DTK Eşbaşkanları Leyla Güven ve Hatip Dicle, DBP Eşbaşkanları Sebahat Tuncel ve Kamuran Yüksek, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, belediye eşbaşkanları ve Kürdistan’daki tüm kurum temsilci ile yöneticilerinin katıldığı Peyas (Kayapınar) Spor Tesisleri’ndeki toplantıda, önemli kararlar alındı. 

Geçmiş sürece dair özeleştirilerin verildiği toplantıda, yürütülen tartışma ve değerlendirmeler sonucu hazırlanan sonuç bildirgesinde, Kürt halkının örgütlü iradesi olarak son soykırım saldırganlığına karşı, topyekûn direniş seferberliği ilan edildi. 

Mevcut durum nedir?

Toplantı bileşenleri mevcut durumu şöyle tarif etti: “Ortadoğu yeniden dizayn edilirken, Kürdistan’ın tüm parçaları egemenler tarafından büyük bir imha saldırısıyla karşı karşıyadır. Kürt halkına dayatılan katliam ve inkârın öncüsü AKP hükümetidir ve geliştirilen saldırı planının esas hedefi de Kuzey Kürdistan ve Rojava’dır. Dağlarımız, köylerimiz bombalanıyor, şehirlerimiz yıkılıyor, sömürge valisi atar gibi belediyelerimize kayyumlar atanarak el konuluyor, Kürt basını ve muhalif yayınlar susturuluyor, Kürtlüğüne sahip çıkanlar devlet kurumlarının dışına atılıyor, siyasetçiler rehin alınıyor, Kürt kadınlarına ve kazanımlarına yönelik eşi görülmemiş bir soykırım politikası yürütülüyor. Özcesi tüm Kürt halkı ve Türkiye’deki demokrat-muhalif çevreler üzerinde adeta devlet terörü sürdürülüyor.” 

Buna karşı ne yapılacak?

Bu topyekûn saldırı konseptine karşı tek yolun, seferberlik ruhu ile topyekûn direniş olduğu, bunun için örgütlenme ve eylem hamlesinin başlatıldığı vurgulanan sonuç bildirgesinde, şunların da yapılacağı kaydedildi: 

*Mücadelenin tek gündem ile yükseltilmesi; halka giderek, onunla bir direniş hattı oluşturmak temel görevdir. 

* Tüm demokratik kesimlere, inanç sahibi çevrelere çağrımız; bu direnişin yanında ve içinde yer alarak, estirilen bu faşist dalganın karşısında olmalarıdır.

* Her ne sebeple olursa olsun AKP’nin soykırım politikalarına alet olmuş tüm çevrelere çağrımız; bir an önce devlet zulmünün tarafını terk ederek, mazlum Kürt halkının halkı mücadelesinin yanında yer almalarıdır. 

* Sömürgeci saldırganlığa karşı ahlaki, siyasi ve toplumsal sorumluluğumuz ve tarihsel görevlerimiz bize boyun eğmeyi değil, direnmeyi emrediyor. Özgürlük ve kurtuluş umudumuzu hiçbir yere bağlamadan öz gücümüze dayanarak kazanacağız. 


 AMED