• İzzettin Tuş, zorla götürüldüğü Türk askerliğinden firar ederek gerillaya katıldı. Ailesine ‘Ben Kürtlere yapılan bu zulmü kabul edemezdim, onun için bu yolu seçtim’ mesajı gönderen Taş'ın 2017'de şehit düştüğü geçen haftalarda açıklandı. Taziyede yer alan abisi Osman Tuş, 'Mücadelesi bizi büyütüyor, güç veriyor" dedi.

 

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'ne katılan her genç, büyük bir direniş hikayesine sahip. Bunlardan biri de İzzettin Tuş'un (Cemîl Wan) hikayesi. 2002'de zorunlu türk askerliğinden firar edip mücadeleye katılan Tuş, 2017'de Dêrsim'de şehit düştü. Wan'ın Qelqelî (Özalp) ilçesindeki anmaya katılan ailesi, Tuş'un hikayesini MA'dan Adnan Bilen'e anlattı.

Qelqelî ilçesinin Qertelan köyünde 1981'de dünyaya gelen Tuş, çocukluk ve ilk gençlik yıllarının tamamını köyde geçirir. Toprağa, emeğe ve toplumsal değerlere bağlıdır. İlkokulu bitirir bitirmez Kürt Özgürlük Hareketi ile tanışır. Daha o yaşlarda eline geçen kitapları, dergi ve gazeteleri köye götürür, inceler, okur ve yanındaki herkese anlatır. Sabah hayvan otlatmaya gittiğinde çantasında “yasaklı” dediği kitap ve dergileri eksik etmez. Çantasında ekmek, su, kitapları ve en sevdiği kavalından başka bir şey yoktur. Kitapları gibi kavalı da vazgeçilmezdir İzzettin için.

Türk askerliğini reddediyordu

Kürdistan’da 90’lı yılların baskı politikaları, Kürt halkının varlığının yok sayılması, Kürt gençlerinin özgürlük mücadelesi hep zihnini meşgul eder İzzettin’in. 2001'de ailesinin de telkinleriyle Çewlîk’e askere gider. Burada yaptığı tartışmalar ve Kürtler ile ilgili konuşmaları onu hedef haline getirir ve birçok kez hakarete varacak durumlara maruz kalır. Askerlikten firar eder. Bir süre sonra İzmir’de gözaltına alınarak, firar ettiği gerekçesiyle cezaevine konulur. Cezaevinde 6 ay tutulur ve tekrar askere götürülür. İzne geldiği gün bir kez daha firar ederek, 2002'de Kürt Özgürlük Hareketi’ne katılır. Yaşanan bu firarın ardından ailenin köydeki evi onlarca kez askerler tarafından basılır, çocuklarını getirmeleri için süre verilir ve aile birçok kez işkenceye maruz kalır. 

Bu zulmü kabul edemezdim

Qelqelî’de kurulan taziyede kardeşinin fotoğrafının yanında oturarak taziyeleri kabul eden Osman Tuş, yaşananları şöyle anlattı: “Kardeşim 20 yaşındaydı dağa çıktı. Askerde, sivilde ne zulüm varsa yaşadık, yaşadı. Dağa çıktığı zaman bize, ‘Ben Kürtlere yapılan bu zulmü kabul edemezdim, onun için bu yolu seçtim’ diye not göndermişti.”

Ailesine baskı süreklileşti

Kardeşi katıldıktan sonra aileye dönük baskıların artık katlanamaz bir hale geldiğini anlatan abi Osman Tuş, 70 yaşındaki babasına tokat atıldığını, köyden göç etmeye zorlandıklarını söyledi. Abi Tuş, şunları paylaştı: “İzzettin gittikten sonra askerler köye geldi; ‘Gidin bulun getirin!’ dediler. Babam da ‘Sizin yaptığınız hakareti kabul etmediği için firar etti’ dedi. Orada ağır hakaret ettiler ve 70 yaşındaki babama tokat attılar. Annem ve babama çok hakaret edildi. Babamı gözaltına aldılar ve İzzettin gelinceye kadar gözaltında kalacağını söylediler. Daha sonra bıraktılar ama neredeyse her gün köye gelip ‘çocuğunuzu bulun ve geri getirin’ dediler. Bir gün sonra tekrar gözaltı, sonra tekrar gözaltı… Artık dayanılamayacak duruma gelmişti. O kadar kötü küfür ve hakaret ediyorlardı ki bu durum uzun bir süre devam etti. Annesi zaten aynı yıl bu duruma dayanamadı hayatını kaybetti, baba ise 2007 yılında vefat etti.”

Her rengi severdi

“Bir insan o yaşta aydın olur mu?” diye soran Tuş, şunları ekledi: “Evet, o yaşta iyi bir aydındı. Çünkü kitap okur, tartışır, bilirdi. İnsanlar arasına asla ayrım koymaz, her insanı sever, saygı gösterirdi. Halkı ve halkının yaşadıkları için çok üzülür, çok düşünürdü. Her renk onun hayatında vardı; her rengi severdi. O yaşta bile partiden söz eder, bizi aydınlatırdı. Onun mücadelesi bizi büyütüyor, güç veriyor.” WAN