***
Bilumum 'başka olana' kayıtsız Türk basınını -her ne kadar birbirlerini yiyor görünseler de- kendi içinde bölmeye ihtiyaç duymamalı.
Seçim öncesi Kürtlerin ve sosyalistlerin 'endamı' nasıl ki Akit, Zaman gibi Gülen cemaati finanslı ya da örneğin Sabah gibi finansörü dolaylı yoldan AKP Hükümeti olan yayınları çileden çıkardıysa (lütfen anımsayın; Sivas katliamını ve Tatlıses'in kurşunlanmasını bile Kürt hareketine yıkıyorlardı yahu!), Türk ulusalcısı çevreler için de hedefte daima Kürtler duruyordu. Kürtler örgütlü gücünü yükselttikçe kaleme sarılan Türk basınının, sahiden birbirleriyle mutabık oldukları en derin hususu, Kürtler kaplıyordu.
'Ortak düşmana' karşı birleşenlerden birileri de, -ne yazık ki çalışanları tutuklu bulunan- Oda Tv sitesinin yazarları. Oda Tv yazarı Sinan Sungur, geçtiğimiz günlerde hayli çelişkilerle dolu ve zaten katıksız Kürt düşmanı okuyanın bile 'zorlama' kabul edeceği yazı kaleme aldı.
"PKK eski taktiğe döndü: Siviller de artık hedef" başlığını taşıyan yazıda, HPG'nin bölgede yapılan barajları hedef alması, 'sivile dönük saldırı' diye yansıtılıyor. Kendisini devrimci sayan (sanan) bu 'zatıalileri', artık nasıl devrimciyse, karşı çıkacak başka şey bulamamış ve halkın sağlığını, güvenliğini tehdit eden barajların bir türlü yapılamamasına; baraj kanal yolu için çalışan işmakinelerinin de yakılıp-yıkılmasına, dertlenmiş.
Oysa devrimcilik, tam da bahse konu eylem şekli değilse; örneğini esasen merak ederiz. Toplumun bugününü gasp eden, yarınını muamma bırakan projelere müdahale edenin kim olduğu niçin mühim olsun? Kürtlerin ekonomik yoksulluğu, analarının panzer altında ezilen çocukları ('ezilen ulus' kavramı çocuklarla pratikleştirildi bilmediğiniz o topraklarda), mahvolan ekolojik ortamları orta yerdeyken ses-soluk çıkarmayan sizlerin vicdanı, üç-beş iş makinesi için mi sızladı? Panzerin üzerinden geçtiği çocuğun adını bile hatırlamayan sizler, 'katil panzer' ateşe verildiğinde de alevleniyorsunuz, şimdi de. Bir yarı faşistlik evresi gibi! Ne var ki, böylesi 'halkçı duyarlılığı' ilk kez görmüyorsak da, gördükçe onlar adına utanıyoruz. Aynı canlı türleriyiz sonuçta.
Bay Sinan Sungur, hızını alamamış, yazısında ormanlara zarar verenlerin yine HPG tarafından uyarılmasını da, 'sivile dönük saldırılar' listesine katmış. Ona göre, orman yakmak devletin asli görevlerinden! Espri yapmıyorum; bir mizah dergisi için kaleme alınsaydı, henüz hiç bu kadar nitelikli ironiye rastlamadığımıza, pişman olurduk.
***
Velhasıl, okuduğumuzu anladıysak; 'Kürt toplumunu ve onun nefes aldığı doğayı tahrip etsin de, kimin yaptığından banane' diyen bir telakkiyle, giderek daha sık karşılaşacağız. 'Düşmanımın düşmanı dostumdur' diyen egemenlere, Kürtler de birliğini güçlendirerek ve farklı bakış açılarını değil, aynı duygu ve ihtiyaçlarını öne çıkararak karşılık olmalı; kendilerini hiç yalnız bırakmayan, gücü yettiğince dayanışan sosyalistlerle omuz omuza.
Son söz; ulusalcılardaki AKP karşıtlığının, mevzuya Kürtler dahil olur olmaz itfa edeceğine zaten kuşkumuz yoktu. Kürt hareketinin sivil halkı değil, ona yaşam hakkı tanımayanlara 'nefes aldırmadığından', zerre kuşku duymadığımız gibi.
alibariskurt@yeniozgurpolitika.org