
Türk devleti, “operasyon bitti” açıklamalarının ardından da Şirnak’taki evleri patlayıcılarla yıkmaya ve yakmaya devam ediyor.
Şirnex, NATO’nun en büyük ikinci ordusu olmakla övünen Türk ordusunun her türlü teknik imkanla saldırısına karşı sayıları yüzü bulan gencin direnciyle tarihe geçti. Direnişi kıramayan devlet güçleri kentte tahrip etmedik ev bırakmazken, korku iklimi yaratmak için ise eski reflekslerine sarıldı.
Şirnex’te önceki gün “Operasyon bitti” açıklaması yapılan devletin soykırım saldırıları 84. gününde devam ediyor. Kentte evleri tek tek yıkan devlet güçleri, Bahçelievler, Yeni, Gazipaşa ve İsmet Paşa’da sağlam evleri de patlayıcılarla havaya uçuruyor. Mahallelerde onlarca ev zırhlı araçlarla tarandıktan sonra patlayıcılarla yıkıldı. Yine Bahçelievler, Dicle, Cumhuriyet ve İsmet Paşa mahallelerinde bir çok ev ateşe verildi. Yangından dolayı kent silap dumanlar altında kaldı.
Şirnex merkeze bağlı Milakêrî (Yeniaslanbaşlar) köyünde önceki gece çıkan çatışmada çok sayıda asker ve korucu yaralandı. Yaralı asker ve korucular 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı‘na bulunan askeri hastaneye götürüldü. Ağır yaralı bir korucunun sevk edildiği asker hastanesinde öldü.
Eylül 2015’ten beri
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin çözümsüzlük politikalarıyla topyekün savaşı dayatması üzerine Eylül 2015’ten itibaren fiili olarak ablukaya alınan kentlerden biri de Şirnex. Cizîr (Cizre), Silopiya (Silopi) ve Hezex (İdil) ilçelerinde soykırım saldırıları yapılan Şirnex’te ise fiili olarak sürdürülen saldırılar, 14 Mart tarihinde resmileşti.
Hacı Lokman ile başladı
3 Ekim 2015 tarihinde kentin gençlerinden Hacı Lokman Birlik’in katledilip 1990’lı yıllarda olduğu gibi cansız bedeninin zırhlı aracın arkasına bağlanarak sürüklenmesine tanıklık eden başta gençler olmak üzere Şirnex halkı mahallelerinde öz savunma hattı oluşturmaya başladı. Devletin katliamlarını Ağustos 1992 yılında 100’ü aşkın kişinin katledilmesinden bilen Şirnex halkı, öz savunma hattını örerken; devlet güçleri de aralıksız bir şekilde mahallere saldırmaya devam ediyordu.
10 bin JÖH/PÖH’e karşı 140 YPS’li
3 Eylül 2015 tarihinden 14 Mart 2016 tarihine kadar yapılan saldırılarda 18 kişi yaşamını yitirdi. 14 Mart’ta yasağın resmileşmesiyle saldırılar sistematik bir şekilde Türk Genelkurmayı komutasında yapılmaya başlandı. Saldırılar öncesi bir tümen ile onlarca tugayın bulunduğu kente 10 bini aşkın Jandarma Özel Harekat (JÖH)-Polis Özel Harekat (PÖH) sevk edilirken, çevre ilçe ve beldelerden de bini aşkın korucu dahil edildi. Kentte devlet ile birlikte hareket eden bazı kontra ve korucu aileler dışında yurttaşların büyük bölümü zorla göçertildi. YPS kaynaklarından alınan bilgiye göre; kentte 100 ile 140 arasında YPS’li vardı.
‘20-25 gün sürer’ demişlerdi
Toplamda 12 mahallesi bulunan ve 7’sinde öz savunma hattının kurulduğu Şirnex’te kent bir bütünen tank, top, obüs ve ağır silahlarla kuşatılırken, kentin içerisinde ise önceden karargaha dönüştürülen binalara keskin nişancılar konuşlandırıldı. Saldırıların başlamasından önce Şırnak Valiliği tarafından yapılan açıklamalarda, “20-25 günde operasyonlar biter” denildi.
