Qamişlo’daki katliama ilişkin yazılı açıklama yapan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, faşist AKP devletinin sürekli tehditler savurduğu Rojava’da bir kez daha vahşi bir katliam yaşandığını belirtti. Eşbaşkanlık, “Öncelikle bu katliamda yaşamını yitiren yurtsever insanlarımıza Allah’tan rahmet ve yaralılara acil şifalar diliyor, şehitlerimizin yakınları ile tüm halkımızın ve dostlarımızın başı sağ olsun diliyoruz” dedi. 

DAİŞ çetesinin Rojava’daki katliamının ilk olmadığını, 26 Haziran 2015’de Kobanê’de 300 sivilin katledildiğini hatırlatan KCK, “Sözü edilen katliamda yer alan çete elemanlarının bir bölümü Türkiye’den Kobanê’ye geçmiş, böylece IŞİD’in faşist AKP devletinin desteğiyle bu katliamı düzenlediği açığa çıkmıştı” diye vurguladı.

KCK, Türk devletinin Rojava Devrimi’ni başından beri boğmak için her türlü kirli yönteme başvurduğunu kaydederek “Bakur’da sürdürdüğü tenkil, tedip ve tehcir uygulamalarını Rojava’ya da kaydırarak her yerde Kürtlerin kanına girmektedir” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, şöyle devam etti: “Kürtlerin burada bir siyasi statüye kavuşmasını kendisi için en büyük tehdit olarak gördüğü için, bu tehdidi bertaraf etmek üzere her türlü çirkinliğe ve çılgınlığa başvurdu. Bu açıdan devrimin başlangıcından beri Rojava’da yaşanan savaş gerçekte faşist AKP devleti ile Kürtler arasında yaşanan bir savaş oldu.


Türk birlikleri Rojava’da

Faşist TC yetkilileri son günlerde yaptıkları açıklamalarda, özel harekât birliklerinin esas olarak Bakûr’da konumlandığını, geriye kalan kesiminin ise Başûr ve Rojava’da bulunduğunu belirtmektedir. Bu açıklama son derece önemlidir. Başûr’da bulunan bu birliklerin nerede konumlandığı az çok bilinmektedir. Buna karşılık Rojava’da bulunan bu birliklerin IŞİD ile iç içe oldukları ve katliamcı saldırıları koordine ettikleri kesindir. IŞİD artık AKP’leşmiş, AKP de IŞİD’leşmiştir. AKP’nin zaman zaman IŞİD karşıtı açıklamalar yapması sadece bu ilişkiyi ve işbirliğini örtmeye yöneliktir. 


Yeni Enfal hareketleri

AKP, AKP’ye bağlı çeteler ve IŞİD tarafından Kürt halkına karşı yeni ‘Enfal’ harekâtları gündemdedir. Qamişlo katliamı bunun habercisidir. Erdoğan’ın diktatörlüğü altındaki TC, oluşturduğu mezhepçi milliyetçi şovenist güruhlarla bir eşkıya devletine dönüşme sürecindedir. Bu gelişme sadece Kürt halkını değil, mazlum Ortadoğu halklarının yanı sıra tüm dünya halklarını da tehdit etmektedir.


Kürt-Arap çatışması

Katliam için hedef seçilenler Kürtler olsa da, bu vahşeti sergileyenlerin amacı yalnızca Kürt halkını sindirmek değildir. Daha da önemlisi, faşist AKP devleti Rojava’da bir Kürt-Arap çatışması yaratmaya çalışmaktadır. Kürtlerle Araplar arasında dostluk ve dayanışmanın gelişmesi, bunun somut ifadesi olarak Suriye Demokratik Güçleri’nin kuruluşu ve bu temelde Arap halkının savunma güçleriyle birlikte Minbic’i özgürleştirme hamlesinin gelişmesi, faşist AKP devletini böylesi alçakça bir planı uygulamaya yöneltmiştir. Faşist diktatör Erdoğan’ın bu konudaki kirli emelleri mutlaka kursağına tıkılmalıdır.


Uluslararası güçler görmeli

Faşist AKP devleti sadece Kürtlere saldırmamakta, katliamcı IŞİD çetelerini kullanarak herkesi teslim almaya çalışmaktadır. Avrupa’da gelişen IŞİD katliamları bunun çarpıcı örneği durumundadır. Rojava’nın insanlığı tehdit eden AKP ve gayri meşru çocuğu IŞİD ile savaşın ön cephesi olduğu ortadadır. Uluslararası güçler burada savaşan kuvvetlerin bu tarihsel rolünü iyi görmeli, bu savaşta yaşanacak bir zayıflığın halklar için bir felaket olacağını bilerek Suriye Demokratik Güçleri’ni sonuna kadar desteklemeli, Mınbic’i özgürleştirme hamlesinin bir an önce sonuçlanması için sorumluluklarını yerine getirmelidir. 


Öz savunma tedbirleri

Kürt halkının bulunduğu her yerde katliamcı güçlerin telin etmek üzere sokaklara dökülmesi gerektiğini de belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “Olası yeni katliamlara karşı öz savunma tedbirlerini hızla geliştirmelidir. Rojava başta olmak üzere Kuzey Suriye’nin özgürleştirilmiş tüm kentlerinde yaşayan halklar seferberlik ruhuyla ve tam bir dayanışma halinde kendini savunmak için harekete geçmelidir. Savaşın daha da şiddetleneceği iyi bilinmeli, herkes savaş ortamında yaşamayı bir yaşam tarzı haline getirmeli, özgürlük için ödenmesi gereken bedeli hafifletmek için her şeyini ortaya koymalıdır.

Acımız büyüktür. Ancak gün ağlayıp sızlayarak acılarımızı hafifletme değil, biriktirdiğimiz acılarımızı düşmanlarımızı kahreden bir güce dönüştürme zamanıdır.” 


BEHDİNAN