
Varsayımlar üzerinde durmamalıyız, ancak Münih’de Binali ile Mesud Barzani arasında neler konuşulduğu "gizli diplomasi"nin bilinmeyen sayfası olarak kalmamalı.
Barzani bu görüşme ve varsa "plan"ın tüm detaylarını kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Kürdistan halkları ve Türkiye’de yaşayan insan için "sözü" biten Ankara’daki rejim, Güney Kürdistan üzerinden geçici bir "zafer" kazanmak için, yeni komplolara başvurabilir. Havanın puslu olmasının nedeni bu.
Konuyu Türkiye’den gelen aziz dostum "Seyyar Devrimci" ile tartışıyoruz.
O, Ecevit dönemine dönüyor.
1998 başından itibaren giderek tırmanan krize işaret etti.
Akın Birdal silahlı saldırıya uğramıştı.
Tesadüf ya "Şemdin Sakık" "özel Operasyon"(!)la Türkiye’ye getirilmişti.
Mısır Çarşısındaki patlamada 7 kişi yaşamını yitirmişti.
Kara Kuvvetleri Komutanı sınırda, Suriye’ye destek verdiği için Suriye’yi uyarmıştı.
Tayyip cezaya çarptırıldığı için, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan düşürülmüştü.
20 Kasım’da İtalya’da Roma Havaalanında yakalanan Öcalan, serbest bırakılmıştı.
Ve ondan beş gün sonra da, başarısızlığını kabul eden (!?) Mesut Yılmaz Hükümeti’nin sonu gelmiş, Yılmaz istifa etmişti. Ve sonrasında 7 Ocak 1999’da azınlık "Özel Hükümet" Ecevit tarafından kurulmuştu.
Ve daha daha sonrasında, Öcalan ABD güçleri tarafından Kenya’dan kaçırılıp getirilmiş ve anlaşmalı olarak Türkiye’ye Ecevit Hükümeti‘ne "teslim edilmişti".
Şimdilere dönüyoruz:
Türkiye’de hiçbir dönemde devrimin şartları bugünkü kadar olgunlaşmamıştı.
Rejim, iç dinamiklerin (Proletarya, kadınlar, köylüler, ırgatlar, gençler, öğrenciler, akademisyenler) bu rejimi tarihin çöplüğüne gömmek için hazır olduğunu bildiğinden, Türkiye’de insanın konuşmasını yasaklıyorlar.
Rejim, Kuzey Kürdistan’da katliamla, halka karşı cephe savaşı yürüterek, işgali sürdürebiliyor.
Türkiye’de Devrimin olması, Kürdistan’da işgalin son bulması için iç şartlar hazır. Eksik olan, dış etkenlerin, özellikle de ABD‘nin hala da Erdoğan’ın ayakta durması için destek sunması.
Emperyalizm hala Erdoğan kartına ihtiyaç duyuyor.
Aynı ABD’nin Kürt Hareketi’ne "borcu var diyor" Türkiye’den gelen "Seyyar Devrimci". Emperyalist olsa da.
2003’de Süleymaniye’de 11 Özel Harekatçı’nın kafasına çuval geçirildiğinde Amerikan Kuvvetleri’nin başında bulunan General Davit Petraus, Münih Konferansında, "PYD, PKK’nin Kuzeni" demişti. ABD yetkilileri aynı dönemde, PYD ile birlikte hareket ettiklerini duyurmuşlardı.
Ve devam ediyor. Eğer Trump bu katı politik gidişatta keskin bir viraj almayı öngörüyor ve Türkiye’ye yeni bir imaj yüklemek istiyorsa, "Öcalan’ın İmralı’da ziyaret etmeli". Ve devam ediyor: "Eğer PYD, PKK’nin Kuzeniyse, Öcalan PYD’dan daha kıdemli PKK’nin kuzeni değil mi?"