‘Her eve bir top mermisi’
Direniş güçlerinin olduğu Yeşilyurt, Gazipaşa, İsmet Paşa, Cumhuriyet, Dicle, Bahçelievler ve Yeni mahallelerine yönelik yoğun tank, top, obüs ve havan atışlarıyla başlayan saldırılar, devlet güçlerince “Her eve en az bir top mermisi değecek” şeklinde formüle edildi. 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı’nın hemen bitişiğinde bulunan ve yaklaşık 50-60 binadan oluşan mahalledeki direniş 15 gün boyunca devam etti.
Daha sonra saldırılar diğer mahallelerde yoğunlaştırılırken, İsmet Paşa ve Cumhuriyet mahallelerinde ise tarihi bir direniş sergilendi.
Qesra Axayê Sor
Özelikle İsmet Paşa’da bulunan ve Osmanlıların Hamidiye Alayları’na karşı da büyük bir direnişin sergilendiği Qesra Axayê Sor’da verilen 50 günlük direniş devlet güçleri için adeta kabus oldu. Burada devlet güçlerinin girdiği iki binanın patlayıcılarla havaya uçurulurken, binalarda kalan onlarca özel harekatçı saatlerce YPS ve YPS-Jin üyelerinin denetiminde kaldı.
Kent ağır silahlarla kuşatıldı
Kentin doğusundaki 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı, Çevreyolu, özel harekatçıların merkezi olarak bilinen Gümüştepe, Sêrt (Siirt) yolu üzerinde bulunan Sîn û Ber bölgesi ve Çakırsöğüt Jandarma Tugayı’na konuşlandırılan tank, top ve obüslerle aralıksız olarak bombalanan kentte direniş kırılamayınca Erdoğan’ın talimatı üzerine tüm evlerin yıkılması yoluna gidildi. Saldırıların en yoğunlaştığı dönemlerde YPS ve YPS-Jin üyelerinin Çakırsöğüt Tugayı’na düzenlediği saldırı sonrası ise çatışmalar uzun süre kentin büyük bir bölümünde devam etti.
NATO’nun ikinci ordusuna YPS savaşçılarının darbesi
Bir grup direnişçi ferdi silahlar ve el yapımı patlayıcılarla NATO’nun ikinci büyük ordusuna kentin her sokağında büyük darbeler vurdu. 80 günü aşan direnişte onlarca zırhlı araç ve kepçe imha edildi, kullanılamaz hale getirildi. Devlet güçleri en seçkin birliklerinden en az 113 kayıp verdi. Ancak devlet Kürdistan’ın birçok yerinde olduğu gibi Şirnex’te de kayıplarını gizleme politikasını yürüterek, “22 kayıp verdiğini” iddia etti.
Devletin kayıplarını gizleme politikası Şirnex Askeri Hastane kaynaklarının verdiği rakamlarla ifşa oldu. Kentten 3’ü korucu 112 cenazenin çıktığı, yine 123’ü GATA’ya sevk edilen olmak üzere 476 personelin de yaralandığı bilgisi sızdırıldı. Yaralanmalardan 6’sının “intihara teşebbüs” olduğu; kente GATA’dan 11 psikolog ile psikiyatrın gönderildiği ortaya çıktı.
Devlet, YPS ve YPS-Jin savaşçıları karşısında yaşadığı başarısızlığı örtmek için “489 PKK’li etkisiz hale getirildi” iddiasında bulundu.
Soykırım haritası çıkardılar
23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı‘nda nöbet tutan bir korucu, askeri yetkililerin kentin büyük bir bölümünün yıkılacağını gösteren haritalar üzerinde çalıştığı bilgisini paylaştı. Kent, bir hafta önce gönderilen 2 bin JÖH elemanı için de eğitim alanı oldu.
