Türkiye’nin Suriye’de Kürtlere yönelik bir katliam ve işgal saldırısına tepkiler her geçen gün artıyor. Trump, “Kürtleri vurmaları halinde Türkiye’yi ekonomik açıdan yıkıma uğratacağız” dedi.
SİDAR DERSİM / HABER/YORUM
ABD Başkanı Donald Trump’ın önceki akşam saatlerinde Suriye’de Türk devletinin işgal tehditleri, güvenli bölge ve ABD’nin bu ülkedeki pozisyonu hakkında attığı twitler, tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Trump’ın ortaya attığı 20 mil (32 kilometre) genişliğindeki ‘güvenli bölgeye’ Kürtler, kuşkuyla bakarken AKP medyası ve batı basını atılan twittleri doğrudan Türkiye’ye dönük bir tehdit olarak sundu. Bir çok sosyal medya kullanıcısının muğlak olarak tanımladığı Trump’ın twitlerini bahsettiğimiz medya şu şekilde okudu ve algıladı:
- Suriye’den çok geç kalmış çekilme başlarken, DAİŞ’in bölgesel halifeliğinden geriye kalan çok az şeyi de, bir çok yönden sert bir şekilde vuruyoruz. Yeniden toparlanırlarsa, yakındaki mevcut üslerimizden yeniden saldıracağız.
- Kürtleri vurmaları halinde Türkiye’yi ekonomik açıdan yıkıma uğratacağız. 20 millik bir güvenli bölge yaratacağız ve aynı şekilde Kürtlerin de Türkiye’yi provoke etmesini istemiyoruz.
- ABD’nin uzun vadeli Suriye’de DAİŞ’i yok etmesi politikasından en çok faydalananlar Rusya, İran ve Suriye oldu. Biz de yarar sağladık ama askerlerimizi eve getirmenin zamanı geldi. Sonu gelmeyen savaşları durdurun.”
Alman, İngiliz ve Amerikan basını, Trump’ın Türkiye’yi açık bir şekilde tehdit ettiğini ön plana çıkardı.
Pompeo’dan açıklama
Trump’ın açıklaması, Ortadoğu gezisi kapsamında Suudi Arabistan’da bulunan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya da soruldu. Pompeo “ABD, DAİŞ’e karşı bizimle savaşanların güvenliğini sağlamak ve Türkiye’ye gelebilecek bir saldırıyı da önlemek istiyor. Bunun için çalışıyoruz” cevabını verdi. Trump “Türkiye, Kürtleri vurursa ekonomik olarak mahvederiz” açıklamasına yönelik soruyu da ABD’nin bu tür yaptırımları dünyanın farklı bölgelerinde uyguladığını hatırlatarak cevapladı. Pompeo “Bunu Trump’a sormanız lazım. Sanırım benzeri yaptırımlardan bahsediyor” dedi.
Dolar arttı
Trump’ın “Türkiye’yi ekonomik olarak çökertiriz” açıklamasının ardından dolar bir ara 5,48’lerden 5,54’e çıktı. Gün içinde ise 5.51, euro ise 6.32 seviyelerinden işlem gördü.
AKP-MHP yönetimindeki Türk devletinin ise cevabı merakla bekleniyordu. Trump’ın bu açıklamalarının üzerinden çok zaman geçmeden Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın’dan Twitter üzerinden açıklama geldi.
Kalın “Suriyeli Kürtleri ABD’nin terör örgütleri listesindeki PKK ve Suriye kolu PYD/YPG’yle bir tutmak vahim bir hata olur. Türkiye teröristlerle savaşıyor, Kürtlerle değil. Kürtleri ve tüm diğer Suriyelileri terör tehditlerine karşı koruyacağız” ifadeleriyle Türk devletinin Kuzey Suriye’deki işgalini ve bu yönlü bir süredir yoğunlaştırdığı yeni işgal tehditlerini gözden kaçırmaya çalıştı.
Daha önce olduğu gibi tehditlerini sürdüren Kalın, “Teröristler, ortaklarınız ve müttefikleriniz olamaz. Türkiye ABD’nin stratejik ortaklığına uymasını terörist propagandayla gölgelenmemesini istiyor” şeklinde Kürtleri kriminalize etmeyi sürdürdü ve Kürt düşmanlığına da devam edecekleri yönünde mesaj verdi.
Çavuşun oğlu papuç bırakmayacakmış!
AKP’li yöneticilerin Twitter üzerinden Trump’a laf yetiştirme çabası dün de devam etti. Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu özetle şunu dile getirdi: “Startejik ortaklar Twitter üzeri konuşmaz. Hiçbir tehdide papuç bırakmayız. 30 kilometrelik ‘güvenli bölgeye’ karşı değiliz.”
Erdoğan’ın muhtarlar toplantısında bile ABD’yi ikide bir tehdit etmesini görmezden gelen Çavuşoğlu, “30 kilometrelik güvenli bölgeye karşı değiliz” derken de büyük bir yalan söylüyordu.
İçeriği tam olarak netleşmediği için Kürtlerin kuşkuyla baktığı ‘güvenli bölge’ kavramını Türk devleti istemiyor. Bu ve benzeri tüm girişimlerin Kürtler ve Kuzey Doğu Suriye haklarına bir statü getirmesinden korkan Türkiye, tümüyle bir soykırım ve ardından kalıcı bir işgal hedefliyor.
“Zaten biz de ‘güvenli bölge’ istiyorduk” şeklinde bir açıklama bu saatten sonra olsa olsa kuyruğu dik tutma çabasıdır.
