Dört yıl önce devlet aktörleri, bankalar ve IŞİD’in yağmaladığı petrol arasındaki meşum bağlantı üzerine teoriyi Trump da destekliyordu. O dönem Beyaz Saray’daki baş stratejisti olacak olan Bannon’a, “Bankaları vurmamız gerek çünkü bankalar IŞİD’e para aktarıyor. Türkiye sanki petrole bağlı olarak IŞİD’in safındaymış gibi görünüyor,” diyor.
ADAM KLASFELD
Donald Trump’ın başkanlık yarışı sürerken yaptığı 2015 tarihli bir radyo röportajı, başkanın Türkiye politikası konusunda açıklamadığı şeyler olduğuna inananlar için siyasi bir dinamit.
“Bir miktar çıkar çatışması yaşıyorum çünkü İstanbul’da çok önemli bir binam var ve muazzam başarılı iş yapıyor,” demişti Trump 1 Aralık 2015 tarihinde kampanyasının gelecekteki şefi Steve Bannon’la yan yana verdiği bir mülakatta. “Binanın adı Trump Towers. Bir yerine iki kule var. Hep olduğu gibi tek değil. İki tane.”
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu binanın 2012’deki açılış töreninde başbakandı ve törene katıldığı için Twitter’da Ivanka Trump tarafından teşekkür edilmişti kendisine. Trump’ın radyo röportajının ses kaydı, Trump ABD dış politikasını ne zaman Erdoğan dostu bir yöne çevirse ABD’nin büyük medya kuruluşlarından yeniden gösterime sokuldu.
Ama Trump’ın o yorumdan sonra söyledikleri büyük oranda unutuldu ve en az o kadar uğursuz ifadeler.
Türkiye IŞİD safında
Trump, kısa bir süreliğine Beyaz Saray’daki baş stratejisti olacak olan Bannon’a “Türkiye sanki petrole bağlı olarak IŞİD’in safındaymış gibi görünüyor,” diyor.
Ancak bu iddia Trump’ın Erdoğan’ı “güçlü bir lider” diye övmesini engellemedi.
Geçen hafta, bu röportajdan aşağı yukarı dört yıl sonra, artık başkan olan Trump, Erdoğan’la bir telefon görüşmesi yaptı ve ardından Türkiye’nin kuzey Suriye’de Kürtlerin, yani tarihsel olarak Amerikan müttefiki sayılan bir halkın kontrolündeki bölgeyi işgal etmesine yeşil ışık yaktı.
Trump o andan beri verdiği bu kararın patlayıcı siyasi yansımalarını hafifletmeye çalışıyor. Cumhuriyetçi müttefikleri ve Demokrat düşmanları Türkiye’nin operasyonunun IŞİD’e yeniden toparlanma şansı vereceği konusuna onu uyardılar.
Demokratların ümit vaat eden başkan adayı Julian Castro, “Bu başkan (Amerika’nın) sınırlar(ın)da çocukları kafeslere kapatıyor ve IŞİD’in serbest kalmasına izin veriyor,” diyor.
Türkiye’nin terörle ilişkili olduğunu iddia ettiği bir ABD müttefiki olan Suriye Demokratik Güçleri (QSD), Türk ordusuyla çatışmaya girmek zorunda kalmadan önce IŞİD savaşçılarını hapishanelerde tutuyordu. SDF’nin dünya kamuoyu ile paylaştığı bir videoda, QSD’li tutukluların Türkiye tarafından bombalanan bir hapishaneden kaçışı gösteriliyor.
Stratejik felaket
Trump’ın Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell gibi dostları bile “stratejik bir felaketin” kapıda olduğu uyarısını yaptılar.
Pazartesi günü McConnell “ABD ve onun Suriyeli Kürt ortakları IŞİD’i köşeye sıkıştırmak ve hilafetini maddi olarak ortadan kaldırmak için yıllarca kahramanca mücadele ettiler. Bu mücadeleyi şimdi bırakmak ve ABD güçlerini Suriye’den çekmek, yok etmek için uğraş verdiğimiz koşulları yeniden yaratarak IŞİD’in güç kazanmasına davetiye çıkaracak” demişti.
Başkanın olası azli konusunda duvar vazifesi gören kritik önemde bir Trump müttefiki olan McConnell, başkana doğrudan saldırmaktan kaçınsa da, Kentucky’li Cumhuriyetçi, onun bu yıl daha önce aldığı planlı geri çekilme kararına şerh koyan partiler üstü bir karara imza verdi.
Kürt ortaklarımız bedel veriyor
Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ise Suriye’deki “kaos ve tahribat”ın sorumlusunun Trump olduğunu söyleyerek daha açıktan pozisyon aldı.
Schumer yaptığı bir açıklamada, “Kürt ortaklarımız bu ihanetin nihai bedelini ödemeye başladı bile. Halihazırda on binlerce sivil yerinden edilmiş durumda,” dedi. Bu rakamlar iyimser bir tahmin ve BM yerinden edilen sivillerin sayısının 100 binden fazla olduğunu belirtiyor.
