- 2015’ten beri Doğu ve Batı olarak bölünmüş olan Libya'da, özellikle Batı bölgesinde güçlü bir parçalanma yaşanıyor. Güneydeki önemli petrol sahaları ise Doğu’nun kontrolünde bulunuyor. ABD ülkeyi yeniden birleştirmek istiyor ve bunu General Halife Hafter’in oğullarından Saddam üzerinden yapmayı planlıyor.
- ABD planındaki tartışmalı noktalardan biri, gelecekte birleşik güvenlik güçlerinin emir-komuta zincirinin yalnızca Hafter ailesinin kontrolüne bırakılıp bırakılmayacağı olacak. Batı’daki milis gruplarından ciddi bir direniş gelebilir, bu durum yeniden bir iç savaşa yol açabilir.
- 2020’de Hafter’in en büyük düşmanı olan Türkiye, kısa süre sonra iletişim kanallarını açtı ve 2019’da Trablus ile imzaladığı deniz yetki anlaşmasını uygulayabilmek için Hafter ailesiyle anlaşma arayışına girdi. Ankara, bu yakınlaşma sayesinde petrol sektöründe ve yeniden inşada önemli iş fırsatları bekliyor.
Gudrun Harrer* - Çeviri: Yeni Özgür Politika
ABD’nin Libya için planları var: Trablus ve Bingazi arasında barışı ve Doğu ile Batı’nın yeniden birleşmesini hedefleyen Trump projesinin yakında açıklanabileceğine dair haberler artıyor. Muammer Kaddafi tarafından 1969’dan 2011’e kadar diktatörlükle yönetilen, petrol zengini büyük ülke Libya, 2015’ten beri ikiye bölünmüş durumda. Özellikle Batı Libya’da güçlü bir parçalanma yaşanıyor. Güneydeki önemli petrol sahaları ise Doğu’nun kontrolünde bulunuyor.
2020’den beri Trablus ile Bingazi arasında bir ateşkes var, ancak bu durum halka siyasi veya ekonomik istikrar getirmedi. 2026 yazı elektrik kesintileri ve yeni şiddet olaylarıyla geçiyor. Petrol gelirleri ise yeni elitlerin elinde kalmaya devam ediyor.
Washington’un “Boulos Planı”nı eleştirenler, bunun değişmeyeceğine inanıyor. Çünkü plan esas olarak liderlik yapısı ile kaynakların ve ordunun kontrolüyle ilgili. Libya’da 2014’ten beri seçim yapılmadı. ABD’nin yürüttüğü süreç tamamen şeffaflıktan uzak ve Birleşmiş Milletler de yalnızca sınırlı ölçüde bilgilendiriliyor.
Plan, ABD’nin Libya temsilcisi Massad Boulos’un adını taşıyor. Lübnan doğumlu, iş insanı ve kozmopolit bir isim olan Boulos, ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı Tiffany’nin eşi olan damadının babasıdır. Libya tarafında da aile bağları önemli rol oynuyor: Trablus ve Bingazi’de iktidarı elinde tutan iki hanedanın - Dibeybe ve Hafter ailelerinin - gücünün daha da sağlamlaştırılması bekleniyor.
Doğu’nun veliahtı
Doğunun yöneticisi Halife Hafter’in “veliahtı” olan 35 yaşındaki Saddam Hafter başrolü oynuyor. Onun devlet başkanı olması bekleniyor. Bu gerçekleşirse Hafter ailesinin siyasi rolü ilk kez yasal bir zemine kavuşmuş olacak. Halife Hafter, Kaddafi döneminde generaldi; daha sonra ABD’de sürgünde yaşadı. Bugün oğullarından birkaçını stratejik biçimde kullanıyor. Hafter’in “Libya Ulusal Ordusu”nun (LNA) adı, bunun Libya’nın resmi güvenlik güçleri olduğu izlenimini veriyor, ancak durum böyle değil.
2019 yılında Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır tarafından desteklenen LNA, Saddam Hafter’in komutası altında Trablus’u ele geçirmeye çalıştı. Bu girişim başarısız oldu; 2020’de Türkiye’nin Batı Libya’nın yardımına gelmesiyle saldırı durduruldu. Ateşkesin ardından Birleşmiş Milletler 2021’de bir birlik hükümeti kurulmasını sağladı, ancak Doğu kısa süre sonra bu yapıdan ayrıldı.