Bu noktada Erdoğan başta olmak üzere AKP’li yöneticilerin, Trump’ın asker çekmesinin hemen ardından “Sayın Trump bize söz verdi. Ancak, çevresindeki adamları onun sözünü dinlemiyor” ifadelerini de bir kenara yazmamız gerekiyor.
AKP-MHP ekseninde açık bir faşizmin yönettiği Türk devletinde Kürt düşmanlığı ve Kürt’ü yok etmenin verdiği haz artık tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa dönüştü. O kadar ki, bu hastalık yılların müttefiği ABD’yi bile “Türkiye Suriye’de Kürt katliamı yapmak istiyor. Türkiye’nin Kürtleri katletmesine izin vermeyeceğiz” noktasına getirdi.
Tabuta son çivi çakılıyor
Tabii bunlarda Kürtlerin, bulunduğu coğrafyada diğer halklarla birlikte yarattığı yeni yaşam ve yeni bir sistemin büyük bir rolü var. Suriye’de Kürtler bu sistemi 2011’den beri ilmik ilmik örüyor. Bu süre zarfında DAİŞ başta olmak üzere Türk devletinin imal ettiği çetelerle büyük bir mücadele yürüttü. Sadece bölgesini değil, tüm dünyanın karşılaşabileceği çete saldırılarından korudu. Şimdi ise Suriye’de diğer halklarla birlikte Derêzor hamlesinde DAİŞ’in tabutuna son çiviye çakmaya hazırlanıyorlar.
Silahlı mücadele ve bunun getirdiği başarı, ekonomik, toplumsal, siyasal ve diplomatik alanlara da yansıyor. Şu anda DAİŞ’e Karşı Koalisyon ile birlikte çetelere karşı mücadele yürütülürken, Suriye, Rusya ve diğer aktörlerle de diplomatik görüşmeler yapılıyor.
Erdoğan’ın Minbic ve Fırat’ın doğusuna yönelik tehdidine karşı da tüm Kuzey ve Doğu Suriye halkları, böylesi bir işgal saldırısında işgalcilere karşı direneceğini dosta ve düşmana yaptıkları mitingler, eylem ve etkinliklerle de gösteriyor. Halklar yaptıkları devrime sonuna kadar sahip çıkıyor.
Bütün bunlar, tüm dünyanın gözleri önünde oluyor.
Demokratik kamuoyu, Kürtlerin verdiği mücadeleyi yakından takip ediyor. Trump ve diğer ABD’li yöneticileri Türkiye’ye aleyhine demeç vermeye iten de aslında kamuoyunun baskısıdır.
Türk devletinin ise Suriye’de gittikçe batağa saplandığı da aslında 2018’in son aylarında daha net ortaya çıkmıştı.
Türk devletine bağlı çeteler, yeni yıl ile birlikte İdlib’de Heyet Tahrir Şam (HTŞ) karşısında darmadağın oldu. Kendilerini Efrîn’e atarak canlarını kurtardı. Artık, 2019’da Rusya, İran ve Suriye’ye karşı İdlib kozu elinde yok.
ABD’nin “Suriye’de askerlerimizi çekiyoruz” açıklamasından sonra Türk devleti Suriye’de büyük bir boşluğa düştü. Suriye’de işgal ettiği bölgelerden çıkarılması yakın bir dönemde gündeme gelebilir. ABD’nin İran’a dönük ambargosu, Rusya ile S-400’ler gibi çok sayıda sorun, ABD-Rusya ikileminde Türkiye’yi 2019’da çok fazla zorlayacak.
İngiltere:QSD’ye şükran borcumuz var
Suriye’de YPG ve YPJ’nin de içinde olduğu DAİŞ’e karşı büyük bir mücadele yürüten QSD güçlerine ilişkin bir açıklama da İngiltere Savunma Bakanı Gavin Williamson’dan geldi. The Times muhabiri Lucy Fisher kendi kişisel Twitter hesabında Williamson’un şu açıklamayı yaptığını belirtti: “Bizim QSD güçlerine büyük şükran borcumuz var. Biz, Fransız ve ABD’li mevkidaşlarımızla onları desteklemek için yapabileceğimiz şeyler üzerinde tartışmalar yürütüyoruz.”
HABER MERKEZİ
Efrîn’in talan edilen zeytinlikleri Fransa’da gündem
Fransız Le Point dergisi son sayısında, Türk devletinin Kürtlere yönelik saldırıları ve tehditlerine kapağına taşıdı. Zeytinlik talanı “Zeytinliklerin kanı” başlığı ile geniş yer alırken, insanlığa karşı işlenen suçlara dikkat çekildi.
Le Point dergisi “Kürtlerin trajedisini”, 10 Ocak tarihli sayısının kapağına taşıdı. Kapakta şu ifadeler dikkat çekti: “Bizler için savaştılar ve onları terk ettik”.
Türk devletinin saldırıları, işgalleri ve işgal tehditleri “Kürtlerin trajedisi” ve “Zeytinliklerin kanı” başlıklı iki dosya halinde işlendi.
Zeytinlik talanına ilişkin dosyada Efrîn işgaline “Zeytin Dalı Operasyonu” adı verilmesine dikkat çekerek şu yorum yapıldı: “Eğer bir askeri operasyona isim vermek alçaklığın yarışması olsaydı, Türkiye Efrîn’in işgalini tasvir eden Zeytin Dalı ile Palmiye ödülünü alırdı.”
Kobanê ve Qamişlo’ya giderek durumu yerinde gören gazeteci Jérémy André’nin imzasını taşıyan haberde, “200 bini aşkın Kürt'ü etnik temizliğe uğratmayı, mallarına ve topraklarına el koymayı göstermek için ne de güzel bir barış sembolü!” ifadeleri yer aldı.
ANF/PARİS