Egemenlerin Dersim’le ilgili hevesleri bitip tükenmek bilmiyor. Çeşitli vesilelerle Dersim kimliği, inancı, kültürü ve coğrafyası yok edilmek isteniyor. Sistemin uzun süreli bu planlamaları tümden sonuç alamamış olsa da sistem figüranları, pervasızca saldırmaktan geri durmuyor. Bu saldırı dalgasının son örneğini ise Tunceli Cemevi ve üniversiteye bağlı Alevilik bölümünden yapılan açıklamalar oluşturuyor. Bu iki kurumun yetkilileri yaptıkları basın açıklamalarında Dersim’in çocuklarını “yezid” ilan ederken, asimilasyoncu yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Dersim gibi asimilasyona ve barbarca saldırılara karşı direnmiş ve adı zalimlere karşı mücadeleyle anılmış bir coğrafyada, Yezidlerin uşaklarının, asimilasyon politikalarına karşı gelenleri “Yezidlikle” suçlanması komik olduğu kadar trajiktir de. Dersim coğrafyasının eksik olmayan Rayberleri günümüzde tekrar ortaya çıkmışlardır.
Dersim’de Munzur dergisinin düzenlediği ve birçok kurumun da katılım gösterdiği sempozyumda, Dersimli araştırmacı yazar Seyfi Muhundi’nin, Ahmed Yesevi eleştirileri üzerine Tunceli Cemevi adına Kadir Bulut tarafından yapılan açıklamada: “Pirlerimize hakaret etmek onları küçümsemek ancak bu güzel inancı asimile etmek isteyen Yezid niyetlilere ve ikrarından dönen yol düşkünlerine yakışan bir ifadedir. Büyük bir düşünür ve mutasavvıf olan, Anadolu Aleviliğinin inançsal yapısının oluşmasında temel bir yeri olan ve Anadolu’daki bütün Alevi ocaklarının ser çeşme deyip bağlandıkları Hacı Bektaş Veli’nin hocası olan Pir-i Türkistan lakabıyla tanınan Horasan erenlerinin piri olan Ahmet Yesevi hazretlerine, ahlaki ve bilimsel dilden uzak, seviyesiz bir tabirin kullanılması Dersim’e ve Anadolu Aleviliğine hakarettir” deniliyor.
Uygulamaları ve devlet ile olan ilişkilerinden kaynaklı olarak sürekli tartışma konusu olan ve adeta Dersim Aleviliğini asimilasyon görevini üstlenmiş olan Tunceli Cemevinin yaptığı bu açıklama, buram buram asimilasyon ve inkarcılık kokuyor. Açıklamada Dersimli bir yazara karşı kullanılan “Yezid” kelimesi Seyfi Muhundi şahsında Cemevinin bu asimilasyon politikalarını kabul etmeyenlere edilmiş bir hakarettir. Bu hakareti yapanların önce kendilerini gözden geçirmeleri gerekiyor. Cemevini bu kadar öfkelendiren nedir? Orada insanların anadillerinde dua etmeleri, inançlarını anadilleri ile yapmak istemeleri mi kızdırmıştır, yoksa katılımcılarını büyük çoğunluğunun Cemevinin yüklendiği uğursuz rolü teşhir edip Hızır Paşalara ve politikalarına izin vermeyeceklerini söyleyip, teşhir etmeleri mi kaygılandırmıştır?
Cemevi ve Kadir Bulut “Pir-i Türkistan” Ahmed Yesevi’yi Dersimlilere mal etmeye çalışacaklarına, inkar edilen dilimizi, yok sayılan ziyaretlerimizi, unutturulmak istenen yol büyüklerimizi: Bave Mansurları, Düzgün Babaları, Bercexanları hatırlasa daha iyi olmaz mıydı acaba! Tabi niyet asimilasyon olunca Dersimli’nin tanımadığı, Alevilikle bağları tartışılan “Pir-i Türkistan” Ahmed Yesevi’yi savunacaktır; zira anlayış, Cemevinin ve devletin geliştirmek istediği Türk-İslam anlayışına oturtulmuş Aleviliğe uyuyor. Nakşi Ahmed Yesevi’yi Dersim Aleviliğinin piri olarak göstermeye çalışan bu asimilasyoncu inkarcı zihniyet, cemlere ordu komutanlarını, AKP’li bakanları almakta sakınca görmeyenlerdir, emniyet müdürleri ile ortak seminerler düzenleyenlerdir. Sistemin çıkarları için her türlü uğursuz işe soyunanlar, AKP politikalarının Dersim’deki işbirlikçiliğinin ötesinde bir rol oynamıyorlar.
Cemevinin ile beraber açıklama yapan AKP’nin Dersim’i asimilasyon politikasının, Fethullahçı örgütlemesinin yöneticisi konumundaki Tunceli Üniversitesi ise daha komik durumdadır. Tunceli Üniversitesi Alevilik Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Ali Ekber Yurt ile Merkez Müdür Yrd. Yalçın Çakmak imzasıyla yayımlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Muhundi’nin bilimsel bir etkinlik içerisinde Nakşibendîliği küçümseyerek, bugün hala tartışmalı olan Nakşi Tarikatı silsilesi ile Ahmed Yesevi arasında kurulan bağlantıya vurgu yaparak, Ahmet Yesevi’yi kötülemesi, ne bilimsel bir değerlendirme ile ne de içinde bulunduğu etkinliğin yapısıyla hiç de uyuşmayan bir maksat taşımıştır.”
Açıklamayı yapan rektörlüğe bağlı Alevi bölümü bilimsellikten bahsediyor; ama imzası bulunan Ali Ekber Yurt’un hangi bilimsel ve akademik çalışma ile oraya oturtulduğunu hala izah edemiyor, sırf politik hesaplar için sıradan bir insanı müdür yapabilen bir kurumun bilimsellikten bahsetmesi, bilim adına talihsizlik değilse nedir?
Dersim’de söylem ve yaptıkları ile sürekli tartışılan Ekber Yurt ile beraber AKP-Fethullah kliğinin, Türk-İslam Aleviliği projesinin temsilcisi olan rektör Durmuş Bozdağ yeni planlar peşindeler. Babasından devir aldığı asimilasyon ve sistem adamlığı görevini sürdüren Ali Ekber Yurt ve uğursuz rolde payı olanlar, Dersim halkına yaptıkları hakkında izahat vermek durumundadırlar.