Tekirdağ 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde tutulan hasta tutsak Adem Tiryaki için beyninde bulunan 2 tümörün ameliyatla acilen alınması için Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi'ne yazılan yazıya, "hükümlü servisi olmadığı" gerekçesiyle ret cevabı verildi.

Tekirdağ 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde PKK davasından hükümlü bulunan Adem Tiryaki ağır hastalığına rağmen mağdur edilen ağır hasta tutsaklardan sadece biri. 6 yıldır tutuklu bulunan Tiryaki, hepatit ve kuah hastası. Ayrıca beyninde 2 tümör bulunan Tiryaki, tutuklu bulunduğu cezaevinde daha önce bayıldı, defalarca ambulans ile hastaneye kaldırıldı ve boğulma tehlikesi geçirdi. Birçok kez hastaneye kaldırılan Tiryaki, kendi ihtiyaçlarını dahi tek başına karşılayamaz durumda.
Tedavi gördüğü Tekirdağ Devlet Hastanesi'nde hakkında hazırlanan raporda, Tiryaki'nin beyninde bulunan tümörlerin alınması için en kısa süre içerisinde bir üniversite hastanesinde operasyon yapılması gerektiği belirtildi. Raporda, "Tedavisi ceza infaz kurumunda mümkün değildir" denilerek, Tiryaki'nin Tekirdağ'da bulunan Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi'nde ameliyat edilebileceği kaydedildi. Cezaevinin, hastane raporunun ardından Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi'ne gönderdiği dilekçe ise, Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi tarafından, "Hükümlü servisimizin olmamasından dolayı Adem Tiryaki'nin muayene edilerek, rapor düzenlenmesi mümkün değildir" denilerek, reddedildi.
Avukat Ayşe Başar, "Trakya Üniversitesi tümör teşhisi koymuş ve acilen ameliyat edilmesi gerektiğini belirtmiş; ancak bu diğer hastane 'hükümlü servisimiz yok' diyerek reddediyor" diyerek, Tiryaki'nin hiçbir şekilde tedavi edilmediğini söyledi. Başar, Tiryaki'nin tedavisinin sağlanabilmesi için serbest bırakılması gerektiğini kaydederek, "Rapor alınmış bir defa onun dışında başka raporlar istemek ya da işi dilekçelerle halletmeye çalışmak aslında tedaviyi zora sokmaktır. Adem'in sağlık durumu ortada. Kesinlikle serbest bırakılması gerekiyor" diye konuştu.

Muş'ta keyfilik sürüyor
Muş E Tipi Kapalı Cezaevi idaresinin, PKK'li tutsaklara yönelik keyfi uygulamaları süüyor.  
Muş E Tipi Kapalı Cezaevi idaresi, PKK'li tutsakları koğuşlara kamera sisteminin yerleştirilmesi, havalandırma sürelerinin kısaltılması, kıyafetlere el konulması, telefon ve ziyaretçi görüşmelerinin kısıtlanması ile tehdit etti. Bingöl Cezaevi'ndeki firar olayından sonra baskıların arttığını vurgulayan PKK'li tutsaklar, cezaevi idaresinin koşulları düzeltmediği sürece her türlü eylemi yapacaklarını duyurarak, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunmuştu. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Mensur Işık, Muş Cezaevi'nde yaşanan ihlallerin Türkiye'deki cezaevlerinin ihlal tablosu olduğunu ifade ederek, "Cezaevlerinde yaşanan ihlaller süreçle ilintilidir. Süreç sekteye uğradığı zaman devlet elindeki rehinelerin yaşam hakkını gasp ediyor. Müzakere sürecinin başlamaması cezaevlerinde yeniden eylemler başlatabilir" dedi. Yaşanan ihlaller için "gayri ahlaki" değerlendirmesinde bulunan Işık, AKP Hükümeti'nin PKK'li tutsakları ajanlaştırmayı amaçladığını dile getirerek, "AKP bu yöntemlerle Kürt rehineleri kendi halkından, kendi kültüründen, kendi özgürlük davasından uzaklaştırmaya çalışıyor" dedi.

'İhlaller sürekli yaşanıyor'

İHD Muş Şube Başkanı Saim Atılgan ise, avukatlardan oluşan bir heyetin cezaevini ziyaret edeceğini belirterek, "Bu ihlaller sürekli yaşanıyor. Gerekiyorsa konuyla ilgili Adalet Bakanlığı'na başvuru yapacağız" dedi. TUHAD-DER Muş Şube Başkanı Ömer Özün de, konuyla ilgili hukuki tüm girişimlerde bulunulacağını belirterek, cezaevi idaresinin tutsaklara sürgünlerin yaşanacağına dair işaret verdiğini ve gardiyanların görüşen giden ziyaretçilere kötü muamelede bulunduğunu aktardı.