Schumer, Trump ve onun Cumhuriyetçi yandaşlarını eleştirerek, “Güçlü yaptırımlar iyi ve meşru olsa da, açığa çıkan hasarı gidermeye yetmeyecek ve IŞİD’lilerin hapishanelerden kaçmasının yol açacağı sonuçları durdurmayacak,” diye ekledi.
Partiler üstü bir tepki ile karşılaşan Trump, Pazartesi günü geri adım atma çabasıyla Türk çeliğine tarifeleri yükseltecek yaptırımlar çıkarmıştı. Başkan, ikinci kez, onayını kendisi verdiği askeri operasyona devam etmesi halinde “Türkiye’nin ekonomisini mahvetme” tehdidinde bulundu.
Türkiye uzmanları, Trump’ın hamlesini, siyasi sonuçları hafifletme ve kongredeki müttefiklerinin koyabileceği daha şiddetli yaptırımların önünü kesme çabası olarak yorumladılar.
Reza Zarrab davası ile Trump’ın bağlantısı
Freedom House’un araştırma direktörü Nate Schenkkan “Benim açımdan bunun Türkiye ve Suriye politikası ile alakalı bir mesele olmaktan çıktığı açık,” dedi ve Trump’ın geri adımını müttefiklerinden gelen baskıya bir yanıt olarak yorumladı.
“Bu durum, başkan ve de Cumhuriyetçiler açısından siyasi zayıflık yarattı,” diye ekledi.
Bu yorum doğruysa, Trump’ın siyasi tepkilerin önünü alma ve daha sert yaptırımları önleme hamlesi boşa görünüyor çünkü Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi ve Senatör Lindsey Graham’in daha sert olacak kendi yaptırım planlarını devreye soktukları bildiriliyor.
Graham’in Trump’ın Suriye’den çekilme kararını kamuoyuna açık şekilde eleştirmesi ardından, Rus istihbaratı ile bağlantılı şahıslar kendisini telefonda işletmiş ve Senatör’ün kamuoyuna açık değil özel görüşmelerde Ankara ile aslında çok daha yumuşak bir tonda konuştuğunu ifşa etmişlerdi.
Senatör Graham, Türkiye’nin savunma bakanı olduğuna inandığı ama kendisini işleten bir şahısla Ağustos’ta yaptığı telefon görüşmesinde, ABD’nin Kürt müttefiklerinin Türkiye açısından bir “tehdit” olduğunu söylüyor ve Senato’daki Cumhuriyetçileri yaptırımlardan vazgeçmeye ikna edeceğini söylüyor. Graham bu görüşmede, ABD tarihindeki en büyük İran’a para aklama olayını gerçekleştirmiş olan Reza Zarrab davası ile Trump’ın bağlantısını da üstü kapalı ifade ediyor.
“Türk bankasıyla ilgili o dava, Başkan o konuda da gayet hassas. Yetkisinin elverdiği ölçüde yardımcı olmak istiyor,” diyor Graham.
Trump’ın Erdoğan’a o davada nasıl yardım ettiğine dair ayrıntılar bir süre önce kamuoyunun gündemine oturdu. Eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani’nin Zarrab’ın serbest kalmasını sağlayacak bir tutuklu değişimi anlaşması müzakere etmeye çalıştığı ortaya çıktığından bu yana iki sene geçti. Bunun Erdoğan’a büyük bir faydası olacaktı çünkü kendisinin ABD’li savcıların “küresel ölçekte bir yolsuzluk” olarak tanımladığı bu olayda Zarrab ile bağlantısı var.
Amerikan basınında çıkan haberlere göre, Trump’ın Giuliani, eski Başsavcı Michael Mukasey ve eski Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile yaptığı bir Oval Ofis toplantısında, davayı sonlandırmaya yönelik çabalarda doğrudan parmağı olmuş.
Eski bir EXXON CEO’su olan Tillerson’ın, daha sonra Ulusal İran Petrol Şirketi’nin varlıklarını küresel ekonomiye gizlice sokma suçunu kabul eden Zarrab’ı serbest bırakma talebinden rahatsız olduğu bildiriliyor.
Giuliani’nin gizli lobi faaliyetleri
Zarrab en sonunda jüri karşısında, söz konusu varlıkları Dubai’ye götürülüp satılan tonlarca altına dönüştürmeden önce Türkiye’nin devlet bankası Halkbank üzerinden para akladığını söylemişti. Bu iş için kullandığı paravan şirketi Royal Holdings’in İstanbul’daki Trump Towers’da bir şubesi vardı.
Beyaz Saray ve Giuliani, tutuklu değişimi çabalarını, “rehine diplomasisi” olarak eleştirilen bir şekilde Türkiye’de casusluk suçlamasıyla iki yıl tutuklu kalan Amerikalı rahip Andrew Brunson’ın serbest kalmasına yönelik olduğunu söyleyerek savundular.