Uluslararası olarak tanınan hükümet, Abdelhamid Dibeybe liderliğinde Trablus’ta bulunuyor. Ayrıca Mohamed el-Menfi’nin başkanlık ettiği bir Başkanlık Konseyi de var; bu makamın Saddam Hafter’e yer açmak için değişmesi gerekecek. Dibeybe hükümeti Trablus’ta varlığını sürdürecek. Açık bir soru ise kurumların gelecekte nerede bulunacağı olacak. Bu noktada, Kaddafi’nin bir zamanlar yeni başkent olarak seçmeyi düşündüğü Sirte yeniden gündeme geliyor.
Güçlü yeğen
Abdelhamid Dibeybe görevinde kalacak, ancak başbakanın yeğeni İbrahim giderek daha fazla etkili oluyor. Onun güvenlik danışmanı olarak görevlendirilmesi planlanıyor. Saddam Hafter ile iyi ilişkiler içinde olduğu ve ABD planını desteklediği söyleniyor. Çünkü görünüşe göre bu planı, Trablus’taki milisler ve Batı’daki diğer güç merkezleri tarafından sürekli sorgulanan Dibeybe ailesinin siyasi etkisini daha uzun süre koruyabilmesinin tek yolu olarak görüyor.
Harita, Libya’daki güç dağılımını gösteriyor. Trablus çevresindeki Batı bölgesi uluslararası olarak tanınan hükümetin kontrolünde. Doğu ve güneyin büyük bölümü General Hafter ile doğudaki Libya hükümetinin kontrolünde bulunuyor. Güneydeki bazı bölgeler ise başka milis gruplarının elinde.
Harita ayrıca Libya’dan İtalya, Malta ve Yunanistan’a uzanan önemli göç yollarını da gösteriyor. Başbakan Dibeybe’nin daha temkinli davrandığı söyleniyor: Saddam Hafter göreve getirildikten sonra, onun kısa süre içinde ülkedeki tüm gücü ele geçireceğine inanılıyor.
ABD planındaki tartışmalı noktalardan biri, gelecekte birleşik güvenlik güçlerinin emir-komuta zincirinin yalnızca Hafter ailesinin kontrolüne bırakılıp bırakılmayacağı olacak. Batı’daki milis gruplarından ciddi bir direniş gelebilir; bu durum yeniden bir iç savaşa bile yol açabilir.
Saddam Hafter diplomasi alanında da oldukça aktif: Birkaç gün önce Moskova’da Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ziyaret etti; mayıs ayında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştü; haziran ayında ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından kabul edildi. Halife Hafter ise kısa süre önce Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile görüşmek üzere Kahire’deydi.
Bazı Avrupa ülkeleri de pragmatik nedenlerle Hafter ailesinin gücünü kabul edilmesi gereken bir gerçek olarak görüyor: Libya’yı bir arada tutmak ve göç konusunda iş birliğini güvence altına almak için. Örneğin İtalya’dan ise şüpheci sesler geliyor.
Moskova’nın himayesindeki isim
Saddam Hafter ile birlikte Moskova’nın desteklediği isimlerden biri devletin başına geçmiş olacak. Ancak yalnızca Washington’da hazırlanan bir plana Rusya’nın onay verip vermeyeceği kesin değil. Rusya için Libya, Akdeniz’deki bir üs olarak önemli. Özellikle Suriye’de Esad rejiminin düşmesinden sonra, Rus “Afrika Kolordusu” (eski Wagner Grubu) açısından Libya’nın önemi daha da arttı. Ancak Hafter ailesi Libya’daki her şeyi kontrol ederse, Moskova’ya daha az bağımlı hale gelecek.
Türkiye, 2020’de Hafter’in en büyük düşmanıydı, ancak kısa süre sonra iletişim kanallarını açmaya başladı.
Ankara özellikle 2019’da Trablus ile imzalanan ve Türkiye’ye geniş deniz kullanım hakları veren deniz yetki anlaşmasını uygulamaya geçirmekle ilgileniyor. Bunun için Hafter ailesiyle anlaşması gerekiyor. Türkiye bu amaçla petrol sektöründe ve ülkenin yeniden inşasında iyi iş fırsatları bekliyor.
* Gudrun Harrer, Ortadoğu üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Avusturyalı kıdemli bir gazeteci, akademisyen ve diplomattır. Der Standard'da uzun yıllar Dış Politika Yayın Yönetmenliği ve başyazarlık yaptı.
Kaynak: Der Standard
Kaynak link: https://www.derstandard.at/story/3000000336485/die-trump-regierung-setzt-in-libyen-auf-einen-jungen-saddam