'Çocuklarımız için kaygılanıyoruz'

İki oğlu Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Besra Erol ise, çocuklarının yaşamı için kaygılandıklarını belirterek, N. isimli gardiyanın her defasında PKK'li tutsakların ailelerini tehdit ettiğini söyledi. Anne Erol, "Biz çocuklarımızla bu yola baş koyduk. Tekrar söylüyoruz eğer bu koşullar olursa evlatlarımız kendilerini ölüme götürecekler" dedi.

Güneş ayağa kalkamıyor

Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde 21 yıldır tutulan hasta tutsak Halil Güneş'in cezaevinde yakalandığı hastalıklar nedeniyle sağlık durumu her geçen gün daha kötüye gidiyor.
21 yıldır Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan hasta tutsak Halil Güneş (46), cezaevine girdikten sonra başlayan hastalıkları her geçen gün daha da ilerliyor. Özellikle son 3 yılda hastalığı ilerleyen Güneş, sık sık cezaevi revirine kaldırılıyor. Koluna takılan serumla yaşamını sürdüren Güneş, yürümekte ve konuşmakta zorlanıyor ve bireysel ihtiyaçları koğuş arkadaşları tarafından karşılanıyor. Güneş'in böbreğinde oluşan taşları kırmak amacıyla dört kez lazere götürüldüğü; ancak taşların lazer nedeniyle böbrek zarının içine yerleştiği belirtiliyor. Böbrek rahatsızlığı devam eden Güneş'in sağ akciğerinde modüllerin oluştuğu da belirtildi.

Hemen cezaevine gönderildi

Güneş, 10 Temmuz günü sol göğüs kafesinde operasyon geçirmek üzere Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Ameliyat olan Güneş, aynı gün içinde hastanede tutulmadan cezaevine gönderildi. Cezaevine gönderilmesinin hemen ardından bulunduğu koğuşların sağlıksız ve kötü olmasından kaynaklı sol göğüs kafesinden enfeksiyon kapan Güneş, 3 ay boyunca bu koşullar içerisinde kalırken, yaranın büyümesinden dolayı 10 Ekim günü tekrar operasyon yapılmak üzere DÜ Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Aynı gün yine sabah saatlerinde yapılan operasyonda bu kez daha geniş bir bölge operasyonla alınırken, birkaç saat sonra tekrardan cezaevine gönderildi. Cezaevine döndükten iki gün sonra yapılan kontrollerde tekrar enfeksiyon kaptığı ve sağ akciğerde de yeni modüller oluştuğu tespit edildii.

Durumu kötüye gidiyor

Güneş'in 3 yıldır avukatlığını yapan ve hemen hemen her hafta görüşüne gittiğini belirten Avukat Hanım Karhan, Güneş'in durumunun her geçen hafta daha kötüye gittiğini ifade etti. Güneş'in 15 günde 10 kilodan fazla kilo kaybı yaşadığını dile getiren Karhan, "Yemek yemekte, uyumakta, konuşmakta zorlanıyor. Halil için birçok yere başvuru yaptık, ama elimiz her defasında boş kaldı. Doktor raporları var, durumunun çok ağır olduğuna ilişkin. Bu koşullarda cezaevinde kalması olanaksızdır. Tedavisinin hastanede yapılması gerekirken ameliyat edildikten hemen sonra cezaevine gönderiliyor. Hastanelerde bir tane mahkum odası yok" dedi.

'Serum ile görüşe geldi'

Maddi imkansızlıklardan kaynaklı belli aralıklarla ağabeyi Halil Güneş'in görüşüne gittiğini belirten Gül Güneş ise, en son ağabeyi ile Cumartesi günü görüştüğünü belirterek, "Görüşte bir tek defa bile ayağa kalkamadı. Ameliyat olmuştu. Serum ile görüşe geldi. Hastanede tutulması gerekirken cezaevinde tutuluyor. Cezaevi enfeksiyon kapmak için elverişli. Cezaevi buna ilişkin hiçbir şey yapmıyor. Konuşmakta bile zorluk çekiyor" dedi. Ağabeyi için bir an önce bir şeylerin yapılması gerektiğini kaydeden Güneş, "Bu şekilde yaşamını sürdürecek durumda değil. Bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Elimiz kolumuz bağlı. Kimse de ağabeyimin durumu ile ilgilenmiyor. Ağabeyimin bir an önce çıkması lazım" diye konuştu.

