Seyyar satıcı Muhammed Bouazizi’nin kendini yakarak Arap isyanlarını başlattığı Kuzey Afrika ülkesi Tunus, 23 yıllık Zeynel Abidin Bin Ali’nin diktatörlüğüne son verdi ancak son 3 yıldır bir türlü istikrara kavuşamadı. 13 Aralık’ta Tunus’un AKP’si olarak görülen En Nahda hükümetinin Başbakanı Ali El Urayyad istifası etmişti. Yeni hükümeti kurma görevi verine eski Sanayi Bakanı teknokrat Mehdi Cuma, bağımsızlardan oluşan kabineyi onaylanması için Pazar akşamı Meclis’e sundu. 50 yaşındaki geçici Başbakan, kritik ekonomi bakanlığını Afrika Gelişim Bankası’nın tecrübeli isimlerinden Hakim Ben Hammuda’ya teslim ederken, Dışişleri Sakanlığına da eski BM yetkilisi Mongi Hamdi’yi önerdi.


Nahda üyesi Ceddu kaldı

Mehdi Cuma, ‘ülkeyi düzlüğe çıkaracak müthiş bir ekip’ diye nitelendirdiği kabinede, eski İçişleri Bakanı Lütfü Ben Ceddu’yu yerinde tuttu. Cuma’nın daha önce En Nahda üyesi Ceddu’nun görevde tutacağına dair açıklamaları tepki çekmişti. Tunus İnsan Haklarını Savunma Birliği Başkan Yardımcısı Ali Zedini, ulusal diyalog çalışmaları sırasında eski hükümetten hiçbir bakanın geçici kabineye alınmaması konusunda anlaştıklarını duyurmuştu.

Yeni anayasaya da tamam

Öte yandan Ulusal Kurucu Meclis de Zeynel Abidin Bin Ali’nin devrilmesinden 3 yıl sonra, 146 maddelik yeni anayasayı kabul etti. Pazar günü toplanan Kurucu Meclis,  yeni anayasa taslağının tümü üzerinden yapılan son oylamada gerekli olan 3’te 2 çoğunluğu sağlayarak, 12’ye karşı 200 oyla yeni anayasa taslağını kabul etti.  Yeni anayasa, Arap Baharı’ sonrası yapılan ilk anayasa olması nedeniyle önem taşıyor. Yeni anayasa çalışmalarına 2 yıl önce başlanmıştı. Ulusal Meclis Başkanı Mustafa Bin Cafer, oylamadan sonra yaptığı açıklamada, “Bu anayasa Tunusluların rüyası, devrimin yeniden canlanmasının bir kanıtı. Yeni anayasa, demokratik sivil bir ulus oluşturacak” dedi.

En Nahda çekildi

Tunus’un AKP’si olarak görülen En Nahda’nın (Yeniden Doğuş) başını çektiği koalisyon hükümeti, Zeynel Abidin Bin Ali’nin Ocak 2011’de devrilmesi ardından göreve gelmişti. Ancak ismi gibi iddialı olan partinin politikaları, İslamcılar ile laikler arasındaki gerileme son vermedi. Kurucu Meclis, bir uzlaşma anayasası çıkaramadı; ekonomik sorunlar katlandı; işsizlik ve yoksulluk azaltılamadı; yolsuzluk iddiaları birbiri ardına geldi. Tüm bunları hükümete sert eleştiriler yönelten Demokratik Yurtseverler Partisi Genel Sekreteri Şükrü Belayid ile Sol eğilimli Halk Hareketi Partisi’nden milletvekili Muhammed Brahimi’nin öldürülmesi izledi. Brahimi suikastinin yapıldığı Temmuz ayında başlayan siyasi kriz, sendikaların da çağrılarıyla hükümet krizine dönüşmüştü. Çözüm bulmak amacıyla Tunus siyasetinin etkin aktörlerinden Genel İşçi Sendikası, Tunus Sanayi Ticaret ve El Sanatları Birliği, Tunuslu Avukatlar Ulusal Birliği ve Tunus İnsan Haklarını Koruma Birliği dörtlü bir grup oluşturdu. 17 Eylül’de faaliyete geçen grup, ülkede yaşanan siyasi krize çözüm bulmak amacıyla girişim başlattı. Cumhurbaşkanı’nın devreye girdiği kriz, En Nahda’nın taviziyle sonunda uzlaşı ile sonuçlandı. İktidardaki En Nahda Partisi, ülkede ‘diyalog zemini oluşsun’ diye iktidardan çekilip seçimlere gidilmesinin önünü açma kararı almıştı. 13 Aralık’ta Başbakan Ali El Urayyad istifa etti. Ve hükümeti kurulma görevi eski Sanayi Bakanı Mehdi Cuma’ya verildi.

TUNUS