Şirnexliler topraklarını terk etmedi
Yaklaşık 3 aydır devlet tarafından zorla evlerinden çıkarılan ve evleri yıkılan binlerce Şirnexli ise devletin tehcir politikasına karşı direnişini kentin etrafında kurduğu çadırlarda devam ediyor.
Faili meçhullere dönüş
Devletin hiçbir hukuk normunu tanımayarak Şirnex’te başlattığı saldırılarda devletin özel savaş aygıtlarının yöntemi olan faili meçhullere de dönüş başladı. DBP İl Yöneticisi Hurşit Külter’in gözaltında kaybederek, korku yaymaya çalıştı.
NUSAYBİN
Karadan ve havadan bombardımanla yerle bir edilen Nisêbîn’de “operasyon bitti” açıklamasından sonra devletin güçleri tekbir sesleriyle kutlama yaptı. Cizîr’de olduğu gibi Periscope üzerinden canlı yayın yapan Türk güçleri, Kürt halkına hakaret ve küfürler edip, “Allahu ekber” sesleriyle kurt işareti yaparak birbirlerini kutladı.
Mêrdîn’in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde YPS’nin 26 Mayıs Perşembe günü tüm güçlerini geri çekildiğini duyurmasının ardından devlet güçleri, harabeye çevirdikleri ilçede canlı yayın ile kutlama yaptı. Tank, top, uçak, helikopter, ağır silahlar ve tüm teknolojik imkanlarla onbinlerce askerle savaş açan devlet güçleri, 9 bin binayı yıkmanın zaferini kutladı. JÖH elemanları, yakıp yıktıkları ilçede sevinç naraları atarak, istila ettikleri sokaklara Türk bayraklarını astı.
Yüksek sesle açtıkları Mehter Marşı eşliğinde zafer sarhoşluğu yaşayan Türk işgal güçleri, canlı yayında Kürt halkına ağır cinsiyetçi küfürler, devleti öven sözler, kurt işaretleriyle sık sık “Allahu ekber” diye bağırdı. Silahlar eşliğinde kahkaha ve küfürlerin atıldığı yayında, evler de taranmay adevam edildi. Yakıp yıktıkları evleri işaret eden JÖH elemanları, “Nusaybin düştü” diyerek, sevinç naraları attı.
GEVER
İşgalciler her köşede
79 gün süren kuşatmanın ardından yasağın 6 gündür zaman ayarlı olarak devam ettiği Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yükseova) ilçesi, hala devlet güçlerinin ablukası altında.
Çevre il, ilçe ve köylerden dönüşlerin sürdüğü kentin Şemzînan, Bajirgeh (Esendere), Oremar ile Wan-Colemêrg istikametlerindeki yol güzergahlarında, asker ve polislerce kurulmuş çok sayıda kontrol noktaları mevcut. Buralarda durdurulan araçlarda yapılan arama ve kimlik kontrolleri nedeniyle çektikleri uzun kuyruk çilesi yetmiyormuş gibi yurttaşlara dönük hakaretlerde ayyuka çıkmış halde.
Kurulan bu arama noktalarında ise devlet güçlerinin ellerinde yüzü aşkın kişinin isminin yer aldığı belirtilen bir isim listesi olduğu ve haklarında arama yakalama kararı bulunan bu kişilerin arandığı belirtiliyor.
Kent merkezinin ise hemen her noktasına zırhlı araçlar ve kolluk birimleri konumlandırılmış durumda. Cadde ve sokaklardan gelip geçen yurttaşları durdurup keyfi olarak GBT kontrolünden geçiren polis ve askerler, yine yoldan geçen yurttaşlara yönelik yine sözlü tacizlerde bulunmakta.
Devlet güçleri, her on dakikada bir Kobra ve kirpi tipi zırhlı araçlarla neredeyse adeta haritandan silinmiş hale getirilen Cumhuriyet, Güngör, Orman, Dıze, Eski Kışla ve Mezarlık mahallesinde devriye atıyor. İçerisinde bulundukları bu araçlardan evlerine dönen insanlara hakaret ediyor. İşgal altında bulunan çarşı merkezinde de neredeyse her 10 metreye bir PÖH elemanı konumlandırılmış durumda.