Acil tahliye listesinde

Halil Güneş, İHD'nin 121 kişilik "Ağır hastalık nedeniyle derhal tahliye edilmesi gereken hasta mahpuslar" listesinde de yer alıyor. Güneş'in kemik kanseri, akciğerlerde tümör, ağır dereceli uyku apnesi (uykuda akciğer ve kalp iki soluk arası 21'7 saniye duruyor), TSSB, her iki gözde glokom, epilepsi hastalıkları bulunuyor.

 DİHA/HABER MERKEZİ




Sadece dini ve ders kitapları


TUYAD-DER Van Şube Başkanı Ahmet Aygün, Van Cezaevi'ne gönderdikleri kitapların, cezaevine sadece dini içerikli ve ders kitaplarının kabul edileceği gerekçesiyle içeri alınmadığını söyledi.
Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Demokratik Hukuk ve Yardımlaşma Derneği (TUYAD-DER), Van F Tipi Kapalı Cezaevi'nde yaşanan hak ihlaline ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan TUYAD-DER Van Şube Başkanı Ahmet Aygün, ciddi sorunlarla yüz yüze olan Türkiye cezaevlerinde yükselen gerilime yeni bir halka eklendiğini dile getirerek, "Fiziki saldırı ve hak gaspları, keyfilikler, hukuk tanımaz kararlar ve dayatmalar, zorla sürgün uygulamaları, hasta tutsaklara karşı ilgisizlik ve sorumsuzluk, onur kırıcı çıplak aramalar, tutuklu yakınlarına yönelik baskı ve tehditler gibi hapishane idaresinden kaynaklı tüm bu sorunların çözümü için muhatap arayışımız sürerken, Van Cezaevi'nde kitap yasaklanması bardağı taşıran son damla niteliğindedir" dedi.

'Esat Oktay Yıldıran zihniyeti'

Tutsaklara verilmek üzere aileleri tarafından kendilerine kitap teslim edildiğini belirten Aygün, kitapları cezaevine götürdüklerinde cezaevi idaresinin, "Bakanlıktan emir gelmiş sadece dini ve ders kitaplarını içeri alabiliriz" diyerek, kitapları almadıklarını söyledi. Aygün, "Kendilerinden kararla ilgili genelge talep edilmiş; ancak 'Genelge yok, telefonla talimat almışız' cevabı verilmiş. Ben idareyi aradım, idare bana da aynı cevabı verdi. Bu da somutlaştırdı ki, zindanlar halen Esat Oktay Yıldıran zihniyetiyle yönetiliyor" diye konuştu. Alınan kararın her ne kadar yerel bürokrasi tarafından verilmiş olduğu görülse de siyasi sorumluluğun Adalet Bakanlığı'nda olduğunu ifade eden Aygün, kararı kabul etmeyeceklerini söyledi.

Görüşe çıkmayacaklar


İHD ve TUHAD-DER Adana şubeleri, Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'nde artan hak ihlallerine dikkat çekerek, tutsakların son dönemde artan baskıları kamuoyuna yansıtmak amacıyla bir aylık açık ve kapalı görüşe çıkmama kararı aldığını duyurdu.
İHD ve TUHAD-DER Adana şubeleri, Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'nde artan hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla eski adliye binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. İHD Adana Şube Başkanı Şahin Kılıç, bir ülkenin ne kadar demokratik olduğunu anlamak için o ülkenin cezaevlerine bakmanın yeterli olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin insan hakları ihlallerinde dünyada birinci sırada yer aldığını hatırlattı. Kılıç, Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan siyasi tutsakların Rojava Devrimi ile dayanışmak amacıyla yaptığı 2 günlük açlık grevi sonrası cezaevi idaresinin tüm tutsaklar hakkında disiplin soruşturması açarak, spor etkinliğinden men ettiğini aktardı. Kılıç, şunları dile getirdi: "Siyasi tutsaklar, haksız ve hukuksuz bir şekilde verilen disiplin cezaları, bir yıldır akmayan sıcak su, kelepçeli tedavi dayatmaları sonucu tedavileri yapılamayan hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek ve son dönemde artan baskıları kamuoyuna yansıtmak amacıyla bir aylık açık ve kapalı görüşe çıkmama kararı almıştır. Bunun yanı sıra ortak sohbet haklarını kullanmama direnişini başlatmış bulunmaktadır. Bizler, insan hakları savunucuları ve tutuklu yakınları olarak arkadaşlarımızın yanındayız. Buradan AKP devleti ve hükümetine sesleniyoruz. Arkadaşlarımızdan haber alamıyor ve kaygılıyız. Yaşanacak en küçük olumsuzluktan sizler sorumlu olacaksınız."