Şu anda federal bir soruşturma altında olan Giuliani’yi eleştirenler, Trump’ın bu dostunun Ukrayna ve Türkiye’de gizli dış lobi faaliyeti sayılabilecek işler yapıp yapmadığını sorguluyorlar.
Trump’ın azliyle ilgili girişimler Giuliani’nin gölge diplomasisini soruştururken, Zarrab gündemi yıllar sonra yeniden canlandı. ABD Adalet Bakanlığı Halkbank’a Salı gecesi dava açtı ve davaya Zarrab’ı soruşturan savcılar atandı. Bu gelişme siyasi olarak ateşli bir dönemde Türk hükümetine milyarlarca dolar ceza anlamına gelebilir. Savcılar, davayı, Suriye’de ateşkesi görüşmek üzere Başkan Yardımcısı Pence’in öncülüğünde Türkiye’ye gidecek olan delegasyonun yola çıkmasına 24 saat kala açtılar. Tepkili Erdoğan bu görüşmeye katılmayacağını açıkladı.
‘ABD kamuoyu istihbaratı görse deliye döner’
Trump, kendi yönetiminde, dış politika Erdoğan’cı adımlar atmadan önce Türkiye’yi IŞİD’e yardım etmekle suçlamış olan tek kişi değil.
Ocak 2016’da, eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, araştırmacı gazeteci Seymour Hersh’e Türkiye’nin sınırı geçen yabancı savaşçıları ve silahları engellemek için yeterince çabalamadığını söylemişti.
Flynn London Review of Books’ta çıkan röportajda Hersh’e “Amerikan kamuoyu her gün en hassas seviyede elde ettiğimiz istihbaratı görse deliye döner,” demişti. IŞİD’in uzun vadeli stratejisini ve kampanya planlarını ve ayrıca Türkiye’nin IŞİD’in Suriye’de büyümesi söz konusu olduğunda kafasını öte yana çevirmesini konuştuk.”
Türkiye’nin IŞİD ile petrol ilişkisi
Bu röportajdan altı ay sonra Flynn Türkiye’deki darbe girişimine “alkışlanacak bir şey” diyerek sevinmişti. Bundan günler sonra ise, Flynn daha önce devirmek istediği hükümete gizlice hizmet ediyordu. General, bu süreçten sonra, Türkiye’nin yurtdışındaki imajını iyileştirmek için 600 bin dolarlık bir sözleşme yaptığı istihbarat firmasının Türk hükümeti ile olan bağları konusunda Amerikan makamlarını yanıldığını kabul etti.
Türk hükümeti IŞİD’in petrol kaçakçılığı ile bağlantısı olduğu iddialarını şiddetle reddediyor.
Dış İlişkiler Konseyi’nden bir uzman olan Steven Cook, “Türkiye’nin ya ideolojik ya da başka sebeplerle IŞİD’e yardım ettiğine dair ısrarlı söylentiler oldu,” diyor.
Bu yasadışı ticarette “yerel aktörlerin” etkili olduğuna dair kanıtlar olsa da, Cook şöyle ekliyor: “Türkiye’nin IŞİD ile işbirliğine dair ikna edici kanıtlar görmedim.”
ABD Hazine Bakanlığı’nda terörün finansmanı konusunda eski bir analist olan Jonathan Schanzer, bir röportajda Türkiye’nin IŞİD petrolünü satma işine bulaştığını söylemişti.
Schanzer’e göre soru şu: “Türk hükümeti bundan doğrudan veya dolaylı çıkar mı sağladı yoksa sadece göz mü yumdu?”
Bankalar IŞİD’e para aktarıyor
Dört yıl önce devlet aktörleri, bankalar ve IŞİD’in yağmaladığı petrol arasındaki meşum bağlantı üzerine teoriyi Trump da destekliyordu. O dönem Bannon’a “Bankaları vurmamız gerek çünkü bankalar IŞİD’e para aktarıyor,” demişti.
“Bankaları Trump’tan iyi kim bilecek? Kimse,” diye de övünmüştü.
Trump’ın Beyaz Saray’daki baş stratejisti rolünden atıldıktan sonra, Bannon yazar Michael Wolff ile kitabı “Fire and Furry” hakkında gündemi sarsan bir röportaj yaptı ve para aklamanın başkanın Rusya soruşturmasında başına bela olacağını iddia etti. Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nden olan ve Trump’ın uzun süredir uğraştığı Demokrat Temsilci Adam Schiff bu meselesi aylarca araştırdı ve Temsilciler Meclisi’ndeki Demokratlar, Trump’ın vergi kayıtlarına yönelik soruşturmayı kısmen para aklamayı önleme yasalarının etkililiğini incelemek amaçlı diye gerekçelendirdiler.
Çeviri: Serap Güneş
Kaynak
https://www.courthousenews.com/trump-saw-turkey-as-friend-to-isis-years-before-syria-pullout/