
Türk Tabibler Birliği'nden bir heyet Hükümet ile Başbakan Erdoğan'ın tavrını protesto etmek ve acılı ailelerle dayanışmak için Roboskî ve Gülyazı Köyü'nü ziyaret etti. Heyette, TTB Merkez Konseyi Başkanı Eriş Bilaloğlu, Merkez Konseyi Üyesi Halis Yerlikaya ve Zülfikar Cebe'nin yanı sıra bölge tabip odalarının başkan ve üyeleri de yer aldı. Heyet öncelikle katledilen 34 Kürt'ün mezarını ziyaret etti.
Acılı baba: Adalet istiyoruz
Katledilenlerden Mehmet Ali Tosun'un babası Zeki Tosun, Başbakan Erdoğan'ın "Her kürtaj bir Uludere'dir" ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in 'Özür dilenecek bir şey yok' sözlerine tepki gösterdi:"İçişleri Bakanı katliam için 'özür dilenecek bir şey yok' diyor. İnsani görevlerini yaptıklarını söylüyorlar. Ne yapmışlar insanlık namına? Tazminat vereceklermiş. Biz tazminat değil adalet istiyoruz. Onlardan yardım ya da yatırım istemiyoruz. Bakan Şahin bu sözleriyle bize 34 değil 334 çocuğun acısı yaşattı. Başbakan da kürtaj tartışmalarıyla katliamı çarpıtmaya çalışıyor."
Bir daha olmasın diye
TTB Merkez Konseyi Başkanı Eriş Bilaloğlu da Roboskî benzeri katliamların bir daha yaşanmaması için sorumlularının ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. "Roboskî'de cinayet ve katliam yaşandı" diyen Bilaloğlu, "Bu acıyı biraz olsun hafifletmenin birinci yolu bu katliama yol açanların ortaya çıkarılması. Niye öç almak için mi? Hayır bir daha olmasın diye" dedi. Bilaloğlu, Başbakan Erdoğan'ın "Her kürtaj bir Uludere'dir" sözlerinin de katliamı unutturma gayreti olarak yorumladı ve şöyle devam etti: "Bu unutulacak bir şey değil failleri bulunmadığı sürece utanılacak bir olaydır. Bu utançtan ancak bir daha ölümlerin olmaması için çaba harcadığımız ve ölümleri durdurduğumuz zaman kurtulabiliriz. Bu çocuklarımıza karşı sorumluluğumuzu yerine getirebilseydik, belki şimdi aramızda olabilirlerdi. Umarız başta biz olmak üzere sorumluluklarımızı artık yerine getirerek bu olayı unutturmaz ve birlikte yaşamanın yollarını açarız."
Bu savaşın çaresi var
Bölgede bir savaşın yaşandığını belirten Bilaloğlu, savaşın bitmesi ve ölümlerin durması için konunun muhataplarının bir araya gelerek barış ortamını tesis etmesi gerektiğini söyleyerek, "Biliyoruz bu topraklarda bir savaş yaşanıyor. Biz doktoruz, çaresiz dertler vardır biliriz. Öyle dertler vardır ki bir çaresi yoktur. Sadece acıyı hafifletiriz ancak çare olarak. Ama bazı dertler vardır ki çaresi vardır. Bu Türkiye'deki savaşın da bir çaresi vardır. Bunu biliyoruz. Barış içinde insanca, kardeşçe, dostça birlikte yaşamanın bir çaresi vardır. Bu çaresiz bir iş değildir. Bunun çaresi burada yaşayan insanların barışçıl demokratik bir ortamda bunları konuşmasıdır. Muhatapların bir araya gelip bunları değerlendirmesidir. Çözüm bellidir. Bu derdin çaresi bellidir. Biz hekim olarak da, insan olarak da bu derdin çaresinin bu yaşananı unutturmamaktan geçtiğini düşünüyoruz" dedi.
Konuşmaların ardından mezarlıktan ayrılan heyet, katliamda oğlu Nadir Alma'yı kaybeden Sadık Alma'nın evine geçerek, mağdur ailelerin taleplerini dinledi, ardından da köyden ayrıldı.
DİHA/ŞIRNAK