Cengiz Topel ve İpekyol Yolu Caddesi ile Şemzinan yol güzergâhında da belli aralıklarla zırhlı araçlar konuşlanmış.
Alınan bu önlemler yetmezmiş gibi Cengiz Topel Caddesi üzerine de yaklaşık 100 metre boyunca çift taraflı bariyer yerleştirildi.
Zagros’un tarihine baksınlar
Gever’de yaşanan katliam, talan ve yıkım ile ilgili ANF’ye konuşan yurttaşlar, kendi şehirlerini terk etmeyeceklerini belirtti.
Mehmet Reşit Kartal: Yaşlı bir insanım. Gever’de binlerce kişiyi evsiz bıraktılar, bu halkın çocuklarını öldürdüler. Evimi yakmışlar ama hiç önemli değil. Kürtler 10 bin yıldır talancı ve istilacılara karşı direnmeyi bilmiş. Zagroslarda Kürtlerin tarihine bir baksınlar ondan sonra Gever’i insansızlaştırmayı planlasınlar.
Nahide Terzioğlu: Yanmış halde evimizi gören çocuklarım ürkmeye başladılar. Gever halkını buradan sürmek istiyorlar ama biz çadırda bile olsa kentimizi bırakmayacağız.
Musa Yılmaz: Gever’in yakılıp yıkıldığına 3 kuşak birden tanıklık etti. Evimin bulunduğu sokakta tek bir kurşun izi yok ama evim karargaha dönüştürülmüş daha sonra ateşe verilmiş. El pençe durmamızı bekliyorlarsa da yanılacaklar.
Mexsûdavalılar: Terk etmeyeceğiz
Türk devlet güçleri tarafından zorla boşaltılan Gever’e bağlı 100 hanelik Mexsûdava köyünde samanlık, iş yeri, okul, cami ve evlerin tamamı benzin dökülerek yakıldı. Evlerde bulunan beyaz eşya ve değerli eşyaların talan edildiği 2 bin nüfusluk köye geri dönen aileler, yaralarını da hep birlikte sarmaya çalışıyor.
Devlet güçlerinin köylerini hendek olmadığı halde boşalttığını belirten köy sakinlerinden Yaşar Kazan, “Türk ile Kürt kardeş değildir. Kesinlikle toprağımızda kalacağız” dedi.
Eşref Tüner ise köyde elektrik ve su olmadığını söyleyerek, “Tüm evlerimizi yaktılar, yıktılar. Bu yaşadığımız zulümdür. Yine de köyümüzü terk etmeyeceğiz” diye konuştu.
Bahar Tüner ise şu ifadeleri kullandı: “10 yıldır bir ev yapmaya çalışıyorduk onu da yaktılar. Ailemiz komple dağıldı. Suyumu bile yok ama yine de yerimizdeyiz.”
Hiçbir eşyasını alamadan evini terk etmek zorunda kalan İsmail Tosun, evinin içinde bulunan kasadaki 50 bin liraya yakın paranın çalındığını söyledi. Tosun, “Kürdistan’ı kim bu hale getirdi, kim bu köyü bu hale getirdi, yakıp yıktılar, talan ettiler” diye tepki gösterdi.
Kurtulan tek ev
Eski Kışla Mahallesi’nde bulunan Eriksiz ailesinin evi yangından şans eseri kurtularak ayakta kalan tek ev oldu. Şems Eriksiz, “Karakol gibi kullanmışlardı evlerimizi. Yatmışlar, yemişler içmişler. Çıkarken de evi ateşe vermişler” dedi.
Abdullah Eriksiz ise “Bizim evde büyük bir tahribat olmadı ama başka evler harabeye çevrilmiş. Bu hasarları onarıp evimizde kalacağız. Yeniden hayatımıza devam edeceğiz. Kimse bizi yerimizden yurdumuzdan çıkaramaz” diye konuştu.