Yazıya Trump’ın Ortadoğu seferi yerine, geçen hafta kaldığımız meseleden başlayalım, yani Erdoğan’ın ABD ziyaretinden... Ne var ki bu konu, yaşanan hezimet sonrası yeterince didik didik edildi. O yüzden sadece "Kore’de muharip" olma haline değinip geçeceğim. Trump’ın Erdoğan’a Kore Savaşı’nı anımsatarak övgüler düzmesi, adeta "Fabrika ayarlarına dön, efendin saldır co, deyince gözü kararmış, ağzından salyalar akıtarak, ilk gördüğü canlıyı hırpalayan, aklını kaybetmiş bir köpeğe dönüş" çağrısından başka bir şey değildi. Fakat malum şahsın aklı, dışarıda kendisine “katil” diyen göstericilerde kalmış ve "Kürt anasını görmesin” mantrasını mırıldanmaktan beyni helak olmuş olabileceği gibi, daha da önemlisi, belki de “köpekleşmeyi” fazlasıyla içselleştirdiği için, aynı zamanda halklarımıza karşı yapılan hakarete karşı sesini yükseltmedi; aksine bu “23 sentlik kahramanlık” mersiyesi için munis iniltiler çıkarmayı yeğledi.
Trump, ilk yurt dışı gezisinin birinci durağı Suudi Arabistan’da sürpriz olmayan ama dünyanın geleceği açısından bir hayli tehlikeli diyebileceğimiz bazı politikalara imza attı. ABD’nin militarizme dayalı, yeniden tek kutuplu dünya hegemonyası kurma uğraşının bir parçası olarak şekillenen bu gezide ön plan çıkan şeylerden tabii ki ilki silah ticaretiydi.
Suudi Arabistan’ın tepeden tırnağa silahlandırılmasının ticari sonuçlarının yanı sıra bölgeyi yeniden ve daha fazla ısındırması kaçınılmaz. Trump zaten bunu da saklamadı. Kendisini Riyad’da huşu içinde dinleyen büyük oranda demokrasi yoksunu 55 ülkenin temsilcisine “Bu savaş iyiyle kötünün savaşı, adım atmak için mutlaka bizi beklemeniz gerekmez. Bu şeytanı ancak iyiler güçlerini birleştirir ve bu odadaki herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirirse yenebiliriz" deyip İran’ı hedef tahtasına oturtarak, bölgede bir süredir beklenmekte olan İran’a karşı savaşın teşvik edicisi oldu. Ortadoğu turunun devamında İsrail’de de benzer minvalde, İran’a karşı çevirme harekâtını genişletip yoğunlaştıracaklarının sinyalini verdi. Bu saldırgan politikaların ilk sonuçlarını Suriye, Lübnan ve Yemen’de görmek hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.
Trump’a gönüllü köleliği bir vazife olarak gören bölge ülke liderlerinin, “sorunlar müzakerelerle çözülemez mi, mesela Yemen’i bombalamak yerine kolera ve açlıktan kırılan insanlara yardım elimizi uzatsak daha iyi olmaz mı” türünden soruları ise hiç yoktu. Onlar şimdilik “galipler”in safında olmanın yeteceğini sanacak kadar kendi yoz ahlaklarına gömülmüşlerdi. Bizden söylemesi tarih onlar gibileri de çok gördü…
‘Ordulaştırma’ hamlesi
ABD, İngiltere ve Almanya geçtiğimiz hafta Barzani yönetimine 35 maddelik bir askeri reform raporu sundu. Rapor kısaca modern ve ulusal bir ordunun kurulması, partilerin Peşmerge Güçleri içerisindeki etkilerinin sonlandırılması ön koşulunu getiriyor. Özetle gerçek bir ordu hiyerarşisi yaratılması, muhtemelen de Batılı güçlerin uzun vadede bu hiyerarşiyi kolayca (eğitim, silah yardımı vb. yöntemlerle) kontrol edebileceği varsayımı gündeme geliyor. Dolasıyla bu yeni modern ordu aracılığıyla birçok başka ülkede de olduğu gibi toplum mühendisliği yapılabileceği, kukla bir iktidarı böyle yönlendirmenin daha ehven olacağı gibi “yeni” fikirler paralanıyor olabilir.
Benzer bir gelişmenin Suriye’nin kuzeyinde QSD güçleri için de olası olduğu, özellikle ağır silah yardımlarıyla birlikte tartışılmaya başlandı. QSD’nin ordulaşacağı, kontrol edilebilir bir yönetim aygıtına sahip olacağı, dolayısıyla ABD’nin bölgede kalıcılaşmak, silahlı güçleri yönlendirmek ve belki de bir sonraki hamle olarak Suriye’nin kuzeyiyle Barzani-istan’ı birleştirmek için gerekli zemini böyle kuracağı da bir varsayım. Böyle bir durumda yukarıda değindiğimiz “Sünni Cephe”nin de bu politikalara finans ve lojistik destek sağlaması beklenebilir.
Birçok kere söylediğimiz gibi böyle hesaplar yapmak emperyalizmin işi, onun doğasının ayrılmaz parçası. Fakat biz de biliyoruz ki, sahada canını “yeni bir dünya yaratma” bilinciyle ortaya koyan devrimciler de var ve geleceğin nasıl şekilleneceği biraz da bu iradenin sergileyeceği askeri-politik mücadelenin konusu.